Mardin’in Nusaybin ilçesinde 14 Mart’ta başlatılan operasyon 81 gün sonra yani 3 Haziran’da sonlarındı ancak sokağa çıkma yasağı 6 mahalle hariç 25 Temmuz’da sona erdi. Kent direnişinde şehit düşen onlarca kişinin cenazesi ise etrafı tel örgülerle çevrili olan yasaklı 6 mahalleden alınamıyor.

Yasaklı mahallelerden Kanika Mahallesi’nden 3 gün önce iki gence ait cenaze çıkarıldı. Nusaybin İpek Yolu Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cenazelerin kendi çocukları olabileceği düşüncesiyle Urfa, Erzurum ve Cizre gibi birçok kentten çok sayıda aile DNA testi için kan örneği vermek üzere hastaneye başvurdu. 


Tek isteği defnetmek 

İlçede yaşamını yitirenlere dair YPS’nin açıkladığı kimlik bilgileri arasında kendi çocukları Mazlum Kaygın’ın da ismi geçen aile, çocuklarının cenazesini bulma umuduyla yaşadıkları Urfa’nın Suruç ilçesinden Nusaybin’e geldi. Verdikleri kan örneğiyle çocuklarının cenazesini bulabilme umudu ve acısıyla bekleyen anne Fehime Kaygın, oğlunun cenazesini bir an önce bulup memleketlerinde defnetmek istediğini ifade etti. 


Çocuklarımız bizim onurumuz 

Çocuklarının sahipsiz olmadığını vurgulayan anne Kaygın, “Çocuklarımız bizim onurumuzdur. Onların yolu yolumuzu aydınlatıyor. Onların haklı davasının hep sürdürücüsü olacağız. Bir an önce oğlumu alıp köyümde defnetmek istiyorum. Anaların yüreği parçalanmış zaten. Yeter artık diyorum. Analar ağlamasın” ifadelerini kullandı.




İşkenceye son verin 


Baba Mikail Kaygın ise hiçbir ailenin çocuklarının Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmesini kabul etmeyeceğini belirtti. Ailelere yaşatılan işkenceye son verilmesini isteyen Kaygın, “Şehidimizi alıp Pirsûs’ta (Suruç) kitlesel bir şekilde, şanına yakışır bir şekilde defnedilmesini istiyorum” dedi. Kendi çocukları gibi birçok gencin cenazesinin halen tel örgüler arkasında olduğuna işaret eden Kaygın, “Bu tel örgülerin bir an önce kaldırılmasını istiyoruz” diye konuştu. 




Vahşetin hesabını verecekler


Eşi İbrahim Tekin, 1992 yılında devlet tarafından katledilen, iki oğlu hala direniş saflarında yer alan, bir oğlu ise cezaevinde bulunan teyze Halime Tekin de “Cizîr’de evlatlarımızı diri diri yaktılar. Sûr’da, Şirnex’te, Hezex’te, Gever’de gençlerimizi katlettiler. Burada da cenazeler tellerin arkasında bekletiliyor. Bu vahşetin hesabını verecekler. 7’den 70’e şehitlerimizin arkasındayız” dedi. Zulme son verilmesini isteyen Tekin, “Cenazelerimize bile işkence yapmaktan geri kalmıyorlar. Bununla yetinmeyip ailelere de aynı işkenceyi uyguluyorlar. Tanklarla, toplarla, uçaklarla kentlerimizi yok ettiniz. Yüzlerce insanımızı katlettiniz. Cenazelerimizden ne istiyorsunuz?” diye sordu.



3 aydır cenazesini bekliyor 

İzmir’den Nusaybin direnişine katılan YPS’li Mehmet Ağırman’ın (Botan Soro) ailesi ise 3 aydır cenazesini alamıyor. Anneannesi Latife Akyüz, “Biz istiyoruz ki cenazeleri verilsin, cenazesini bir yerde defnetmek istiyoruz, en azından cenazemiz var ve burada diyebilelim istiyoruz” diye konuştu. 
Mehmet’in bir yıldır Nusaybin’de olduğunu ve 2 Mayıs günü yaşamını yitirdiğini öğrendiklerini dile getiren Akyüz, “Arkadaşlarıyla çalışıyordu, onlara dair umudu vardı, onları seviyordu, onlara katıldı. Biz onun aldığı karardan pişman değiliz, bundan da memnunuz” diye belirtti.


Başaracağına inanıyordu başardı

17 yaşındaki torununuyla gurur duyduğunu anlatan Akyüz şöyle devam etti: “Halkı için çalıştı, onların yanındaydı. Soro dediklerinde ismi aklıma geliyor, amcası aklıma geliyor. Mehmet, amcasının ismini alıyor, Botan Soro oluyor. Çalışkan bir gençti, torunumla gurur duyuyorum, başımı önüme koymadı, dik tuttu. Nusaybin’de büyük bir direniş gösterdi ki Nusaybin halkı onu seviyordu. Kürt halkının başı sağ olsun. Mücadelesi memleketi, Kürtler ve halkı içindi. Başaracağına inanıyordu, başardı da.” 


 
DİHA/JİNHA/MARDİN/İZMİR





11 gerilla cenazesi bekletiliyor


Şemzînan’a bağlı Gare bölgesinde 5 gün önce çıkan çatışmada şehit düşen 6 HPG’li ile Serero mezrasında 9 gün şehit düşen 5 HPG’linin cenazesinin aileleri tarafından alınmasına izin verilmiyor. 
Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesine bağlı Gare bölgesinde 5 ile 7 Ağustos tarihleri arasında HPG’li gerillalar tarafından askeri üs bölgelerine ve jandarma karakollarına yönelik yapılan eylemde şehit düşen 6 HPG’linin kimlik bilgilerinin açıklanmasının ardından aileler ilçeye gitti. Rıha (Urfa), Amed (Diyarbakır), Colemêrg (Hakkari), Wan (Van) ve Çelê’den (Çukurca) gelen aileler HDP ile DBP ilçe yöneticileri ardından savcılık ve kaymakamla görüşerek cenazeleri almak için çatışmanın yaşandığı bölgeye gitmek istediklerini iletti. Ailelerin talebi “Gitmenize izin veremeyiz. Can güvenliğinizi sağlayamayız” denilerek, reddedildi. Ardından İlçe Jandarma Karakolu’na giden ailelere ise “Orası Özel Güvenlik Bölgesi, sizlerin girmesine izin veremeyiz” denilerek engellendi. 
Çocuklarının cenazelerini almadan ilçeden ayrılmayacaklarını belirten aileler ise HDP ilçe binasında bekleyişini sürdürüyor. 

1 Ağustos tarihinde ilçe merkezinden 5 kilometre uzaklıkta bulunan Şapatan’a bağlı Serero (İncesu) mezrasında yaşanan çatışmada yaşamını yitiren 5 HPG’linin cenazelerinin alınmasına da ailelerin girişimlerine rağmen aynı gerekçelerle izin verilmiyor.