KDP’nin Türkiye ziyareti, Türkiye’nin İran, Rusya ve İsrail’le kurduğu ittifakın Cerablus ve etrafında önümüzdeki dönem yaşanacak askeri ve siyasi gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerektiğini söyleyen HDP Dış İlişkiler Sözcüsü Hişyar Özsoy, “Nirengi noktası Cerablus’tur” dedi.  

HDP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, KDP Başkanı Mesud Barzani’nin Ankara ziyareti, Türkiye’nin yeni ittifak arayışları ve Cerablus planı, ABD’nin tutumu gibi birçok konuya ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı. KDP Başkanı Mesud Barzani, Rojava’da kritik gelişmelerin yaşandığı bir süreçte Ankara’ya geldi. Barzani, Türkiye ardından İran yolcusu. Türkiye’ye ise bugün ABD Başkan Yardımcısı Biden gelecek. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da geçtiğimiz günlerde İran’daydı. Gündemleri Suriye’ydi. Barzani’nin Ankara’da olduğu saatlerde İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensari’nin de Ankara’ya geldiği basına yansıdı. İran Parlamentosu Başkanı Ali Lacirani’ninde yakın zamanda Türkiye’ye bir ziyaret düzenlemesi bekleniyor. 

Rojava’da kritik gelişmelerin yaşandığı bu süreçte Türkiye merkezli görüşme trafiğini değerlendiren HDP Dış İlişkiler Sözcüsü Özsoy’un sorularımıza yanıtları şöyle:


Barzani’nin Ankara ziyaretini neye yormalıyız. Gündemleri belirtildiği üzere Musul operasyonu ve Gülen okullarının kapatılması mıdır?

Ne konuşulacağını bilmiyoruz; hatta görüşmeden sonra da konuşulanların çok önemli bir kısmını muhtemelen hiç bilmeyeceğiz. Ama öyle görünüyor ki, darbe girişimi ardından Erdoğan, direksiyon kırmış durumda. Rusya, İran, İsrail, Suriye hatta Mısır’la yeni ilişki sistemi kurmaya çalışıyor. Şu an için Musul saldırısı diyorlar, başka konuları gündeme getiriyorlar ama gündem Suriye’dir. Özellikle Rojava, spesifik olarak da Cerablus’taki durumla ilgili muhtemelen bazı görüşmelerde bulunacaklar. Dayanaklarını, bunun ittifaklarını oluşturmaya çalışıyorlar. Genel anlamda bu yönlü müzakereler yapılacağını düşünüyoruz. 


Türkiye’nin Cerablus planı nedir? Söz konusu görüşme trafiğinden nasıl bir sonuç çıkar sizce?

Cerablus’a yönelik müdahale olacak gibi görünüyor. Türkiye’nin desteklediği gruplar bir dönemdir hazırlanıyordu. Demokratik Suriye Güçleri (QSD), PYD, Kürt güçleri girmeden oraya bir şekilde girip ‘defacto’ bir durum oluşturmak istiyorlar. Türkiye Cerablus’a kendisine yakın olan güçlerin girmesini istiyor. Zaten açıkça da “Orada bir Kürt koridoru oluşmasına müsaade etmeyeceğiz” diyorlar. Bunu eskiden daha utangaç dile getiriyorlardı, “PYD eşittir PKK’dir” diyorlardı. Şimdi artık dikkat ederseniz, “Kürtler o bölgeye girmeyecekler, bu bizim için ulusal güvenlik meselesidir, beka sorunudur“ diyorlar. 


Cerablus Türkiye için neden bu kadar önemli? 

Sınırda olan Cerablus, Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etme noktasıdır. Bu nedenle burayı bırakmak istemiyor. Muhtemelen önümüzdeki dönem gerilimler artacak. 


Hesekê’de yaşananları da bu bağlamda görebilir miyiz?

Hesekê’de yaşananlar, Esad’la yaptığı flörtün sonuçlarından bir tanesidir. Hesekê’de Esad, Türkiye’ye göz kırpıyor aslında. Bir şekilde Türkiye’nin desteğini alabilirse Kürtlere daha sert bir şekilde saldırabilir. 


Türkiye bu şekilde Suriye’deki dengeleri kendi lehine çevirmeye mi çalışıyor?

Bütün pozisyonlar çok hızlı, seri bir şekilde değişiyor. Türkiye uzun bir dönem özellikle Rusya’daki jet krizinden sonra iyice Suriye masasından atılmıştı. Şu anda o masaya tekrar dönmeye çalışıyor. Bunu Batı ve Amerika üzerinden yapamadı. Şimdi Rusya, İran, hatta Esad ve İsrail üzerinden yeniden gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu trafik, İran ziyareti, İsrail’le anlaşma, Rusya ziyareti, bunların hepsini özellikle Cerablus ve etrafında önümüzdeki dönemki askeri ve siyasi gelişmelerle birlikte değerlendirmek lazım. Nirengi noktası Cerablus’tur. 


Minbic’in özgürleştirilmesi ardından Türkiye sınırında ciddi bir askeri hareketlilik var. O bölgenin DAİŞ‘ten alınarak SUK’a bağlı gruplara devredileceği belirtiliyor. Ne planlıyor, hedefliyor Türkiye ?

Cerablus’ta IŞİD’in direnme şansı sıfırdır. Minbic düşmüş, bağlantıları kesilmiş. Demokratik Suriye Güçleri için Cerablus, Minbic’e kıyasla daha rahat alabilecekleri bir yer. Fakat QSD güçleri ile Kürt güçleri oraya girmeden bir an önce orayı alalım niyetleri var. İşi aceleye getirmelerinin nedeni bu. Türkiye sınırı boyunca bir koridora izin vermeyeceklerini açıkça söylüyorlar. “Buna müsaade etmeyeceğiz” diyorlar. Ancak ortada şöyle bir durum da var: Demokratik Suriye Güçleri de Minbic’in kuzeyindeki operasyonları bitirdiğini söyledi. Bunu bu aşamada Cerablus’a doğru bir askeri hareketliğin o taraftan olmayacağına yorumlamıştık. Daha çok Bab üzerine gidebilirler... Sınırın 35-40 kilometre aşağısından Efrîn’e doğru yakınlaşmaya çalışacaklar. O mesafede Türkiye, daha saldırgan bir tutum almış durumda. 

Bir yorum da şu: Bu, IŞİD’i Cerablus’ta kurtarma operasyonu. IŞİD’le savaşıyoruz diyorlar ama muhtemelen IŞİD teslim edip oradan çıkacaktır. IŞİD’in Minbic’ten sonra çok direnme şansı yok. İyice zayıflamış durumda. Dolayısıyla IŞİD’i Demokratik Suriye Güçleri ezmeden Cerablus’u IŞİD’den almayı ve kendi güçlerini oraya koymayı planlıyor. Bunu IŞİD’le bir pazarlık sonucu da yapabilirler, hiç belli olmaz. IŞİD’i kurtarma operasyonu da olabilir bu. 


ABD, Cerablus’a müdahaleye onay veriyor mu?

ABD bir şekilde Kürtlerle Türkiye’yi bir arada idare etmeye çalışıyor. Baştan beri böyle bir politika güdüyordu. Dolayısıyla Türkiye IŞİD’e saldırırsa bunu kısmen kabullenebilir ki, öyle de görünüyor. Bazı müzakereler yapılmış görünüyor. Yine Minbic üzerindeki tartışmalarda bazı anlaşmalar yapılmıştı. Türkiye’nin zorla da olsa onayını almışlardı bir şekilde. Türkiye bazı şartlar sunmuştu. Hala Kürt güçleri oradan çekilmiyor gibi bastırmaya çalışıyor. Amerika orta vadede bir şekilde Kürtlerle Türkiye’yi yaklaştırmak ve IŞİD’e karşı bir cephe oluşturmak istiyor. Açıktan da söylediği bu.

Cerablus konusunda daha önce de yeşil ışık yakmışlardı. Türkiye’ye yakın olan bazı güçler yakın zamanda Cerablus’a girmiş, IŞİD’den birkaç köy almıştı. Sonra IŞİD geldi, ezdi geçti bunları bir daha. 

Türkiye’nin devlet olarak sınır ötesine bir müdahalesi olmayabilir ama dışarıdan obüslerle, tanklarla yardımcı olmaya çalışacaklar. Özgür Suriye Ordusu’na bağlı güçler oraya girerse, yansıyan bazı bilgiler ABD’nin hava desteği bile verebileceği yönünde. O bölgeyi farklı güçlerle dizayn etmeye çalışıyor. Dolayısıyla Cerablus konusunda ABD’nin de desteğini alabilirler.


Bu gelişmeler, tampon bölgeye ve uçuşa yasak alana kapı aralar mı?

Hayır, tampon bölge dediğimiz şey için BM Güvenlik Konseyi’nin kararının olması lazım. Çin ve Rusya var. Hele hele uçuşa yasak bölge konusunda Türkiye dayatıyor ama o bambaşka bir şey, öyle bir ihtimal bile görünmüyor. Fakat Türkiye, Suriye’nin içerisinde, sınırındaki 90-92 kilometrelik şeridi içeriye doğru 35-40 kilometrelik alanla kontrol etmek istiyor. Onlar üstten o bölgeyi kontrol etmek istiyor. Kürtler de, Demokratik Suriye Güçleri de o şeridin altından, Bab üzerinden Efrîn’e gitmeye çalışıyor.


Cerablus Askeri Meclisi’nin ilanı ardından Cerablus Meclisi Genel Komutanı infaz edildi. MİT’le bağlantılı kişiler oldukları belirtiliyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Ajanları cirit atıyor orada. Biz de olanları basından okuduk. Bunlar taşeron mudur, direkt MİT’in çalışanları mıdır, bilemiyoruz. Basına yansıyan bilgiler üzerinden, oradaki askeri ve siyasi iradeyi kırıp alan açmaya çalışıyorlar yorumunu yapabiliriz. Yalnız genel olarak şunu söylemekte fayda var: Türkiye çok ciddi şekilde tutuşmuş durumda. Onu biliyoruz. Yeni bir takım ittifaklar kurarak bu sıkışmışlığı aşmaya çalışıyor. 


Bu politikayla o sıkışmayı aşabilir mi peki?

Uzun bir dönemdir tansiyon yaşadığı bütün ülkelerle yeni bir sayfa açacağım diyor ancak bu noktada iki tane komplikasyon var: 

* Birincisi, yeni ittifakları kurduğunuz zaman eski ittifaklarınız size ters döner. Ortada böyle bir durum söz konusu. Dolasıyla öyle çok başarılı bir dış politika, yeniden ittifaklarımızı kuruyoruz, öyle bir gerçeklik yok. Zaten Türkiye’nin de öyle çok Rusya, İran’la sonuna kadar yapışma derdi yok. Batı dışında çok bir çaresi, şansı da yok. Amerika, AB, NATO; bu şemsiyenin dışına çıkma şansı yok. Şantaj yapıyor. Yeni bir pozisyonu nasıl elde ederim diye düşünüyor. 

*  İkincisi, bütün bu yeni ittifakların temelinde Kürt karşıtlığı söz konusu. “Suriye’de ne edip edip ikinci bir ‘Kuzey Irak’ benzeri oluşuma müsaade etmeyeceğiz” diyorlar. Bu, şu demektir: Türkiye, Suriye’ye dair politikasında Esad’a yönelik tavrını değiştirmiş ama Kürtlere yönelik tavrını daha da katılaştırmıştır. “Gerekirse Esad’ın elini sıkarım, benim için öncelik kesinlikle Kürtlerin orada siyasi statü sahibi olmaması, coğrafi olarak da kantonların birbirleriyle birleşmemesi” diyor. Eski politikasıydı bu zaten. Dolayısıyla eski politikasını daha önce kırıp döktüğü, şimdi yeniden ilişkilenmeye çalıştığı ittifaklarıyla götürmeye çalışıyor. 

* Belki biraz zaman kazanabilir, Kürtlerin canını yakabilir, moralini bozabilir ama sonuç alma şansı sıfırdır. Yapısal bir krizdir. Türkiye’nin Kürt sorunu politikasını değiştirmesi lazım. Kürtlere olan bu düşmanlıkla devam ederlerse, Türkiye’nin içinin daha fazla karışma riski son derece yüksektir. Erdoğan’ın bu hırslı Kürt karşıtlığı, başına daha çok bela açacak gibi görünüyor. 


ARZU YILDIZ/HABER MERKEZİ