Suriye’deki kaos ve önü alınamayan şiddet sarmalı giderek büyüyor. Suriye’deki krize çözüm için Cenevre 2 Konferansına 40 devletin temsilcisi katıldı. Bu şiddet sarmalından çıkış için herkesin kendisine göre bir planı var. Söz konusu planları ise üç temel güç temsil ediyor. Birincisi Suriye dışındaki küresel, ikincisi bölgesel güçler, üçüncüsü ise Suriye halkları. Küresel güçler kategorisine ABD, AB, Rusya, Çin’i kısmen de İran’ı koyabiliriz. Kuşkusuz İran bölgesel güçler içinde de temel aktör. İran, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletler de küresel güçlerin bölgesel izdüşümleri gibi. ABD, AB, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar Suriye üzerinde –kendi içinde farklar olsa da- bir cephe. Rusya, İran, Çin ise Suriye rejimi ile birlikte diğer bir cepheyi oluşturuyor. Bu iki cephenin Suriye’deki izdüşümü ise Suriye kaosun temel nedeni. Çünkü ABD, AB, Türkiye, S. Arabistan, Katar’ın destekledikleri Suriye içindeki güçler siyasal temsiliyet, ürettikleri politikalar ve ortaya çıkan sonuçları itibarı ile çözümsüzlükten başka bir şeyi getirmediler.

Dış müdahaleci güçler cephesi olarak da tanımlanabilecek bu devletler, Suriye muhalefetini işbirlikçi karakterli, toplumsal tabandan yoksunluk ve sadece şiddet sarmalını derinleştirici şekilde örgütlediler. Bu cephenin ürettiği politikalar ve örgütlediği muhalefetten geriye El Kaide’ye bağlı Irak Şam İslam Devleti ve El Nusra örgütleri kaldı. Özgür Suriye Ordusu ya da farklı tanımlanan muhalefet örgütleri ise parçalanarak dağıldı. Sonuçta Türkiye kendisine, Suudi Arabistan kendisine, Katar kendisine ABD ve AB ise kendilerine göre muhalefet yarattı. Ancak bu muhalefetin Suriye’de hiçbir hükmü yok.
Suriye üzerinden mücadele yürüten Rusya, İran ve Çin bloku ise en genel anlamı ile Suriye rejimini kendisine dayanak olarak aldı. Küresel siyasette, zaman zaman rejimi zayıflatan hamlelerde ABD ile uzlaşan bu cephe sonuçta Esad rejimini kendisine daha fazla bağımlı kıldı. Bu cephenin de yürüttüğü siyasetin sonucu da şiddeti derinleştirmek oldu. Rejim kendisini sürdürdü ama ülkede kan akmaya devam ediyor.
Suriye’deki üçüncü temel güç ise Suriye’de yaşayan halklar. Araplar, Kürtler, Asuriler, Çerkezler, Ermeniler. İnanç çeşitliliği olarak da Sünni Müslümanlar, Nusayri, Dürzi, Şii, Yahudi, Ezidi ve Hıristiyanlar var. Suriye’nin etnik ve inançsal farklılığını zenginlik olarak okuyanlar, Suriye’deki çözümün farklılıkların demokratik ortak yaşamını esas alması ile çözülebileceğini söylüyor. Bunun en somut ve tipik örneği ise Rojava’daki Kürtler, Asuriler, Araplar ve Ermenilerin ortaklaşarak gerçekleştirdikleri Demokratik Özerklik sistemi. Saldırılara karşı kendisini korumayı esas alan, devletlerin tekçi ve müdahaleci politikalarına karşı çoğulcu ve katılımcılığı geliştiren Rojava Demokratik Özerklik sistemi, şu an Suriye’deki krizden çıkışın en somut gerçekleşebilir –hatta gerçekleşmiş- çözümü olarak kendisini gösteriyor. Yani Suriye’deki kaosun, ölüm yaratan şiddet sarmalının çözümü 40 devletin kendi çıkarına göre oluşturmak istediği Suriye devleti ile sağlanamaz. Zaten günlük yaşananlar da bunu bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.
Peki şimdi dün İsviçre’nin Möntrö kentinde başlayan ve 40 devletin temsilci gönderdiği Cenevre 2 Konferansı‘ndan mı yoksa 21 Ocak günü Rojava’nın Amûde kentinde ilan edilen Demokratik Özerklik yönetimi mi çözüm getirir… Cenevre 2 Konferansı’nın açılışında Rusya ve ABD dışişleri bakanları ile BM temsilcileri konuştu. Rojava’daki Cizir Kantonu’nda ise Arap, Asuri, Kürt halkının temsilcileri kendi ana dillerinde konuştu. Yemin etti ve demokratik Suriye için çalışacaklarını söylediler. Yine Amûde, Qamişlo ve çevresinde yaşayan Arap, Kürt, Asuri halkları şölenlerle Demokratik Özerklik yönetimini kutladı.
Peki Cenevre 2 Konferansı’nda kendi bildiklerini kendi dillerinde konuşan 40 devlet ile onların işbirliğini kabul eden çakma Suriye muhaliflerinden çözüm beklenebilir mi? Siz karar verin. Eğer çözüm isteniyorsa Suriye’deki 50 bin işkence fotoğrafı için neden 20 Ocak 2014 tarihi beklendi? Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa Türkiye TIR’larla silahları neden gizli gizli Suriye topraklarına sokuyor? Suudi Arabistan ve Katar neden çetelerin gelişmesi için milyar dolarları Suriye’ye akıtıyor? Avrupa Birliği ülkeleri elini kolunu sallaya sallaya insan kesmek için El Kaidecilere neden geçit veriyor? Tersinden Suriye Rejimi çözüm istiyorsa ve Suriye ile İran da bunu destekliyorsa Rojava’daki Demokratik Özerklik’in temsili neden Cenevre’de yok! Sorular çoğaltılabilir. Ama sonuç olarak Suriye için çözümün yolu Rojava’daki modelden geçiyor. Yani halkın doğrudan katılabileceği siyasal çözüm modelleri ile… Gerisi TIR dolusu silah, 40 devletin çıkar çatışmasının mağduru milyonlarca insanın ölümü anlamına gelir…