İttihat ve Terakki’nin ideoloğu Gökalp’ın; "Düşman ülkesi viran olacak, Türkiye büyüyüp Turan olacak" demesinin üzerinden neredeyse yüzyıl geçti onun deyimi ile ne "Düşman ülkesi viran oldu" ne de "Türkiye büyüyüp Turan oldu." Böyle olmamasına rağmen bu hülya geride kalan İttihatçı damarlarda halen dönüp dolaşıyor.
Peki, ne oldu? Bu hülyanın sonunda önce Osmanlı küçüldü, Anadolu topraklarında yaşayan Êzîdîler, Süryaniler, Ermeniler ve Rumlar kovuldu. Bu halklar kovulurken yanlarında götürdükleri kültürleri de yok oldu. Kültürler yok oldukça bu coğrafya daha da küçüldü.
Mahşerin üç atlısı Enver, Talat ve Cemal’in bu topraklara düşen laneti yüzyıldır katı askeri ve politik bir yönetim sistemi ile elinde kılıç muhaliflerini terbiye etmekten öteye geçemedi. Anadolu’nun her karışı kana bulandı ve toprak lanetlendi. Böylece İslam dışı topluluklar büyük Turan hayali uğruna yok edildi. Geride İslam dışı topluluklar kalmayınca bu sefer de kendi içindeki muhaliflerine yöneldi ve yaklaşık yüzyıldır yaşanan Kürtlerle kavga başladı. İslamiyet’te Müslüman öldürmek caiz midir de Kürtlere ölüm reva görülüyor?
Öyle sanıyorum bu topraklarda hiçbirimiz tarihsel belleğe onu "anlama" üzerinden bir yaklaşım ile yaklaşmıyoruz. Mesela; Êzîdîleri, Ermenileri, Süryanileri, Rumları, Kürtleri, Alevileri ve Türkleri "anlama"ya çalışmıyoruz. Bu halklara ve topluluklara musallat olan lanetleri görmüyoruz. Elbette "anlama"dan kastettiğim sırtlarının sıvazlanması değil. Bunların ruhsal, zihinsel ve duygusal bütünlükleridir. Bu halkların ruhsal, zihinsel ve duygusal bütünlüklerinde hangi kırılmalar yaşandı da bunlar bu kadar uzaklaştı birbirinden diye sormuyoruz.
Nasıl oldu da cennete gitmek için elindeki nacakla yedinci gayri Müslim’i öldürmek için arayanlar çıktı. Ve ne oldu da çağımızda bu psikotik ruh elinde kılıçla aramızda tekrar dolaşmaya başladı? Hemen şunu söyleyeyim bu ruhun yeninden hortlamasının altında; büyük Turan ve totaliter İslam hayalinin olduğunu biliyoruz.
Bu lanetler, yüzyıl önce cennete gitmek için elinde nacakla yedinci gayri Müslim’i arıyorlardı. Bugün de cennete gitmek için boyunlarına anahtar ve kaşık asıyorlar, cinsel organlarını da çelikle kaplatıp kendilerini canlı bomba yapıyorlar. Elbette bu ruh halinin normalliğinden söz etmek normal bir ruh hali değildir. Çünkü öte dünyada şehvete kavuşmak için insan öldürmek normal ve sağlıklı bir ruh halinin yapacağı bir eylem değil.
Ve politik aktörler her zaman bu tip psikotik ruhları kolayca bulur ve kendi tabanlarını korkutmak ve sindirmek için kullanır. Düşman ve iblis yaratma bu yönetimlerin kullandığı temel aparatlardır. Bunların amacı yaşatmak değil öldürmektir.
Ermeni Soykırımında İttihatçıların hapishanelerinden çıkarttıkları suçlulardan faydalanması sanırım en iyi örneklerdendir. Bugün yine IŞİD çetesine baktığımızda da aynı yönetimin kullanıldığını görmekteyiz. IŞİD çetesinin kurucu aklının da Enver, Cemal ve Talat’ın yöntemlerini kullandığını söylemek sanırım yanlış olmasa gerek. Buradan şöyle bir akıl yürütme yöntemi de kullanabiliriz ya da komplo teorisi, İttihatçılar yüzyılın başında Turan'ı almak için harekete geçti ve küçülerek geri çekildi. Bugün yine büyümek için Ortadoğu coğrafyasına göz diktiler. Kullandığı aparatlara bakıldığında bu akıl yürütmenin ve komplo teorisinin çok da saçma olmadığını görmek mümkün.
Özellikle de neo- ittihatçıların istihbaratı ve topal yürüyen siyasi ayağı ile bugünkü iktidarla kader birliği yapmasını görmezden gelemeyiz. Elbette hayal kurmak güzeldir, "Büyük Turan olmadı, büyük Ortadoğu" olsun hayalini kurmak da buna dahildir. Ama körleşirseniz, tarihsel hafızanız zayıflamışsa ya da reel politika yapma kabiliyetinizi yitirmişseniz hayalinizin kâbusa dönüşmesi hep olasıdır. Yüzyılın başında bu hayalin sonuçlarını herkes gördü. Çağımızda bu rüyayı yeniden canlandırmak sadece deliliktir. Kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyecektir. Elbette delilerin de hata yapma hakları vardır. Ne de olsa bunların cezai ehliyetleri yoktur.