
Fırat’ın Gazabı, Raqqa’nın özgürlüğü
2. BÖLÜM
Çetelerin büyük önem verdiği Caber’de QSD güçleri, büyük bir direniş ortaya koydu ve halkı özgürlüğüne kavuşturdu. Komutanlardan Leşker Rojhilat, “Kobanê Direnişi nasıl tarihe not düşüldüyse, Caberlerdeki direniş de tarihe mutlaka yazılmalı” diyordu.
Fırat’ın doğusuna doğru Xemgîn Amed ve Agirî Pizot ile yola koyuluyoruz. İstikamet, 44 günlük operasyon süresince isimlerini çokça duyduğum Doğu ve Batı Caber köyleri. Savaş sürecinde tam 7 kez çetelerin yeniden işgal etmek için kapsamlı saldırılar düzenlediği bu köylere bazen asfalt bazen de tozlu, uçsuz bucaksız sarı tonlardaki toprak yolları arşınlayarak ilerliyoruz. Biz ilerledikçe çetelerin Doğu ve Batı Caber köylerini tekrar işgal etme isteğinin de sır perdesi aralanmaya başlıyor. Birer gün arayla kurtarılan bu köyler, Sevra Barajı ve hemen ardındaki Tebqa kentine yakın mesafede.
Tebqa ve baraj civarı, çetelerin son savunma hatları. Çeteler, resmi internet sitelerinde, “Burada ölüm kalım savaşçı vereceğiz; ya QSD burada yok olacak ya da biz yok olacağız” demişti. Dolayısıyla buradaki savaşın kolay olmayacağı, QSD bileşenleri tarafından iyi bilinip ona göre hamle yapılmıştı.
Birbirine 2 kilometre uzaklıkta bulunan bu köylere yaklaştıkça uzun bir hat boyunca dizili araba lastikleri dikkatimizi çekiyor. Çeteler bu lastikleri keşif ve savaş uçaklarına karşı korunmak amacıyla kullanıyor. Araba lastikleri ateşe verilerek gökyüzünde duman tabakasının oluşması sağlanıyor. Yükselen siyah dumanlar sayesinde çeteler, rahat hareket edebileceklerini düşünüyor. Ancak Eylem Odası savaşçılarının çetelere bu araba lastiklerini yakma fırsatı dahi tanımadığını öğreniyoruz. Öyle ki uzun bir silsileden oluşan araba lastiklerinin pek azı yakılabilmiş.
Çetelerin mayın tarlası
Çeteler, keşif ve savaş uçağına böyle bir yöntemle karşı koyarken, karadan ise araziyi mayınlarla dolduruyorlar. Tarıma elverişli alüvyonlu, bereketli ve düz araziler, çetelerce sivillerden zorla alınarak neredeyse mayın tarlasına dönüştürülmüş. Şimdiye kadar çetelere karşı QSD güçlerinin başlattığı tüm özgürlük yürüyüşleri zaferle sonuçlanırken bu ilerleyişi durdurmak veya zaman kazanmak amacıyla çeteler, basmalı, çekmeli ve sensörlü mayınlar döşemişler her yere. QSD güçlerine bağlı bomba imha uzmanı ekipler, sivillerin can güvenliğini sağlamak amacıyla mayın tarlalarında temizlik çalışmalarını sürdürüyor.
Yenilginin simgesi
Çatışmaların yoğun olarak yaşandığı, günler ve gecelerce devam ettiği alanlara yaklaştıkça savaşın izleri daha da belirginleşiyor. Doğu ve Batı Caber köylerinin kuzey yakasından geçen asfalt yolda 25 Aralık günü DAİŞ çeteleri, yolun hemen sağında bulunan QSD noktasına zırhla güçlendirilmiş bomba yüklü araçla saldırı düzenlemek istemiş; ancak QSD noktasına 50 metreden daha az bir mesafeye ulaşan çete aracı, Piling isimli savaşçının B7 (Bisving/roketatar) güllesiyle imha edilmiş. Aracın enkazı halen caddenin sol tarafında çetelerin yenilgisinin bir simgesi olarak duruyor.
Leşker Rojhilat’ın sözleri
Köyün içine girdiğimizde bölgeye sinen barut kokusu ve duvarlardaki mermi izleri, çatışmaların yaşandığı o günleri anlatmak istercesine karşımızda duruyor. İlk olarak Doğu ve Batı Caber köylerinin suya bakan yüzünde bulunan ormanlık alana doğru yöneliyoruz. Ormanlık alanda çetelere ait iki eski eğitim kampı bulunmuş. Bu eğitim kamplarında çetebaşlarına ait iki karavana, çadır ve eğitim araçları da varmış. Ayrıca bölgede çetelere ait çok sayıda tünel de bulunmuş.
Özgürlük savaşçıları çetelerin bölgedeki son savunma hatlarına dayandığında buralarda çetelere ait eğitim kampları ve tünellerin olduğu ve yoğun mayınlamanın yapıldığı bilgisine ulaşsalar da bunların nerede olduğunu bilmiyorlardı. Bilinmeyeni tespit etmek zordur fakat ilerlemek için bulmak kaçınılmazdır. Türlü badirelerle karşılaşılsa da “Kabe’ye yürüyen karınca” misali “Hiç değilse yollarında ölürüm” öğretisiyle bu kutsal topraklar, çetelerin bıraktığı izlerden temizleniyordu. Burada çetelerin ölüm dümeni kırılarak zorbalıkları nihayete erdirildi. Caberlerde yaşanan direnişe dair konuştuğumuz cephe komutanı Leşker Rojhilat, “Kobanê Direnişi nasıl ki tarihe not düştüyse, Caberlerde yaşanan direniş de tarihe mutlaka yazılmalı” diyordu.
Direnişin öyküsü…
Çeteler, ilk olarak Batı Caber’den çıkarılacaktı. Burada yaşanacak savaşın sıradan geçmeyeceğini iyi bilen savaşçılar, tüm hazırlıklarını ona göre yapmıştı. 20 Aralık’ı 21’ine bağlayan gece saat 03:00’da sessizlik içerisinde gecenin karanlığını delerek yola koyulmuşlar. Birbirine 500 metre uzaklıkta önce iki kol devreye girmiş. Bu grupların birine Givara Kobanê, diğerine de çeteleri her yere serişinde cihazdan tekmille moral veren ve son ana kadar çarpışarak yaralandıktan sonra yaşamını yitiren Şervan Efrîn kol komutanlığı yapıyordu.
Köye kuzeyden yaklaşan gruplardan biri, Fırat suyuna yakın tepecikten aşağı ağaçların sık olduğu bölgeye, oradan da köydeki ilk eve 5 metre uzaklıkta bulunan toprak birikintisinin bulunduğu yere ulaşarak mevzilenmiş. İkinci grup ise piramit şeklindeki direğin önünden harekete geçerek köydeki ilk evin bulunduğu duvara sırtını dayamış ve bu ilerleyiş yaklaşık iki saati bulmuş.
Bu köy kolay alınamayacak
İlk evlere yakınlaşıldığında dikkati çeken bir şey görülmemiş. Çetelerin köyün ilk savunma hattını boş bırakmasının tuzak olduğu sonra anlaşılabilmiş. Savaşçılar bu hatta saat 05:00 civarı yerleşmiş ve ilk mermi sesi duyulmaya başlanmış. Ardından kalaşnikof, BKC, karnas, doçka, B7 gülleleri…
Başka mevzilerde bulunan savaşçıların da aklı fikri hep Caber’deydi. Ellerden düşmeyen cihazlarla çatışmaların seyrini öğrenmeye çalışıyorlardı. Herkesin fikri aynıydı: Bu köyün alınması, kolay olmayacaktı.
Zeydan’ın şehadeti
Çeteler, köyün güneybatı hattını çok sağlamlaştırmıştı. Burada hem Fırat nehrine hem de tarihi Caber kalesine açılan geçiş hattı bulunuyordu. Savaşın kızıştığı bu hatta, yani nehir tarafından köye dayanan Givara Kobanê’nin kolunun bulunduğu alanda çatışmalar çok şiddetli yaşanmış. Givara Kobanê, arkadaşlarını çete mayınlarına karşı korumak istemiş. Birer ikişer konumlandırdığı arkadaşlarının mevzilerini dolaşırken, BKC silahını kullanan en öndeki Zeydan isimli arkadaşına yakınlaşarak kendisini korumasını istemiş. Zeydan, bir ara slogan atarak BKC silahıyla tarama yaptıktan sonra başından aldığı kurşunla yere yığılmış. Artık BKC silahının sesinin duyulmadığını fark eden Givara Kobanê, arkadaşının yanına koşmuş. Zeydan’ın yüz üstü yerde olduğunu gören Givara, hemen yanına yaklaşarak başından yara alan Zeydan’ın daha fazla kan kaybetmemesi için yarasını hızla sarmış; ancak yarası ağır olan Zeydan, kısa bir süre sonra yaşamını yitirmiş.
Geri çekilme taktiği
Özgürlük savaşçısı Zeydan’ın yaşamını yitirmesi sonrasında çeteler bu hatta yükleniyor. Çetelerin köydeki uyuyan hücreleri de devreye girerek Givara Kobanê’nin kolunun bulunduğu mevzilere yöneliyor. Bitmeyen bir zamana kilitlenircesine yoğunlaşan çatışmalar sonrası kol komutanı Givara Kobanê, manevra yaparak köye kuzeydoğudan girmek için geri çekilme yapıyor. Önce aynı hat üzerinden Givara ve arkadaşları, köyden 2 kilometre uzaklıkta bulunan koordine alanına ulaşıyor. Koordineden yeni planlamalar alınarak ikinci kol ve ona ek olarak üçüncü kol da devreye giriyor. Üçüncü kolun koordinesinde ise Cudi yer alıyor. (Cudi daha sonra, 22 Aralık’ta, çembere alınan 9 arkadaşını kurtarmak için takviyeye gittiği sırada Bisving güllesiyle yaralanarak şehit düştü.)
Şervan Efrîn’in talimatı
Zırhlı araçlarla savaşçıları çevreleyen çeteler, çatışma bölgesine takviye birlikler yerleştirmişti. Yine de dört bir yandan kurşunların hedefinde olan savaşçılar, ev ev ilerlemeyi ve çetelere kayıplar verdirmeyi sürdürmüştü. Öğle saatlerine kadar köyün yarısı kontrol altına alınıyor. Çatışmalar en çok Şervan Efrîn’in kolunun bulunduğu bölgede yaşanıyor. Savaşta hem düşmanını ciddiye alan hem de yeri geldiğinde düşmanıyla alay etmeyi bilecek kadar cüretkar olan Şervan Efrîn’in talimatı üzerine direniş daha da yükseltiliyor. Bu direniş karşısında ağır kayıplar alarak korkuya kapılan çeteler, önce köyün kuzey yakasındaki gücü çekmek zorunda kalıyor. Bir an olsun dinmeyen çatışmalar eşliğinde gün geceye evrilirken savaşçılar, köyün en son noktasına kadar ulaşmayı başarıyor. Bazı cenaze ve yaralılarını zırhlı araçlarla alabilen çeteler, köyün suya bakan yüzündeki ormanlık alandaki tünel ve sığınaklara çekilmek zorunda kalıyor.
Şafak sökünce…
Operasyonun birinci günü yüzlerce evin bulunduğu Batı Caber köyünden çeteler tamamen temizlenirken, ormanlık alanda çeteler ve onların hain tuzaklarının olduğunu savaşçılar iyi biliyor. Bundan dolayı bölgeye dönük operasyonun bir gün sonraya bırakılması tercih ediliyor. Yaşanan yoğun çatışma ve bundan kaynaklı yorgunluk ardından iki grup ormanlık alandaki hareketliliği takip ederken, üç grup da Caber Şerqî köyüne bakan asfalt yolda konumlanıyor. Köyün büyük bölümü çete mayınlarıyla doluydu, dolayısıyla hareketlilik kısıtlanmıştı. Şafağın sökmesini bekleyen savaşçılar, yorgunluklarını nöbetleşe bir nebze olsun giderirken suyun öte yakasından botlarla güç takviyesi yapan çeteler de kötü hava koşullarından yararlanmak için sabahı gözlemekteydi.
Harun, Dijwar…
Şafak sökünce çeteler, zırhlı araç ve yüzlerce piyadeyle kapsamlı bir saldırıya geçiyor. Şervan Efrîn grubu çete saldırılarına karşılık vermekte gecikmiyor ve kısa sürede önceki güne göre çok daha büyük bir çatışma yaşanıyor. Araziyi tanıma üstünlüğüne de sahip olan çeteler dört bir yandan savaşçıları kuşatmaya almalarına rağmen savaşçılar kuşatmayı kırıp taktiksel bir geri çekilme ile çeteleri kıstırmayı hedefliyor. Çatışmaların ilk gününde köyün çetelerden temizlenmesini sağlayan Şervan Efrîn, saldırıya karşı da önemli bir rol üstlenerek kuşatmanın yarılmasında önemli bir misyon üstleniyor. Şervan Efrîn, o günkü çatışmalarda ona yakın çeteyi öldürdükten sonra yaralanıyor. Yaralandığı duyulduğunda Şervan’ı çatışma alanından çıkarmak için savaş koordinesinin bulunduğu alandan Givara Kobanê ve daha sonra Caber Şarqî köyünde ölümsüzleşen Harun Bagok ve Dijwar harekete geçiyor. Köyün girişindeki sarı renkli evin önünde karşılarına çıkan bir çete üyesini öldürüyorlar. Kademe kademe ilerleyen savaşçılar, avlusu olan bir evin önüne ulaşıyor.
‘Heval Şervan’ı gördün mü?’
Daha sonra Harun Bagok, sağ tarafta yaklaşık 50 metre ötede bulunan bir başka sarı evin önünde iki çete üyesi olduğunu fark ediyor. Arkadaşlarına kendisini savunmalarını, çetelerin yaklaştırılmamasını istiyor. 5 çete üyesinin sağ çaprazlarında yer alan bahçeli beyaz renkli bir evde olduğunu, 2 çete üyesinin de sol çaprazlarındaki sarı renkli evin önünde olduğunu söylüyor arkadaşlarına. Kademe kademe ilerleyen ve yaralanan arkadaşlarına ulaşmak isteyen savaşçılar, köyün orta yerinde çakıl taşlarının olduğu yolda duvarın arkasına kurşunların hedefi olmayacak şekilde gizleniyor. Harun Bagok, arkadaşlarına burada beklemelerini ve yaralı olan yoldaşı Şervan Efrîn’în yanına gideceğini söylüyor. Bir metre uzunluğundaki duvarın diğer tarafına ulaşan Harun Bagok, Şervan Efrîn’in yanına ulaşıyor. Harun, Şervan Efrîn’in yanına ulaştığında onun kan kaybından yaşamını yitirdiğini görüyor. Telsizden bağlantı kuruyor, arkadaşlarını yanına çağırıyor. Arkadaşları telsizden, “Heval Şervan’ı gördün mü?” diye soruyor. Harun, “Evet gördüm, şehittir” diye cevap veriyor.
Zeytin ağacının dibindeydi
Şervan Efrîn, yaşamını yitirmeden önce arkadaşlarına, “Çetelerin işgalinde bulunan bu köyü onlara dar etmeliyiz. Madem onlar burada varlık ve yokluklarını ortaya koyuyor, o halde derhal gidip bu köyü özgürleştirmeliyiz. Bölge halkı barış içinde yaşamalı” demişti. Sağında ve önünde bir metrelik duvarın önünde mevzilenen ve sol yanında zeytin ağacının bulunduğu alanda yaşamını yitirmeden önce üç çete üyesini de öldüren Şervan Efrîn, sol çaprazından gelen çete kurşunlarıyla başından yaralanmış. Yerde cansız yatan bedeni, zeytin ağacının hemen dibindeydi.
Harun Bagok’un yanına ulaşan Dijwar ve Givara Kobanê, yaşamını yitiren Şervan Efrîn’i, silahını ve raxtını alır. Harun Bagok, Şervan Efrîn’in cenazesini sırtına alır; diğer arkadaşları ise silah ve raxtını alarak kademeli kademeli birbirlerinin savunmasını yaparlar; zaman zaman çatışarak köyün çıkışına doğru giderler.
Taktik ve irade savaşları...
İki gün süren çatışmaların sonunda 37 çete öldürülürken, çatışmaların ikinci gününde ise Şervan Efrîn, ABD’li enternasyonalist YPG savaşçısı Agir ve 3 QSD savaşçısı yaşamını yitirir. Komuta kademesi, çetelere karşı yürütülen mücadelede B planını devreye sokmaya karar verir. Bu geri çekilme tamamıyla taktikseldir; çeteleri burada yok etmek üzerine bir hamleyi esas almaktadır. O nedenle Batı Caber köyünden geri çekilen savaşçılar, Doğu Caber köyüne yönelmeye karar verir. Bu şekilde çetelerin Batı Suwediye köyü ve Caber köyleriyle olan bağının kesilmesi ve sonrasında Batı Caber köyünün temizlenmesi amaçlanır.
Ertesi gün B planının uygulanması için savaşçılar harekete geçer. Ancak çeteler, bu planı erkenden fark eder. Batı Caber köyünde yüzlerce çete bulunurken, bunun aksine Doğu Caber köyünde sadece 5 çete bulunuyordur ve köy çok sıkı olarak mayınlanmıştır.
Agir, Dijwar ve Mazlum
23 Aralık günü saat 03:00 sularında Akrep tipi zırhlı araçla özgürlük savaşçıları köye bırakılmıştı. Bir grup köyün arkasından dolanarak diğeri de ön tarafından köyü sararak alana hakimiyet kuracaklardı. Savaşçılar köye konumlandıklarında köyde kimsenin olmadığını görür. Savaşçı gücünü nehre kaydıran çeteler, köyde yalnızca 5 çete üyesini bırakmıştır. Yaşları 12-15 arası değişen çocuk çete üyeleri, kısa süreli bir çatışmaya girdikten sonra Eylem Odası savaşçılarına silahlarıyla birlikte teslim olur. O gün köyde konumlanan savaşçılar, ormanlık alana operasyon yapmak için diğer günü bekler. Köyün kuzey yamacında duran iki katlı okula beş Eylem Odası savaşçısı yerleşir. Ancak çeteler, bu okulu da mayınlamıştır. Kontrol işlemi yapılırken çete mayını patlar ve patlama sonucu Agir, Dijwar ve Mazlum isimli savaşçılar yaşamını yitirir; Zagros Kobanê ve bir diğer savaşçı da yaralı kurtulur. Zagros Kobanê, o günü şöyle anlatır:
“Caber Şerqî okuluna duvardan atlayarak girdik. 5 kişi okulun içindeydik. O sıra ormanlık alanda bulunan bazı çetelerin görüntülerinin alındığı bilgisi geldi. Savaş uçağının da o bölgeyi bombalayacağı söylendi. Uçağın vuracağı alan bize yakındı. Basıncından etkilenmemek için okul avlusundan içeriye girmeye karar verdik. Okulun içine girdikten birkaç dakika sonra savaş uçağının sesini duyduk. Uçak vurduktan sonra Agir, Dijwar ve Mazlum arkadaşlar kapıya doğru yaklaştı, biz de onların birkaç metre gerisindeydik. O sırada bir gürültü duyuldu ve biz yere yığıldık. Mayın patlatılmıştı. Önümüzde bulunan üç arkadaşımız şehit düşmüştü; ben ve diğer arkadaşım ise yaralanmıştık.”
Böyle anlarda en zoru hayatta kalmaktır belki de. Zagros Kobanê konuşurken sesinden de böyle anlaşılıyordu...
YARIN: Caber Kalesi’nden notlar
Alişer Dilovan