Kadın sesinin, erkekle aynı sofrada oturmasının dahi yasaklı olduğu bir dönemde kapalı kapılar ardından, “Ne olursa olsun Kürt kadının acısını, sevincini haykıracağım” diyen ve dengbêjlik kültürü yaşasın diye çalışmalar yapan Gazin’i ailesi ve arkadaşları anlattı.
Kürt dengbêjlik geleneğine büyük emekler veren Dengbêj Gazin (Rukiye Kızıl), geçirdiği beyin kanamasının ardından 21 Ağustos sabahı hayatını kaybetti. Ölümü sevenlerini derinden üzerken, söylediği kilamlar dilden dile söylenmeye başlandı.
Gazin, Anadolu Kültür Derneği’nin 2014 yılında “Ermenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Destek Programı” kapsamında gerçekleştirdiği Kadın Dengbêj ve Aşıklar Projesi konserinde Ermeni Aşık Leyli ile seslendirdiği kilamlar ve birçok etkinlikte söylediği parçalarla tanınıyordu. 20’ye yakın kendi bestelediği kilamların yer aldığı kitabı okuyucuyla buluşmayı hedefliyordu.
Gazin, küçük yaşlarda eril zihniyetin uzun yıllar boyunca yasakladığı ‘kadın sesini’, kapalı kapılar ardından haykırarak dengbêjliğe başlar. Devletin göç politikasından dolayı doğduğu Bedlîs’in Tetwan ilçesine bağlı bir köyden önce merkezine, ardından evlendirilince Wan’a taşınır. Çocuk yaşta hiç tanımadığı bir erkekle evlendirilen Gazin, yaşamın her alanında uğradığı baskılara karşı kilamlarıyla cevap olmaya çalışır.
‘Kürt kadınını haykıracağım’
Ölümünü kabullenemeyen arkadaşları ve ailesi, Gazin’ı Kürt kültürüne ait adeta bir arşiv niteliği taşıyan evinde, eşyalarına dokunarak anlatıyor. “Kadın sesinin yasaklı olduğu, erkekle aynı sofrada oturmasına dahi izin verilmeyen bir dönemde Gazin kilamlarıyla başkaldırdı” diyen çocukluk arkadaşı Perihan Çaçan, “Çok acılar çekti, hep ‘ne olursa olsun ben Kürt kadının acılarını, sevinçlerini kilamlarla haykırmaya devam edeceğim’ diyordu” diye kaydetti.
Kilamlarıyla ölümsüzleşti
Çocukluk yıllarını beraber geçtiğini belirten Çaçan, “Onunla geçirdiğim her gün çok değerliydi. Devletin, erkeğin tüm yönelimlerine rağmen kilamlarını söylemeye devam etti. Ayşe Şan ve Meryem Xan onun idolüydü. Onlar gibi büyük bir dengbêj olma iddiası vardı. Erkeğin, ‘kadınlar şarkı söylememeli’ dediği bir dönemde, kilamlarını kapalı kapılar ardından seslendiriyordu. Kilam söylerken kalp krizi geçirdi. Kilamla yaşadı, kilamla öldü, kilamlarıyla ölümsüzleşti.”
Eskilere yeni şeyler ekledi
Zülfinaz Tan da bir an olsun kızı Gazin’in fotoğrafını elinden bırakmadan, “10 kardeşlerdi. En büyük kızımdı. Çok çalışkandı. Tüm kardeşlerine annelik yapıyordu. Babası da, ben de kilam söylerdik. Dengbêjliğe karşı çok ilgiliydi. Bize sürekli geçmişte hangi kilamları söylediğimizi sorardı. O kadar iş yoğunluğu arasında bizden aldığı kilamları ezberler, yeni sözler katarak okurdu” dedi.
Odasına kapanır, kilam söylerdi
Kardeşi Asya Kılıçaslan ise Gazin’ı şu sözlerle anlattı: “Küçüklüğünden bu yana köyde hiçbir düğün onsuz geçmezdi. Çok çalışkan ve mücadeleciydi. Paylaşımcıydı. 14 yaşında tüm karşı çıkışlarına rağmen evlendirildi. Her gün saçlarını tarar, en güzel elbisesini giyer, tüm karşı çıkışlara rağmen odasına kapanır, kilam söylerdi. Şu an çok üzgünüm, söyleyecek söz bulamıyorum. Acısı çok taze.”
Dengbêjlik kültürü yaşasın diye…
Gazîn’i biran olsun yalnız bırakmayıp aldığı tüm kararlarında onu desteklediğini belirten dengbêj Saide Okyayatan ise “İlk defa kadın dengbêjler olarak Wan’da Dengbêj Evi açtık. Beş kadınla açtığımız evde Kürt kültürünü geliştirmek amacıyla kilamlar okuyorduk. O çok mütevaziydi. Bana hep ‘sen benden daha güzel söylüyorsun’ diyordu. Birçok programa birlikte gittik. Eril zihniyetin tüm kontrol altına alma politikalarına başkaldırıyordu. Gazîn, kendi imkanlarıyla genç kadın dengbêjler eğitmeye başladı. Ben de katıldım. Onun tüm kaygısı, biz öldükten sonra da dengbêjlik kültürünü yaşatmaya dönük oldu. Bunu başardı da. Birçok genç kadın eğiterek bunu sürdürdü” diyerek duygularını dile getirdi. n JINNEWS/WAN