İki yavru şahini elinde tutan gerilla Sadık Guyi, “Yılanlara yem etmedik, Türk ordusuna mı yem edeceğiz?” diyerek yavru şahinlerin hikayesini anlatıyor.
Gerillalar, kamplarının karşısındaki kayalıklarda bir şahinin yuvası fark ederler. Günlerce şahinin geliş gidişlerini gözlemleyen gerillalar, bir gün yuvada farklı sesler duyarlar. Sessizce yuvaya yaklaşan bir gerilla, seslerin dört tane yavruya ait olduğunu anlar, ve hiç ellemeden tekrardan arkadaşlarının yanına döner. Bir gece yarısı şahin yuvasında hem ana şahinin hem de yavruların sesleri artar. Gelen seslerde bir tehlike olduğunu sezen gerillalar, hemen yuvanın yanına giderler. O anda büyük bir yılanın şahinin yuvasına girdiğini fark ederler. Tabii yılan gerillaları fark edince kayaların aralığında süzülerek uzaklaşır. Ama dört yavrudan ikisi artık yoktur. Gerillalar iki yavruyu anneleri daha iyi bakar diyerek ilk başta karışmazlar.

Yılan tekrar saldırır
Aradan birkaç gün geçmeden aynı yılan tekrardan şahinin yuvasına yönelir.  Yılanın tekrardan harekete geçtiğini gören gerillalar, hemen müdahale ederler ve yılanı oradan uzaklaştırırlar.  Yılanın bu ikinci saldırısı üzerine gerillalar, kalan iki yavruyu yanlarına almaya karar verirler. Böylece iki yavru için daha güvenli bir yer bulunmuş olur.
Bu durumu fark eden anne şahinse, hiç ses çıkarmadan gerillaların bulunduğu yerden fazla uzaklaşmadan dolaşır durur.. Gerillalar, yavruları besleme telaşına kapılırlar. Bazen arazide gezerek çekirge topluyorlar. Bazen de konservelerle yavru şahinleri besliyorlar.

Şahinler gerillalara alışmış. Türk devletinin gerilla alanlarına yönelik gerçekleştirdiği saldırılara rağmen şahinleri yanlarında ayırmayan gerillalar, kendileri için yaptıkları mevzilere yavru şahinleri de götürüyorlar. Gerilla Sadık Guyi, “Onların yeri doğanın kendisidir” diyerek şahinlerin kendilerini koruyacak kadar büyümelerinden sonra onları bırakacaklarını söylüyor.

DEMHAT TOLHILDAN - ANF/BEHDİNAN