
Gerçek temsilciler yoktu
Suriye’de üçüncü ve bağımsız bir taraf olan Kürt Yüksek Konseyi’nin yanı sıra cephede savaşan birçok muhalif grubun katılmadığı Cenevre 2 Konferansı, dün İsviçre’nin Montrö kentinde başladı. ABD ve Rusya’nın inisiyatifi ve Birleşmiş Milletler’in (BM) gözetiminde yapılan konferansa 39 ülkenin dışişleri bakanları katıldı. Katılımcı ülker şunlar: ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Almanya, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Brezilya, Kanada, Norveç, Hindistan, Japonya, Endonezya, Güney Afrika, İsveç, İsviçre, Vatikan, Yunanistan, Belçika, Danimarka, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, İspanya, Güney Kore, Avustralya, Meksika, Mısır, Cezayir, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas. Yerli ve yabancı 600 kadar gazetecinin takip ettiği konferansın katılımcıları arasında Arap Birliği, Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da vardı.
SMDK ile rejim masada
Cenevre 2’ye Esad rejimini temsilen Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığında bir heyet, Suriye muhalefeti adına ise Batı destekli, İstanbul merkezli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) temsilcileri katıldı. Ancak kendi arasında parçalanmış ve meşruluğunu yitirmiş olan SMDK’nin müzakere masasında şansı olmadığı belirtiliyor. Zira SMDK’nin en büyük bileşenlerinden olan Suriye Ulusal Koalisyonu, Beşar Esad’la masaya oturmaya karşı çıkarak konferansa iki gün kala çatı örgütten ayrıldı.
Kürt Yüksek Konseyi katılmadı
Rojava’nın en etkili gücü Kürt muhalefeti de konferansa katılmadı. Rojavalıların siyasi temsilcisi Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) de bileşeni olduğu Kürt Yüksek Konseyi, SMDK çatısı altında konferansa katılmayı reddederek Cenevre 2’ye gitmedi. Buradaki anlaşmazlık konusu, Suriye’de üçüncü ve bağımsız olarak cephede ve siyasi arenada direnen Kürtlerin mevcut sisteme karşı yürürlüğe koyduğu Demokratik Özerklik modeli. Kürtlerin çözüm modeli, diğer etnik, mezhepsel, dinsel kimlikleri ve azınlıkları da kucaklayan bir yapı.
Alternatif modelden rahatsızlar
Ancak Türkiye ve ABD başta olmak üzere uluslarası güçler, Kürtlerin Rojava’da etkili bir güç olmasından ve yaşama geçirmeye çalıştığı alternatif sistemden rahatsız. “Kürtler güçlenmemeli ve haklarını almamalı” politikası yürüten Türk Başbakan Erdoğan, konferanstan bir gün önce Brüksel’de “PYD’yle mücadele ediyoruz” diyerek El Kaide bağlantılı çete örgütlerine verilen desteğin gerekçesini de birinci ağızdan ifşa etmişti. Türkiye’nin de etkisiyle ABD ve müttefikleri baştan itibaren Kürtlerin bağımsız katılımını veto etti. Muslim’in defalarca görüştüğü Rusya ile BM’nin temsilcileri ise başlarda Kürtlerin bağımsız katılımından yana tavır gösteriyordu. Ancak ABD’nin telkini ve baskısı üzerine Rusya ve BM de Kürt karşıtlığında uzlaştı. Böylece Kürtlerin muhalefetten ayrı, bağımsız bir heyet olarak konferansa katılma talepleri kabul edilmedi.
Muslim: Kürtsüz çözüm olmaz
Bu tutuma tepki göstererek konferansa katılmayan Kürt Yüksek Konseyi’nin (Desteya Bilind a Kurd) en temel bileşeni PYD’nin Eşbaşkanı Salih Muslim, “Cenevre’de Suriye halkları dışında herkes var” eleştirisinde bulundu. Konferansın devam ettiği saatlerde Ronahî TV’nin canlı yayınına bağlanarak, “Cenevre 2’de Kürt halkının da temsiliyeti yoktur” diyen Muslim, Batı Kürdistan Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) “Kürtlerin katılmadığı konferans yeni bir Lozan olacaktır” açıklamasına da atıf yaparak, Kürtlerin temsil edilmediği ve Kürt sorununun konuşulmadığı bir konferansın kararlarını da tanımayacaklarını vurguladı. Suriye’de halkların gösterdiği tepkinin egemenlerin güdümüne alınmaya çalışıldığına dikkat çeken Muslim, Cenevre 2’nin organizatörlerine seslenerek, “Eğer gerçekten Suriye’ye demokrasi getirmek istiyorlarsa şunu iyi bilmeliler: Kürtsüz çözüm mümkün değildir. Cenevre’den bizim herhangi bir umudumuz yok. Suriye halkları için de bu konferansta herhangi bir umut yoktur” dedi.
Özerklik tarihi bir adım
Cizîre Kantonu’nda ilan edilen özerk yönetimi de kutlayan PYD Eşbaşkanı, “tarihi adım” olarak nitelendirdiği bu gelişmeyi Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlere borçlu olduklarını söyledi. Bu ilanın temellerinin 2 yıldır atıldığına dikkat çeken Muslim, özerk yönetim ilanının Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümüne denk gelmesiyle daha da anlam kazandığını belirtti. “Bu kazanımı kimse Kürtlere sunmamıştır. Kürtler ve halklar kendi emekleri sonucunda bu kazanımı elde etmişlerdir” diyen Muslim, “Bugün atılan adım sadece Rojava için değil, tüm Ortadoğu için gerekli ve değerli bir adımdır” diye ekledi. Suriye’deki halkların ilk kez kendini yönetme hakkına sahip olduğuna vurgu yapan Muslim, özerklik ilanının bölgedeki halkların özgürlüğüne doğru atılmış bir adım olduğunu da belirtti.
Birçok muhalif grup katılmıyor
Kürt Yüksek Konseyi’nin yanı sıra PYD’nin de Suriye genelinde üyesi olduğu muhalif Demokratik Değişim İçin Ulusal Koordinasyon Kurulu da davetli olmasına rağmen konferansa gitmedi. Koordinasyon’un konferansa katılma şartlarından birisi de hem kendileri hem de Kürt Yüksek Konseyi’nin konferansa davet edilmesiydi.
ENKS, SMDK’nin güdümüne girdi
Cenevre 2’ye Kürt olarak sadece Suriye’de herhangi bir etkisi olmayan Suriye Kürt Ulusal Meclisi (ENKS) gitti. ENKS’nin Kürt Yüksek Konseyi’nde yer almasına rağmen ortak tavır sergilemeyerek Kürtlerin en temel taleplerine karşı kör ve sağır olan SMDK’nin kendisine verdiği iki kişilik temsil hakkı ile yetinmesi de Rojava direnişine sahip çıkan bütün Kürtlerin tepkisine neden oldu. PYD de ENKS’nin kendilerini temsil etmediğini, bu nedenle de konferansa katılacak ENKS üyelerinin Rojava adına konuşamayacaklarını daha önce deklare etmişti.
Hizbullah ve İslami Cephe de yok
Ülkedeki muhalefetin önemli aktörlerinden ve El Kaide bağlantılı örgütlerle savaşan grupların toplandığı İslami Cephe de konferansa katılmıyor. Esad birliklerinin cephesinde yer alan Şii Hizbullah örgütü de konferansta temsil edilmiyor. Konferansta İran da yok. Uzmanlar, Suriye’deki iç savaşta etkili olan iç ve dış güçlerin tümünün katılmadığı bir konferansta sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekiyor.
İlk gün konuşmalarla geçti
Bu atmosferde toplanan konferansın ilk günü müzakereden ziyade konuşmalarla geçti. Konferansın açılış konuşmasını yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, barış görüşmelerinin zorlu sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ban Ki Moon, ilk kez yüz yüze gelen Suriye yönetimi ve muhalifleri, sorunların üstesinden iyi niyetle müzakere ederek gelmeye çalışmaya çağırdı. Cenevre 1 Konferansı’ndan çıkan ve Esad’ın iktidardan uzaklaştırılmasını öngören bildiriye atıf yapan Ban Ki Moon, karşılıklı rızayla bir geçiş hükümetinin kurulması gerekliliğine işaret etti. Konferansın Suriye’deki krizin çözümüne yönelik bir fırsat olduğunu savunan Genel Sekreter, katılımcılara da seslenerek, “Taraflara siyasi çözümün gerekliliğini vurgulayan baskı yapılmalı” dedi.
Rus Bakan Lavrov’dan ‘sosyal mühendislik’ uyarısı
Ban Ki Moon’un ardından sözü alan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise konferansın temel görevinin ‘trajik’ olarak değerlendirdiği çatışmaların bitmesini sağlamak ve çatışmaların bölgedeki diğer ülkelere yayılmasını önlemek olduğunu söyledi. Rus Dışişleri Bakanı, “dış aktörlerin” uluslararası hukukun temel ilkelerine uymaları ve ülkelerin bağımsızlığına saygı duyup iç işlerine karışmamaları gerektiği uyarısı yaparak şöyle konuştu: “Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine reform reçeteleri dayatma girişimleri ve sosyal mühendislik deneyleri politik ve ekonomik modernizasyonu geriye itmektedir.” Lavrov ayrıca, konferansın ilk gününde yer almamalarına rağmen Suriye’deki “yurtsever muhalif” grupların ve İran’ın barış sürecine dahil edilmesi için çok geç olmadığını söyledi.
Kerry ‘Esad olmayacak’ dedi
Lavrov’dan sonra konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise taraflardan birinin karşı çıktığı bir kişinin geçiş hükümeti kuracağını düşünmenin “gerçekçi” olmayacağını belirterek Beşar Esad’ın oluşturulması düşünülen geçiş hükümetinde yerinin olmadığını vurguladı.
Muallim anında yanıt verdi
ABD Dışişleri Bakanı’nın ardından söz alan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ise Kerry’ye cevaben Suriye dışındaki hiç kimsenin devlet başkanını uzaklaştırmaya hakkı olmadığını söyledi.
‘Türkiye terörist barındırıyor’
Konferans Suriye ve Türk dışişleri bakanlarının karşılıklı suçlamalarına da sahne oldu. Muallim, yaklaşık yarım saat süren konuşmasında Türkiye başta olmak üzere Suriye’nin komşusu ülkeleri, iç savaşa silah ve savaşçı göndermek suretiyle ülkeyi ateşe atmakla itham etti. AKP hükümetini “teröristleri barındırıp silahlandırmakla” suçlayan Muallim, “Erdoğan hükümeti olmasa bunların hiçbiri yaşanmazdı“ dedi. “Ama besledikleri bu teröristlerin bugün kendilerini hedef aldıklarını görüyorlar” diyen Mualllim, Batı destekli Suriyeli muhalifleri de ‘hain’ ve ‘İsrail ajanı’ olmakla suçladı.
Cerba’dan Esad rejimine ‘hükümeti bırakın’ çağrısı
Muallim’in ardından SMDK Başkanı Ahmed El Cerba konuşma yaptı. Cerba, Beşar Esad’ın Suriye’deki çatışmalarda El Kaide’yi desteklediğini ileri sürdü. Konferanstan bir gün önce medyaya yansıyan ve rejimin muhaliflere işkence ettiğini gösterdiği iddia edilen fotoğrafları da hatırlatan Cerba, bu görüntüleri 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi kamplarında gerçekleştirilen suçlara benzetti. Esad’ı insanlığa karşı suç işlemekle suçlayan Cerba, Suriye hükümeti delegasyonuna da Cenevre 1 Bildirisi’ni hemen kabul etme ve iktidarı geçici hükümete bırakma çağrısında bulundu.
Davutoğlu suçlamayla yanıt verdi
Konferansta 13. sırada söz alan Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Suriye hükümetinin kendisini savunma tarzını “utanmazlık” diye nitelendirerek, “Tarih onları çok kötü yargılayacak” diye konuştu. AKP Hükümeti’nin “Esad gitmeli” şeklinde özetlenebilecek Suriye’ye ilişkin politikasını yenileyen Davutoğlu, ayrıca 11 bin kişinin işkenceyle öldürüldüğü öne sürülerek ortaya çıkarılan fotoğraflara gönderme yaparak Suriye rejimini insanlığa karşı suç işlemekle itham etti.
Asıl pazarlık Cenevre’de
Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde (17:45) konferans, katılımcı diğer ülkelerin dışişleri bakanlarının konuşmalarıyla devam ediyordu. Cenevre 2’deki asıl pazarlıklar ise yarın Esad rejimi ile Batı destekli muhalifler arasında Cenevre’de başlayacak. BM Özel Temsilcisi Lakhdar Brahimi gözetiminde yapılacak müzakerelerin kilit önemdeki anlaşmazlık konusunu, Beşar Esad’ın geçiş hükümetinde yer alıp almayacağı tartışması oluşturuyor. Ancak çatışan taraflardan gelen açıklamalara bakıldığında “Esad’sız bir geçiş hükümeti”nin kurulması biraz zor görünüyor.
MONTRÖ