Türk ordusunun artan askeri operasyonları halkı kaygılandırıyor. Bombardıman altında, askerlerin baskı ve tehditlerinin gölgesinde hayat sürmek zorunda bırakılan Kürtler, Türkiye kamuoyuna „Köylerimizi terk edecek noktaya getirildik. Sesimizi duyun, bu ateşi durdurun“ çağrısında bulunuyor.
Türk ordusu Van’da 18 Temmuz’dan itibaren operasyonlarına devam ediyor. Çatak’ta yaşanan çatışmalarda darbe alan, kayıp veren TSK ise saldırının hedefine sivilleri de alıyor. 1990’lı yıllarda birçok köyü asker baskısıyla boşaltılan Çatak İlçesi’nde şimdiki hedef ise Kaçit (Kaçêt) Köyü oldu. Narlıköy Karakolu’na yönelik HPG saldırısı ardından köylerinin 4 saat boyunca uçaksavar mermileriyle tarandığını belirten köylüler, suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Gündüz vakti, çoluk çocuk dışarıda iken başlayan saldırının korkusunu halen yaşayan köyün kadınları, topladıkları kurşunları gösterirken, evlere de isabet eden kurşunları işaret ediyor.

‘Şans eseri kurtuldum’
Yaklaşık bin kişilik nüfusa sahip köye yönelik askeri saldırıyı anlatırken, „şans eseri kurtuldum“ diyen Nazlı Tağmen, yaşadığı korkulu anları şöyle anlatıyor: „Karşı tepeye helikopterlerle askerler indiriliyordu. Biz durumun ne olduğunu bilmediğimiz için gün boyu çocuklarla dışarıdaydık. Birden sinek vızıltısına benzer sesler duymaya başladım. Aniden kafamın hemen yanında ateş parlaması ile bir patlama duydum. Bu gürültü ile bayılmışım. Uyandığımda beni eve taşımışlardı.“

‘Kurşunlar altında yangını söndürdük’
Saldırı anında köyde bir panik havası yaşandığını, herkesin kaçışarak evlerine sığınmaya çalıştığını belirten köy sakinlerinden Hacı Karataş, ise „kurşunlardan biri can alabilirdi, şans eseri böyle bir facia yaşanmadı“ diyor.
TSK’nin saldırısından köy mezarlığı da nasibini almış. Mezarlık alanında geniş bir bölüm yanmış ve küçük yarıklar oluşmuş. Mezarlığının yandığı haberini alınca köylülerden bir kısmının oraya giderek yangına müdahale ettiğini anlatan Karataş, „Biz gittiğimizde her taraf yanıyordu. Karşı tepeden gelen kurşunlar arasında ateşi söndürdük ve evlerimize yeniden girdik. Yetişmeseydik köyün hepsi yanabilirdi“ diyerek, çok büyük bir facianın atlatıldığını anlatıyor. 

‘Köyümüzü hedef aldılar’

Narlı Karakolu’nu arayarak durumu anlattıklarını da belirten Karataş, „Ancak saatler sonra kurşun sesleri kesildi. Birçok evin duvarına isabet eden kurşunlardan biri can alabilirdi. Biz saatlerce ateş hattında kaldık. Bu tarafa kimsenin gelmediğini bile bile resmen köyümüzü hedef almışlardı. Bu durumu kabul etmeyeceğiz“ dedi.

‘Kim hesap verecek?’
Köylülerden Pore Karataş ise, duvarda kurşunun açtığı deliği göstererek, „Hemen orada çocuklar oynuyordu. O kurşun duvara değil de çocuklardan birine isabet edebilirdi. Öyle bir şey olsa kim hesap verecekti“ diye soruyor. Topladıkları kurşunlarla suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Karataş, tüm köylülerin isteğinin devam eden operasyonların bir an evvel bitirilmesi ve barış olduğunu söylüyor.

BDP inceleme yaptı
Öte yandan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, İl Genel Meclis Başkanı Semira Varlı, BDP Çatak İlçe Başkanı Ekrem Tuci ile il genel meclisi üyesi ve ilçe yöneticilerinden oluşan bir heyet dün köye giderek olaya ilişkin incelemelerde bulundu, olayın takipçisi olacaklarını söyledi.

Köyler asker ablukasında
Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde devam eden askeri operasyonlar da köylüleri mağdur ediyor. Xurekanaserî (Yukarıgüveç) ve Şişemzin (Serindere) uzun zamandır asker ablukasında. „Yeter artık birileri bizi duysun“ diyerek kaygılı olduklarını belirten köylüler, köylerini terk etme noktasına getirildiklerini bildirdi. Yaklaşık bir aydır köylerinin etrafında konumlanan binlerce askere son zamanlarda özel birliklerin de eklediğini belirten köylüler, „Sürekli asker sevkiyatı yapılıyor. Alçak uçuş yapan uçaklar yüzünden kimi evlerin camları kırıldı. Sürekli korku içinde yaşıyoruz“ diyorlar.

‘Buraları terk mi edelim?’
Güvenlik kaygısıyla ismini vermek istemeyen Yukarıgüveç Köyü sakini şunları belirtiyor: „Adeta askerle iç içeyiz. Her tarafta asker pusuda. Binlerce asker helikopterlerle ve yaya olarak köy çevresine geliyor. Pusu atıyorlar veya aniden köylülerin önüne çıkıyorlar. Hepimiz sabahlara kadar uyumuyoruz, evlerimizde nöbet tutuyoruz. Nefes alamıyoruz, tarlalarımıza gitmekten korkuyoruz, çobanlar askerin korkusundan yaylaya çıkamıyor. Köylerimizi mi terkedelim?“

Türkiye kamuoyuna „sesimize kulak verin“ çağrısında bulunan köylülerin mesajı şöyle: „Türkiye kamuoyu bizim farkımıza varsın. Neredeyse köylerimizi boşaltacağız. Biz köylüler yaşam mücadelesi verirken operasyonlar sonucu her an canımızdan olabiliriz. Yeter artık birileri bizi duysun.“

DİHA/VAN/HAKKARİ