Adalet her zaman insanın yüreğini ferahlatıyor. Hele doğru dürüst işlerse. Belki ölseniz bile ‘Öldüm ama işte adalet yerini buldu’ diyebiliyorsunuz. Yani muhtemelen diyebiliyorsunuzdur hiç ölmedim ama.
İşte ölümden sonra yaşam var mı yok mu tartışmalı ancak ölümden sonra adalet var işte size kanıtı BBC’de bir haber; „ABD’nin California eyaletinde bir askeri mahkeme, 2005’te Irak’ta silahsız 24 sivilin öldürülmesiyle ilgili davada bazı suçlamaları kabul eden çavuş Frank Wuterich’in rütbesinin tenzil edilmesine karar verdi. Askeri savcılık, mahkemeyle anlaşarak görevi ihmal suçlamasını kabul eden Wuterich’in üç ay hapis cezasına çarptırılması, rütbesinin tenzil edilmesi ve maaşının üçte iki oranında azaltılmasını istemişti.“ İŞTE BU.-Burada üç nefes alacak şekilde duraklıyorsunuz ve tekrar ediyorsunuz- İşte bu. Haber devam ediyor; „Ancak mahkeme, sadece Wuterich’in rütbesinin düşürülmesi tavsiyesinde bulundu. Mahkeme, hapis cezasıyla, eşinden ayrıldığı ve 3 çocuğa bakmak zorunda olduğu için Wuterich’in maaşın düşürülmesine onay vermedi.“
Olsun. Cezasını gördü çavuş Wuterich. Rütbesi düşürüldü. ABD hiyerarşi sıralamasını bilmiyorum ama herhalde çavuş rütbesi düşürüldüğünde onbaşı ya da genelkurmay başkanı filan oluyordur. Ölen 24 sivilin ruhları şad olmuştur. Aralarında yaşlılar, kadınlar, çocuklar ve tekerlekli sandalyede olan bir hasta vardı. Hepsi, şimdi doyurulmuş kamu vicdanı içinde, gökyüzünde bulutlar arasında huzur içindedirler herhalde. ABD ordusu askerleri, bir daha dünyanın herhangi bir tarafına, mesela demokrasiyi korumak için filan gittiklerinde, bu ceza akıllarından çıkmayacaktır. 24 kadar sivil, hele içinde kadın, yaşlı varsa, biri de tekerlekli sandalye de hasta ise öldürmeyebilirler çünkü sekiz de bir de olsa rütbeleri düşürülebilme olasılıkları var. Neden derseniz, bu yargılamada sekiz askerden sadece biri ceza aldı ama bu dehşetli ceza, bir ‘adaletin tecellisi’ olarak tarihe geçeceği için, caydırıcılığını mutlaka gösterecektir. Hep beraber bağıralım şimdi görsün gününü; Onbaşı Wuterich!, Onbaşı Wuterich!
Bu cezayı veren mahkemenin, acımasız savcısı, Wuterich’in arkadaşının bombayla paramparça olmasına tanık olduktan sonra kontrolünü kaybederek, emrindeki askerleri olay yerinin yakınlarında bulunan evlere gönderdiğini söylemiş. Yani onlar da ABD askeri öldürmüş. Her ne kadar öldürülenler, öldürenler olmasa bile, bir haklı gerekçe var ortada. Bu nedenle bir parlamento, yıllar sonra ‘bu katliamdır’ gibi bir karar almaya kalktığında, bombalamada ölen askerin torunu, ortaya çıkıp, ‘onlar da benim dedemi öldürdü’ diyebilir ya da o karar veren parlamentonun katliamları sıralanabilir ki çok şükür hiç bir devlet yoktur tarihinde katliamlara imza atmamış. İşte bütün bunlara rağmen, verilen bu ceza, bir demokrasi örneği, ibretlik ve başta söylediğim gibi insanın içini ferahlatan bir cezadır.
Biraz önce okudum ki Sabah gazetesi; ‘PKK, Uludere’den 6 ceset kaçırdı’ iddiasında bulunmuş. Yani bir gerekçesi vardı bombalamanın. Bence bu iddiaya gerek yoktu. Geçenlerde ‘Azınlık Raporu’ filmini izlemiştim. Film 2054 yılında geçiyordu. Henüz suç işlenmeden, gelecekteki suçu görüp, suçlu tutuklanıyordu. Bu filmden yürüttüğüm şöyle bir önerim var Sabah gazetesine, haber şöyle olmalıydı; ‘Uludere’ de gelecek üç sene içinde, terörist olacak, 6 militan ölü olarak ele geçirildi...’
Bütün devletler katildir bazıları daha çok...