
Almanya'da peş peşe meydana gelen saldırılara dair gazetemize konuşan Hıristiyan Demokrat Birlik Parti (CDU) Milletvekili Cemile Giousouf, hükümetin mevcut güvenlik endeksli politikası dışında yeni bir görüş ortaya koymadı. Cemile Giousouf, saldırıların önünü geçmek için yasaların sertleştirilmesini, güvenlik önemlerinin daha da artırılmasını ve mültecilerin entegre edilmesinin öncelikli konu olması gerektiğini savundu.
Güvenlik artırılmalı!
Muhalefet partilerinin "Sorun güvenlik önlemlerini artırmakta değil, Almanya'da asıl olarak DAİŞ'in eleman kazanmasının önüne geçilmesi gerekir ve bunun için de güvenlikten ziyade örgütün hedef kitlesi olan sorunlu yabancılara (özellikle de gençlere) yönelik sosyal projelere öncelik verilmeli" görüşünün aksine Türk kökenli Cemile Giousouf, alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlarda güvenliğin daha da sıkılaştırılmasını gerektiğini savunarak, bu önlemlerin de bazen geç kalınmış olarak kalabileceğini vurguladı.
Gençlerin davranışları yakından izlenmeli
CDU'lu milletvekili, bu yüzden de asıl olarak saldırı planları ile saldırganların önceden tespit edilmesi üzerine yoğunlaşılması gerektiğini söyledi ve ekledi: "Alınacak önlemler arasında ailelerin daha duyarlı hale getirilmesi önceliğimiz olmalı. Daha sonrasında ise okullarda öğretmenlere de büyük rol düşüyor. Bir öğrencinin farklılaştığını anladığı vakit, öğretmenin harekete geçmesi gerekir. Örneğin bir çocuğun veya gencin şiddete olan eğilimi ciddiye alınması gerekir."
Saldırıların nedenleri farklı
Cemile Giousouf, son günlerdeki saldırıların birbirinden farklılık arz ettiğine dikkat çekerek, Münih'teki alışveriş merkezine yapılan tek kişilik saldırı ile Ansbach kentindeki DAİŞ menşeili canlı bomba saldırısını örnek verdi. Giousouf, "Münih'teki saldırganın İslamcı terörle alakası yoktu ama onun da savaş oyunlarına meraklı olduğunu gördü. Bu örnekte bilgisayar oyunlarının da gençlere zararını görebiliyoruz" dedi.
Terör artık Avrupa'da
Avrupa'ya gelen mülteciler arasında DAİŞ gibi terörist örgütlerle bağlantılı kişilerin de olabileceğine dair kaygıların var olduğunu hatırlatan Giousouf, "Bazı ülkeler terör saldırıları normalmiş gibi izlenim yaratıyor. Fakat artık görüyoruz ki, terör Avrupa'ya da gelmiş durumda. Fakat insanlar bunu kabul etmekten korkuyor. Dolayısıyla terör saldırılarından çok saldırganın cinnet geçirdiğini (Amoklauf) duymak, halkı rahatlatıyor. Çünkü bireysel saldırılar, örgütlü saldırılar kadar insanları korkutmuyor" açıklamasında bulundu.
DAİŞ'e karşı ailelerden yardım istedi
Millletvekili, DAİŞ'in Almanya'da gençleri internet üzerinden örgütlemesinin önüne geçilememesinin hükümet olarak en büyük sorunları olduğunu kabul etti ve bu konuda ailelerden yardım istedi. İnternetteki görüşmeleri veya kişinin ilgi alanlarını kontrol edemediklerini savunan Giousouf, "Burada ailelere büyük bir rol düşüyor. Aileler çocuklarının internet üzerindeki hareketlerini yakından takip etmeli. Buna yazışmalar ve oynanan bilgisayar oyunları da dahil" dedi.
Batı Trakyalı milletvekili, hükümet olarak yaptıklarına ve hedeflerine dair ise şunları söyledi: "Parlamentoda uyum yasasını tasarladık (Integrationsgesetz). Bu yasaya göre oturum hakkına sahip mültecilere hemen dil öğretilecek, okul eğitimi verilecek ve entegre olması için çabalanacak. Bir başka önemli bulduğumuz mesele de, oturum alan mültecilerin koruyucu ailelerinin olması. Yani gençlerin sadece yurtlarda kalmaması, aile sıcaklığı için de yetişmesini sağlamayı hedeliyoruz. Böylece gençlerin topluma daha çabuk entegre olmalarını hedefliyoruz."
İtiraf gibi yanıt: Entegrasyon tek başına çözüm değil
Milletvekili Cemile Giousouf,"Münih'teki saldırgan (18 yaşındaki İran kökenli Ali David Sonboly) sizin deyiminizle 'entegre' olmuş bir gençti. Ama dokuz kişinin ölümüne neden olduktan sonra intihar etti. Tüm bunlar ortadayken halen uyum yasasının çözüm olacağını ve yeterli kalacağını savunuyor musunuz?" sorumuza ise şu cevabı verdi: "Kesinlikle haklısınız. Avrupa'da terör saldırılarını gerçekleştirenler arasında entegre olanlar da var. Entegrasyon tek başına çözüm değil."
Camilerde DAİŞ seminerleri verilmeli
"Peki ne yapmalı?" diyerek sorumuzu devam ettirdiğimizde ise CDU'nun Müslüman milletvekili, DAİŞ'in eleman devşirmede kullardığı camilere de el atılması gerektiğini söyledi: "Camilerde insanları aydınlatmayı öneriyoruz. DAİŞ'in İslam anlayışına karşı alternatif eğitimler olmalı.DAİŞ'in tehlikesi hakkında aydınlatmalar yapılmalı."
DÎLAN BİÇER/HABER MERKEZİ
Türkiye'den gönderilen imamlara dikkat edilmeli
Fransa'da camilere yardımın yasaklanması ve yabancı imamlarla ilgili tartışmalar devam ediyor. Fransız senatör Nathalie Goulet, Goulet, esas sorunun camilerin finansmanından Türkiye, Cezayir ve Fas gibi ülkelerde eğitim gören imamlar olduğunu söyledi.
Fransa'da son 18 ayda yaşanan 3 büyük terör saldırısı engellenemediği için sert eleştirilere maruz kalan hükümet, camilere yapılan yabancı ekonomik desteği geçici olarak yasaklama kararı alma kararı almıştı. Fransa Başbakanı Manuel Valls imamlar için de "sadece Fransa'da eğitilmeliler, başka bir yerde değil" demişti. İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, Aralık ayından bu yana radikal dinci faaliyetlerin merkezi haline gelen 20 kadar cami ve mescitin kapatıldığını söylemişti. Cazeneuve, sayıları 2 bin 500 civarında olan cami ve mescitlerin 80 kadarının boşaltıldığını belirtmişti.
Konuya ilişkin daha önce bir rapor hazırlayan senatör Nathalie Goulet ise özellikle Türkiye, Cezayir ve Fas gibi ülkelerden gönderilen imamlar konusuna ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti.
Bağımsız Demokratlar Birliği (UDI) üyesi senatör, sözkonusu ülkelenden gelen imamların birçoğunun Fransa’da üzerinde önemle durulan konularda eğitim almadığına dikkat çekti.
301 camide yabancı imam görevli
Goulet, esas sorunun finansmandan çok dışarıdan eğitilerek gönderilen imamlar olduğunu savundu. Fransa’daki 2 bin 500 İslami kurumdan 301’inin başka ülkelerin gönderdiği imamlarca yönetildiğini kaydeden Goulet, "Örneğin Türkiye’den gönderilen imamların birçoğu "imam’ olarak değil de ‘sosyal danışman’ statüsünde geliyor. Birçoğu zar zor Fransızca konuşuyor, hayatlarında belki tek bir Ermeniyle bile tanışmamışlar ve Fransa’nın Ermeni Soykırımı’nı tanıdığını dahi bilmiyorlar. İmamların çoğu Yahudi Soykırımı, homofobi (eşcinsel düşmanlığı) veya idam cezasına ilişkin bir eğitim almamışlar. Bu imamlar, aslında çok önemli olan bu şeyleri bilmiyorlar, ama (Fransa’daki) toplumları içerisinde çok önemli bir rol oynuyorlar” diye konuştu.
Vakıf çalışmaları aktifleşsin
Senatör, ülkedeki Müslümanların dini eğitim hakkının sağlanması ve kendi okullarında kontrollü bir eğitime sahip olabilmeleri için ise yeni finansman yöntemlerinin geliştirilmesini istedi. 2005 yılında kurulan İslam Dini Eserleri Vakfı’nın canlandırılmasını isteyen Nathalie Goulet, bu kurumun devlet organlarından temsilcilerce de denetlenebileceğini kaydetti.
Franda 2500 cami var
Dini ve etnik verilerin tutulmadığı Fransa’da Müslümanların sayısı 4 ila 7 milyon arasında tahmin edilirken, 2 bin 500 civarında cami de faaliyet gösteriyor. Fransız istihbaratı, bu camilerin en az 120 kadarının dışlayıcı ve hatta DAİŞ katliamlarına destek veren söylemlerin merkezi haline geldiğini rapor ediyor.
PARİS