Suriye’de iç savaş sürerken çözüm içinde uluslararası çabalar da devam ediyor. Bunların en nemlisi BM öncülüğünde sürdürülen Cenevre görüşmeleridir. BM Genel Kurul ve Güvenlik Konseyinin çizdiği çerçevede sürdürülen çözüm çabaları sonuç vermiş değil. Bunun birçok nedeni var elbet. Suriye ve bölgede vekalet savaşlarını ısrarla sürdüren güçler ve aktörler henüz çözüm ve barış için uzlaşma sağlamış değiller. Suriye iç savaşını uzatan ve giderek kronik bir hal almasını sağlayan satrançtan çok bir koyup beş alma açgözlülüğü ile ilgili. Çıkar çatışmaları “model stratejik ortakları” bile karşı karşıya getirebiliyor. Sık sık taraf değiştiren, rol kapmaya çalışan, sahada yarattığı kargaşa ile masada olmak isteyen Türkiye'nin yaklaşımaları ise işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Suriye'de baştan beri en tutarlı siyaseti ortaya koyan ve izleyen hiç kuşkusuz Kürtlerdir. Alternatif sunan, Suriye’nin geleceğine ilişkin projeleri olan, çözüm için somut model yaratanlar Kürtler olmuştur. IŞİD'da karşı en etkili mücadeleyi verenler de yine Kürtler ve Suriye’nin yüzakı Demokratik Suriye Güçleri olmuştur.

Suriye'de işler giderek kaotik bir hal alıyor. Kürtler olmadan da Suriye’de bir çözümün olması artık mümkün görünmüyor. Ve artık Dünya bu gerçeği görmeye başladı…

BM öncülüğünde Suriye'de çözüm için Cenevre’de başlatılan 4. tur görüşmeler bir kez daha sonuçsuz kalmak üzere. Elbette bu çabalar önemli ve gelecekte nihai çözüm ve barış için son derece önemli. Ancak Kürtler ve Suriye’ye Demokratik Muhalefet Güçleri olmadan da bu görüşmelerin başarıya ulaşması söz konusu değil. Daha öncede bu tesbitlerde bulunmuştuk. Ve artık hem BM hem de görüşmeleri forse eden ABD ve Rusya bu gerçeği teslim etmiş durumdalar. Bu gerçeği görmek istemeyen ülkelerden biride Türkiye’dir. Kürt fobisi tüm Kürtlerin “tehdit” olarak algılanmasını sağlıyor. Bu ruh hali ile, Kürtlerin Cenevre sürecine dahil edilmelerinin önündeki engelleri Türkiye yaratıyor. Böylece sadece Suriye’deki iç savaşın uzamasını sağlamıyor çözümsüzlüğü de dayatıyor. Tıpkı Türkiye'deki Kürt meselesine yaklaştığı gibi, geçmişte ve halen Güney Kürdistana yaklaştığı gibi, (yaptığı büyük yanlışlığın pişmanlığını yaşarken Güney Kürdistanla sürdürdüğü taktik ilişki bu yaklaşımın özünü değiştirmez) Suriye Kürtlerine aynı “tehditkar” yaklaşımı sergiliyor. 

Uzun süredir özellikle ABD ve Rusya Kürtlerin ve Demokratik Suriye Güçlerinin mutlaka masada olması gerektiğini esas olarak Kürtler olmadan, tıpkı sahada olduğu gibi, masada da  bir ilerleme sağlayamayacakları gerçeğini dillendiriyorlar. 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova, Kahire, Astana ve Hmeymim grupları ile Kürtlerin uygun şekilde temsil edilmemesi halinde, Cenevre görüşmelerinin başarılı olması imkansız. Olduğunu söylüyor. ABD’den de benzeri güçlü mesajlar gelmeye devam ediyor.

PYD cephesinden ise gelişmeleri ise, PYD Rusya Temsilcisi Ebdulselam Eli, Sputnik'e verdiği demeçte, Kürtlerin yaklaşımını çok net dile getiriyor, “Demokratik Özerklik yönetimi de Cenevre'de yer almalı. Herkes biliyor ki, Demokratik Suriye Güçleri bugün Suriye toprağının yüzde 22'sini kontrol ediyor. Demokratik Özerklik yönetiminin Cenevre’ye katılması gereklidir çözüm için. Eğer katılımı sağlanmazsa, demek ki Cenevre'de çözümü aramıyorlar. Türklerin taleplerine kulak asmaları olmaz. Türkler Cenevre'de olmamızı istemiyor. Kürtlersiz çözüm olmaz. Kürtler kendilerini yönetiyorlar ve askeri güçleri vardır. Kürtlerle anlaşılması lazım yoksa Suriye'nin geleceği bozulur. Zaten Suriye bozulmuştur. Suriye'nin bir parçası IŞİD'in elinde, bir parçası El Nusra ve diğer örgütlerin elindedir. Bir parçası Kürtlerin ve bir diğer parçası ise rejimin elindedir. Rejimin eski gücü yok ki, tüm ülkeyi kontrol etsin ve yönetsin.” 


Saha ve masa arasındaki 

diyalektik ilişki…

Sayın Eli’nin sözleri bu gerçeği bir kez daha teyid ediyor. Kürtler Suriye’de sadece kendileri için değil tüm Suriye halkları ve onların geleceği için mücadele ediyor. Karanlığa karşı büyük insanlık için mücadele ediyor. Kadın özgürlüğü için, inanç özgürlüğü için, demokratik haklar ve barış için mücadele ediyor Kürtler. Dünya Kürtlerin şahsında, hayranlıkla bu demokratik uygarlık uyanışını izliyor. 

Suriye halkları çok ağır bedeller ödedi ödemeye devam ediyor. Suriye halklarının acısını dindirecek ve iç savaşa son verecek tek şey, halkların birlikte yaşam ve nihayi çözüm iradesi olacaktır. 

Suriye'de Kürtler tamda bu paradigmanın odağını teşkil ediyorlar. İçinde yer aldıkları Demokratik Suriye Güçleri, Cenevre ya da başka çözüm arayışlarının anahtarıdır. Bu gerçekliği görmemezlikten gelmek Suriye’de savaşın sürmesini istemek demektir. 

Bunu isteyenler insanlığa karşı suç işlemektedirler.

Bir kez daha; “KÜRTLER OLMADAN SURİYE'DE ÇÖZÜM OLMAZ”