Yeni açılan Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ne müdür olarak atanan Mahmut Çaça’nın, daha önce müdür olarak görev yaptığı cezaevlerinde tutsaklara yönelik uygulamaları nedeniyle sicilinin kabarık olduğu anlaşıldı. 

Sincan Kadın Cezaevi ve Tarsus C Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nden yeni açılan Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen kadın tutsakların, cezaevinde görevli asker ve gardiyanlarca feci şekilde darp edildiği, saçlarından tutularak yerlerde sürüklendiği, cinsel saldırıyla tehdit edildiği, ağza alınmayacak küfür ve hakaretlere maruz kaldığı daha önce hem basına hem de cezaevine giderek görüşme gerçekleştiren avukatların raporlarına yansımıştı. Sadece tutsaklar değil, görüşe giden yakınları da aynı muamelelere maruz kalıyor. Bunlarla yetinmeyen asker ve gardiyanlar, kendilerini darp ettiği iddiasıyla kadın tutsaklardan şikayetçi oldu. Kadın tutsaklar “Burada büyük bir baskı ve şiddet var. Bizim sesimizi duyun” çağrısında bulunmuştu. 

Cezaevi’nde işkence ve kötü muameleye maruz kalan kadınlarla görüşen İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana ve Mersin şubeleri, cezaevinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili rapor hazırladı. Raporda, kadın tutsakların tek tek araçtan indirilerek cezaevi müdür ve jandarma komutanının huzurunda “teslim oldum” demeleri yönünde tehdit edildiği, bunu kabul etmemeleri üzerine askerler tarafından şiddet gördüğü, yerlere yatırılıp kafalarına postallarla basıldığı ve saçlarından yerlerde sürüklendiği belirtildi. Kadın tutsaklara yönelik işkencenin soyadları bilinmeyen ancak cezaevi müdürleri olan Şeyma ve Mahmut’un huzurunda yapıldığına dikkat çekildi. Raporda, işkenceye maruz kalan kadınların, revire çıkarılmadığı, rapor almalarının engellendiği ve cezaevi dışına sevklerinin engellendiği ifade edildi. İHD ve tutsak yakınları, kadınlara yönelik işkence ve kötü muamelede bulunan cezaevi görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusu ve Adalet Bakanlığı’na şikayette bulunmuştu. 


Müdürün kendisi sanık

Yeni açılan Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ne müdür olarak atanan Mahmut Çaça’nın 24 Eylül 1996’da 11 PKK’li tutsağın demir sopa ve çubuklarla katledildiği, 24’ünün de yaralandığı sırada Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2. Müdür olarak görev yaptığı ortaya çıktı. Katliamın ardından Çaça görevinden uzaklaştırıldı. Katliamla ilgili açılan davada Çaça hakkında “kasten yaralama” suçundan açılan dava “zaman aşımı” nedeniyle düştü. Ailelerin yaptığı itiraz üzerine karar Yargıtay tarafından bozuldu. Mahmut Çaça, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Diyarbakır Cezaevi Katliamı davasında sanık olarak yargılanıyor. Katliamın ardından TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan bir Alt Komisyon, 26 Ekim 1996’da Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde incelemeler sonucunda hazırladığı raporda 2. Müdür Çaça’nın da ismi geçiyor. Çaça, komisyona verdiği ifadesinde, katledilen tutsakları suçlayarak, müdahale kararını verdikten sonra inisiyatifin müdahaleyi yapan askerlere geçtiğini ileri sürüp yaşanan ölümlerden sorumlu olmadığını savundu. 


Öldüremediklerine Çankırı’da işkence

Olaya ilişkin ismi açıklanmayan bir itirafçının rapora yansıyan ifadesinde, katliamın müdürün gözetiminde olduğunu gözler önüne sermişti. İtirafçı ifadesinde, “Müdürün kapıdan içeri girdiğini ve gardiyanların oluşturdukları koridordan geçerek dışarı çıktığını, gardiyanların kendisini olayı göremeyecekleri bir yere götürdüğünü, orada beklerken gürültüler geldiğini, tutukluların ‘kahrolsun işkence’ diye slogan attıklarını” söyledi. Meclis, raporun sonuç bölümünde cezaevi müdürü ve tutsaklara saldıran asker, gardiyan ve polisler için şu ifadelere yer verildi: “Söz konusu şahıslar faili gayri muayyen şekilde kanunun ve zaruretin tayin ettiği hududu aşarak adam öldürmeye ve yaralamaya sebebiyet vermek suçundan yargı önüne çıkarılmalıdır.” 

Katliamdan sonra başka yerlere atanan Çaça’nın ismi 2013’te Müdürü olduğu Çankırı Cezaevi’nde PKK’li tutsaklara yönelik uygulamalarıyla da gündeme geldi. İHD, Çankırı E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsaklara yapılan saldırılara ilişkin 2013’te hazırladığı araştırma ve inceleme raporunda Cezaevi Müdürü Mahmut Çaça ve gardiyanlar hakkında cezaevi savcısının soruşturma açmadığını belirtti. Cezaevi Müdürü Çaça’yı katliamın yapıldığı Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden tanıyan tutsaklardan Feyzi Ayzit’in ifadelerine de raporda yer verildi. Ayzit’in, “Çaça’nın Diyarbakır Cezaevi katliamında parmağı olduğu, kendisini tanıdığını, o tarihte arkadaşlarını katledenin bugün de bunları yaptığı” şeklindeki ifadeleri raporda yer aldı. 

Katliamın yaşandığı tarihte Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık Şube Müdürlüğü’nde yüzbaşı olarak görevli ve davanın sanıklarından olan Vedat Çolak’ın 15 Temmuz devlet içi çatışma sonra Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı’na terfi ettiği ortaya çıkmıştı. 


‘Bu kişi görevden alınmalıdır’

Tutsakların avukatı Gülşen Özbek, Tarsus T Tipi Cezaevi’nin hukuk dışı ve insanlık dışı uygulamaların merkezi haline geldiğini belirterek, “Bizler Tarsus Cezaevi’nde kadın tutuklu ve hükümlülere yönelik özel bir uygulamanın olduğu görüşündeyiz. Adalet Bakanlığı’na yapmış olduğumuz başvuruda cezaevi idaresinin denetim dışında olduğunu belirterek, bu hususun ayrıca araştırılmasını talep ettik. Tarsus Cezaevi’nde yaşanan uygulamalar ile Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 1990’lı yıllarda yapılan uygulamaların örtüşmüş olması bize bu kanaati uyandırmıştır. Cezasızlık politikasının sonucu olarak ödüllendirilen Mahmut Çaça görev yaptığı cezaevlerinde yoğun hak ihalelerinin yaşandığı çeşitli STK’lerin raporlarında da ortaya konulmaktadır. Nasıl oluyor da böyle bir sicile sahip bir kişiye sınırsız yetkiler verilerek cezaevi müdürü atanır. Bu kişi bir an önce görevden alınmalıdır” diye konuştu. 

Özbek, cezaevinde keyfi uygulamaların son bulması ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılması için Adalet Bakanlığı’na ve cezaevi savcılığında girişimlerde bulunduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade etti. 


 MERSİN