
Aralarında Van'ın da bulunduğu 13 kentin büyük şehir yapılmasına yönelik yasal düzenlemenin Meclis'te geçmesiyle ilgili TMMOB Van İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Şemsettin Bakır yazılı bir açıklama yaptı. İçişleri Bakanlığı'nın Urfa, Denizli ve Malatya'nın büyükşehir yapılacağı bunun için de 750 bin kişilik nüfus şartı kaldırılacağının duyurulmasından sonra İMO Van Şubesi'nin 25 Ağustos 2010'da bir kampanya başlattığını ve 20 bin 702 kişinin bu kampanyaya destek verdiğini belirten Bakır, yapılan bütün girişimlere rağmen yasal düzenlemeye sevinemediklerini dile getirdi. Bakır, "Bu düzenlemeyle hâlihazırda yeterli hizmet veremeyen belediyelerin az sayıda personel ile genişleyen bir coğrafyaya hizmet götürmesi mümkün görülmemektedir. Belediyecilik anlayışının asfalt, kaldırım ve temizlik yapmaktan ibaret olmadığı günümüzde, belediyelerimizin hem teknik hem de yetkin insanların eksik olması bu kadar geniş yelpazede hizmet vermesi güç olacaktır. TBMM'den alelacele geçirilen ve ilgili kurumların, belediyelerin ve meslek örgütlerinin görüşleri alınmadan hazırlanan Büyükşehir Belediyesi Kanunu Tasarısı'yla demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yerel yönetimlerin sayısı azaltılarak merkezi otorite daha da güçlendirilmekten öteye gitmemiştir" dedi.
Belediyesi sayısı yüzde 60 azaldı
AKP iktidarı döneminde belediye sayısının sürekli düşürüldüğü belirtilen açıklamada, "2000 yılında belediye sayısı 3 bin 228, 2010 yılında 2 bin 950 ve TBMM'den geçen son düzenlemeyle bin 591 belediye daha kapatılmakta, belediye sayısı bin 359'a inmiştir. Bu sayıya yeni kurulan ilçe belediyelerinin eklenmesiyle sayı bin 384 olmuştur. Bu durum iktidarın 10 yılda belediye sayısının yaklaşık yüzde 60 azalması anlamına gelmektedir" denildi. Öngörülen sistem ile yerel yönetimden vazgeçilerek, merkezi otoritenin daha fazla güçlendirildiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Yerel yönetimler Anayasa'da il özel idaresi, belediye ve köy olarak sayılmaktadır. Kapatılan il özel idaresi yerine 'Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi' adı altında Anayasa'da yer verilmeyen yeni bir yapılanma öngörülmektedir. Belediyelerin kapatılması, köylerin mahalleye dönüştürülmesi yereli yok sayan, yerel yönetimleri kapatan ve etkisizleştiren, merkezileşmeyi yoğunlaştıran bir modeli öngörmektedir. Ölçeğin genişlemesi, demokrasinin gelişmesine değil, kontrol adına otoritenin artmasına yol açacaktır. Merkezi idarenin, yerel yönetime doğrudan müdahalesini olanaklı kılan bu yeni yapılanma ile merkezileşme güçlendirilmektedir. Yerel yatırımlara yönelik karar ve tercihlerin belirlenmesinde etkin rolü olan seçilmişlerin oluşturduğu il genel meclisleri yerine idarenin atanmışları geçecektir. Bu yasa değişikliği ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 'yerel yönetimlerin sınırlarında, bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz' ilkesine açıkça aykırıdır."
Yerel yönetimler kültürünü yok ediyor
Söz konusu düzenleme, demokrasinin geliştirildiği iddialarının aksine yerel yönetim kültürünün silinmesi anlamını taşıdığı belirtilen açıklamada şunlara dikkat çekildi: "Yerel yönetim birimlerinin kapatılmasıyla belediye hizmetinin en yakın ilçe merkezinden karşılanacak olması hizmete erişimi ve kararlara katılımı neredeyse imkansız hale getirmektedir. Ayrıca, il özel idaresi yerine yeni oluşturulan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi ile merkezi idarenin sınırsız yetkisi bir kez daha genişletilmiştir. Yapılan bu düzenlemeler birlikte okunduğunda, günümüzde İl Genel Meclisi aracılığıyla, seçilmiş yerel karar vericilere ait olan, yerel yatırımlara yönelik bazı karar ve tercihler, doğrudan merkezi idarenin atanmış görevlilerine alınmaktadır. Bu durum yerelleşme iddiaları açısından önemli bir tezattır. Sınırsız kontrol tutkusu nedeniyle sadece yetki sınırını genişletme amacıyla yapılan bu düzenleme, belediye sınırlarına uzak yerlerde yaşayanların hizmet almasını zorlaştırarak bazı kesimlere ulaştırılmasını neredeyse imkânsızlaştırırken, bir yandan da su, kanalizasyon gibi hayati önemde olan hizmetler pahalılaşacaktır. Yerleşmelerin tarihiyle, kültürüyle bağdaşmayan, tepeden inme kararlarla ilçelerin, belediyelerin parçalanması, ortadan kaldırılması orada yaşayanların aidiyet duygusu yok edilerek kendi tarihlerinden ve kültürlerinden uzaklaştırılmasını amaçlamaktadır. Yasa ile köylü kendi yaşam alanı üzerindeki tüm yönetim haklarını kaybetmiştir.''
ANKARA