İsviçre Gündemi


İsviçre’nin Bern Büyükelçiliği'nde AKP temsilcisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılamak üzere İsviçre'den Almanya'ya gitmesi nedeniyle, sandıkların bulunduğu odanın açılmaması ve elçilik görevlilerinde yedek anahtarın çıkması hem bir skandalı ortaya çıkardı hem de önemli bir uyarı oldu. Kurallara göre parti temsilcileri dışında kimsede anahtar olmaması ve parti temsilcilerinin tümünün bulunduğu bir anda sandıkların kitlendiği odanın açılması gerekir. AKP temsilcisinin yurdışına çıkmasından dolayı açılamayan odanın yedek anahtarının elçilik yetkililerinde çıkması, hem bir skandal, hem de oyları değiştirme amacı dışında hiçbir anlama gelmeyecek bir seçim hilesidir. 

HDP temsilcisinin duyarlılığı sayesinde tutanaklara geçen ve HDP Genel Merkezi tarafından da YSK’ye bildirilen olay, belkide bütün Avrupa ülkelerinde kurgulanan bir planın açığa çıkmasına neden oldu. Olayın açığa çıkması, olası skandalların yaşanmayacağı anlamına gelmiyor, aksine birilerinin yurtdışı oylarını hesabına yazmak için organize olduğu ve bu çabasından asla vazgeçmeyeceği anlamına geliyor. Bu anlamda parti temsilcileri her an hile yapılacakmış gibi tedbirli olmak durumundadır. Daha da ileri gidersek, düzen partilerinin 'HDP birinci olacağına her hangi diğer bir parti olsun' mantığına karşı en fazla uyanık olması gerekenler HDP temsilcileri olmalıdır. Eğer partililer isterse kurallara göre oyların tutulduğu odalar 24 saat kameraya alınabilir ve kimsenin buna itiraz etme hakkı yoktur. Bu HDP dışındaki partilerin de temel sorunu olmalıdır. Zira HDP’nin Avrupa'daki yüzde 1'le barajı geçebileceği, diğer partilerin yüzde 1 ya da ikilerle koalisyon kurabilecekleri ve belki de Türkiye’nin geleceğini belirleyebilecekleri unutulmamalıdır. 

Gelelim İsviçre’ye. YSK’nin rakamlarına göre bu küçük ülkede 91 bin 647 seçmen bulunuyor. HDP’nin hedefi ise 32 bin oy. Seçmen sayısına bakıldığında HDP’nin rahatlıkla hedefine ulaşabileceği söylenebilir. Fakat bunun için en az 32 bin kişinin oy kullanması, sandığa gitmesi gerekiyor. 7 Haziran Seçim Platformu bu anlamda iyi çalışıyor ama sadece işi platformun omuzlarına yüklemek, hedefe ulaşamamızda büyük riskler oluşturuyor. 

Bir örnek davranışı bu köşeye almak istiyorum. Basel’da kalan Bülent Pekerman Facebook sayfasından her Pazar 4 kişiyi özel arabasıyla Zürih’e oy kullanmaya götüreceğini ve gitmek isteyenlerin kendisine başvurmasını istediğini duyurdu. Yani herkes bir seçim görevlisi gibi çalışamazsa ve barajı geçemememiz Avrupa'dan alınması gereken oyları almamış olmamıza endekselinirse çok büyük acılar ve pişmanlıklar yaşıyacak ama geriye dönme şansı bulamayacağız. Yani bir anlamda çözüm sürecine, demokrasiye, Alevilere, işçi ve köylülere, dışlanmış azınlıklara, kadınlara, çocukların geleceğine ipotek koymuş olacağız. 

Buna hakkımız yok. 

Buna hakkın yok. 

Buna lüksün de olamaz….