Cenevre şimdi de 'Ukrayna zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Rusya, Amerika ve AB’nin karşılıklı savaş blöfleri kabak tadı vermeye başlayınca, taraflar Cenevre’de buluştu. Cenevre Intercontinental Hotel’de yapılan görüşmelerin önemli bir özelliği bütün tarafların ilk defa bir masa etrafında buluşuyor olması oldu. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Deşçitsa ile Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un katıldığı dörtlü zirveye öncesi ABD ve Rusya'nın ikili gizli görüşmesi dikkatleri çekti. İki ülkenin gizli görüşmesi, perde arkasında krizin çözüleceği, karşılıklı tavizler verildiği biçiminde yorumlanıyor. Zira iki tarafta genel çıkarlarını Ukrayna uğruna harcayacak durumda değil. Tarafların anlaşmasının diğer bölgelerdeki çıkar çatışmalarına nasıl yansıyacağını da bekleyip göreceğiz.
Bu buluşmaya katılan tarafların özellikleri bir kez daha gösterdi ki, dünyanın herhangi bir alanında küçük ya da büyüklüğüne bakmadan, yaşanan her çatışma ve sorun global güçlerin etkisi olmadan ne başlayabiliyor ne de sonuçlanabiliyor. Uluslararası güçler, stratejik çıkarlarını sadece 'Turuncu Devrim', 'Arap Baharı' ya da 'Gül Devrimi' olarak cilalayıp meşruyet kazandırıyorlar. Bu anlamda Ukrayna'daki sorun aslında bütün halkları ilgilendiren bir soruna dönüşüyor.
Burada atılacak her adım, örneğin Ortadoğu'daki, Afrika'daki güç dengelerini de değiştirecek. Çatışma psikolojisinin canlı tutulması silah tekellerine muazzam kapılar açacak, enerji kaynakları el değiştirecek, güçler birbirine başka alanlarda tavizler vererek Ukrayna’yı görüşüyorlar havasına girecekler. O nedenle sorun Ukraynalı Neo Nazilerin gösterilerinden, halkın demokratik taleplerini seslendiriyor olmasının çok ötesindedir. Örneğin Mayıs 2003’te Ukrayna’ya ABD büyükelçisi olarak atanan Herbst, bugünkü gelişmelerin sorumlularından biridir. Görev yaptığı Yugoslavya ve Gürcistan’da da ABD yanlısı 'barışçıl' gösterilerle iktidar değişikliği stratejilerini uygulamıştır. Bu zat çok önceleri bu ülkenin AB ve NATO’ya girişini seslendirmiş, Rusya’nın bölgedeki etkisini kullanarak ve Ukrayna’ya kendi güdümünde bir iktidar taşıyınca, 'barışçıl' tepkiler adı altında Neo Nazi ve sivil ayaklanmalar örgütlemiştir.
Aslında sorun Rusya’yı kuşatma stratejisinin bir parçasıdır. Ülke ekonomisinin krize girdiği, milli gelirin yüzde 60 oranında gerilediği, enflasyonun beş haneli rakamlara çıktığı, ülke zenginliklerinin bir avuç kapitalistçe ele geçirildiği bir dönemde, uluslararası stratejik çıkarların devreye girmesinden ibarettir. Ukrayna’da iktidar savaşı veren Yanukoviç’in bir dönemler Ukrayna Merkez Bankası Başkanı, Timoşenko’nun ise ülkedeki en büyük gaz ve enerji şirketlerinin sahibi olması, aslında bir halk devrimiyle değil, uluslararası bir çıkar çatışmasıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetiyor.
Cenevre’de Ukrayna pazarlığı
İsviçre Gündemi