Bu adamın kurtuluşu yok; Kürdistan’dan korkuyor.
Seruma bağladığı Barzani’dan korkmadığını iddia etmek de mümkün değil.
Sırtını dayadığı Putin’den ağır bir darbe alması yüksel ihtimal dahilinde.
Tokatın birini Amerika’dan, bir diğerini İran, daha bir başkasını Esad’dan yiyebilir.
Ortadoğu Politikası’nı dizayn gücünü kaybetmiş bir Erdoğan Rejimi var; o da Ortadoğu Politikası’nın kurbanları arasına karıştı.
Dünya politikasında Erdoğan Rejiminin yeri, "Devletlerarası Politika" çerçevesi dışında seyrediyor.
Erdoğan’a Cumhurbaşkanı olduğunu unutturan o kadar devasa diplomatik gelişme oldu ki; O, sonunda, "Pasaportum varsa, istediğim ülkeye giderim" diyecek kadar, ümitsizleşen bir "Lufhansa Yolcusu" gibi konuşmak mecburiyetinde bırakıldı.
Türk Bakan, Hollanda’dan kovuldu.
Türk Dışişleri Bakanı, Hollanda’ya sokulmadı.
Hangi pazarlıklar yapıldığı aşikar olmamasına rağmen, Batı Avrupa kapıları kapandı.
Aynı döneme denk geldi: Putin’in kapıları Erdoğan Rejimine açması.
Ve hemen sonrasında, Rusya’nın müttefiği ve Erdoğan’ın "ezelli düşmanı" İran devreye girdi ve eskilerin unutulmasını, Türkiye ile iyi ilişkiler kurulmasını önerdi.
Türkiye, şantaj çıtasını yükselterek, NATO’dan çekileceğini ima etti.
Oyunun bu perdesinde, eğer Erdoğan Rejimi, Rusya Bloku’na "dahil" bir manevra çizerse, Rusya ve İran kıskacında "can çekişen" ve iyileşmesi mümkün olmayan "komadaki adam"; NATO’da kalırsa, iyileşmesi mümkün olmayan "hasta adam" olacak. Sonuç aynı. Batı yakasında ömrü biraz uzayacak olan Erdoğan Rejimi, sonunda çökecek.
Çünkü, bu rejimin başı olan o adam:
Gölgesinden korkan, onlarca gizli istihbarat elemanının gözleminde olmayan hiç kimseye güvenme şansı olmayan, kendisini yarattığı sistemin "Saray Zindanı"na mahkum eden adam!
Son dönemde, Erdoğan’ın "Goebbels"i gibi lanetli bir rolü üstlenen "Tunceli’li" Kılıçdaroğlu’yu bir tarafa bırakalım.
Türkiye’deki geniş emekçi kitleler ve onurlu yaşamak isteyenler Erdoğan Rejimi’ne "Hayır" diyecekler!
Bu O ve rejiminin yenilgisi olacak.
Nihayi yenilgiyi Kuzey Kürdistan’da yaşayacağına inanıyorum.
Newroz kutlamalarının eşiğindeyiz.
Konrt-Gerilla Bakanı Soylu, Kürdistan kentlerinde "soykırım" yapılması için genelge göndermiş.
Çin Devrimi’nden tanıyoruz: "Gerilla Kaynakları’nın kurutulması" gibi bir stratejiye denk düşüyor: Deniz’i kurutmak!
İçinde imha var;
Katliam var;
Kırsal alanlarda yaşayan ve Kürt kimliğine sahip olanların mallarına el konulacak.
Erdoğan rejimi, Newroz’a kadar şimdiye kadar uygulanan yüksek gerilimli şiddet politikasını, genişleterek sürdürecek.
Ancak tüm bunlar olurken, Erdoğan ve rejimini Türkiye’deki geniş emekçi kitlelerin ve Kürdistan’daki halkın "Hayır"ından kim kurtaracak?
Erdoğan Rejimini ve O’nu bugüne dek destekleyen emperyalist politikaya "dur" diyecek dinamikler, Türkiye’de ve Kürdistan’da. Sonuçta:
Karşıtlarını katlederken Tiran, bir rejimin sonunu da getiriyor;
Kürdistan’ın Nemrut’unda buzlar çözüldüğünde, sonu gelecek bir rejim!