Bülent Ersoy hanımefendi haftaiçinde ‘’ölüm yerine çözüüüüüm’’ dedi.
Sözkonusu Türk aydını, sanatçısı olunca savaşın en çok kızıştığı, can kayıplarının arttığı, toplumsal reflekslerin milliyetçilikle uyarıldığı bir dönemde böyle açık bir dil kullananı az bulunur. Hem de AKP seçmeni olduğunu söyleyerek.
Bülent hanımefendi, ataerkilliği iliklerine kadar yaşayan bir toplumda, sanatıyla önyargıları kırmış ve hayatı kendini gerçekleştirme, var etme mücadelesiyle geçmiş birisidir. Kendisi de diyor, biraz sevimsizdir. Bayağı bir huysuzdur. Gelgelelim büyük bir sanatçıdır. Klasik Türk müziğinin gelmiş geçmiş en büyük solistidir.
‘’Oslo’ya da gidilir, Bursa’ya da gidilir, uzaya da gidilir’’ diyor.
Haklı.
Aslında Bursa dururken ne Oslo ne de uzaya gidilmesine gerek yok.
Niyet çözüm olsun yeter ki.
***
Aydın ve sanatçılar toplumun vicdanıdır.
Son dönemde bu emekli askerler, klasik diplomatlar ve sonradan olma stratejistler televizyon kanallarında nasıl daha iyi savaşılırı, nasıl daha iyi mücadele ediliri tartışıyorlar. BDP’lilere, Kürtlere yakın duran aydınlara da adı konulmamış bir ambargo uygulanıyor. Savaş dili tüm medyaya hakim olmuş durumda.
Ama bakın Bülent Ersoy hanımefendinin tek bir demecinin yankısı bütün bu savaş destekçilerinden, kalekolculardan, süper kobracılardan daha gür çıkıyor. Daha fazla yankı buluyor. Daha fazla tartışılıyor.
Savaşın kazanılacak bir maç değil bir ölüm oyunu olduğunu anlatıyor çünkü.
‘’Ölüm yerine çözüüüüm’’ diyor.
***
Ben hala tüm kalbimle insanların savaş istemediğine inanıyorum. Kimse zulme karşı başkaldırıyı yerdiğimizi sanmasın.
Ama şu da bir gerçek ki kimse savaşı barışa tercih etmez.
Türkiye’deki eksiklik bu suskun barış iradesinin çözümün gelişmesi için bir baskı aracına dönüşmemesidir.
Türkiye’deki üst yapı savaşı ajitasyon için kullanır, siyaseti onun üzerinden şekillendirir, büyük ekonomik rantları paylaştırır ve kendisinin savaştaki kaybı minimum seviyenin de altındadır.
Buna karşın bedeli fakir ve ortakesimlerin çocukları öder.
Ancak barış sesi daha gür çıktığı zaman bu üstyapının eğilimleri değişebilir. Barışa çok yaklaşıldığı her sürecin başarısızlıkla sonuçlanıp savaşın yeniden boyutlanması kaderin bir oyunu, kötü talih falan değildir.
Bülent Ersoy hanımefendininkinden daha gür bir sesi bulmak zor olsa da barış için daha çok sesin buluşması lazım. Daha çok savaştan daha çok yıkımdan bahsedildiği bugünlerde bu sorumluluk hepimize düşüyor.