Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘müsvette, terör örgütü üyesi’ ilan ettiği akademisyenler hakkında, YÖK ve universiteler de harekete geçti. AKP medyası ve ırkçı güruhun ardından  “Erdoğan’ın arkasındayım” diyen mafya çetesi reisi Sedat Peker de “Oluk oluk kanlarını akıtacağız” diyerek tehdit etti.

Bir televizyon kanalında “Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın” sözleri nedeniyle linç edilen öğretmenin ardından “Savaşa ortak olmayacağız” diyerek devlet şiddetine son verilmesini isteyen 89 üniversiteden bin 128 akademisyen ile dünyada tanınan Noam Chomsky, Judith Butler, Etienne Balibar ve David Harvey gibi 355’i aşkın ulaslararası isim AKP iktidarı tarafından hedefe konuldu. Geçtiğimiz Pazartesi günü yaptıkları açıklamayla “müzakere ve kalıcı barış” çağrısı da yapan “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” ilk olarak AKP’nin havuz medyasında “hain” ilan edildi, “1100 akademisyen ihanet gibi metne imza attılar” denildi. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ise önceki gün hem de Sultanahmet’te meydana gelen, 10 kişinin ölümüne neden olan patlama ardından yaptığı konuşmanın 44 saniyesini patlamaya, 10 dakika 27 saniyesini ise akademisyenlere ayırdı. Akademisyenlere “müsvedde, güruh, mandacı, müstemlekeci” gibi sözlerle itham eden Erdoğan, “Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız karanlık. Kendilerine akademisyen diyen güruh. Ya devletin yanında olursunuz ya da terör örgütünün. Bizim için terör örgütü mensubu neyse onların ağzıyla konuşan da aynıdır” tehdidinde bulundu. 


İstifası istendi, soruşturma açıldı

Erdoğan’ın açıklamasını talimat olarak kabul eden Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK), bir saat sonra olğanüstü toplanarak “Teröre destek veren bildiri ile ilgili olarak hukuk çerçevesinde gereği yapılacak” dedi. YÖK’ün açıklaması “12 Eylül sürecinde yaşanan 1402 uygulaması yeniden hortlatılıyor mu?” sorusunu akla getirdi. Üniversite yönetimleri de harekete geçti. Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ), barış bildirisinde imzası bulunan öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Tanju’nun istifasını istedi, “YÖK tarafından verilecek talimatlar doğrultusunda hakkında işlem yapılacaktır” dendi. Bartın Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Doğan hakkında ise “Türk milletini, cumhuriyetini ve TBMM’yi alanen aşağılama, terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Muhtemelen iktidara bağlılığını göstermek isteyecek başka üniversitelerden de istifa talepleri ve soruşturmalar gelecek. 

Barış isteyen akademisyenlere karşı AKP’li akademisyenler de “Devletimizin ve milletimizin yanındayız” diyerek imza metni yayınladı. Ancak imza metni 116’yla sınırlı kaldı, bunların bir bölümünün de sahte olduğu anlaşıldı. 


Çete reisi yine sahnede 

Erdoğan’ın akademisyenleri hedef göstermesi ardından ülkücüler de harekete geçti. Ankara’da 100 kişinin katledildiği DAİŞ saldırısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize’de ‘teröre hayır’ mitingi yapan ve “oluk oluk kan akacak” tehditlerinde bulunan ülkücü mafya çetesi reisi Sedat Peker de internet sitesinden linç kampanyasına katıldı. Peker, “.. tüm VATAN EVLATLARI öncelik olarak dağlarda teröristleri aramayacaklardır.  İmza attığınız bildiriyi önlerine alacak, gerçek tehlikeli olanlar sizlersiniz diyerek lüks yerlerdeki işyerlerinize gelecekler (Ancak rahat olun sizleri çocuklarınızın ve eşlerinizin yanında öldürmeyeceklerdir.). İntikamlarını dahi MÜSLÜMAN TÜRK’e yakışır bir şekilde alacak ancak sizlerin kanlarıyla duş yapmayıda unutmayacaklardır… şunu iyi bilin ki; bu VATAN’ın EVLATLARI’ndan asla merhamet görmeyeceksiniz. 

Tekrardan söylüyorum; OLUK OLUK KANLARINIZI AKITACAÐIZ VE AKAN KANLARINIZLA DUŞ ALACAÐIZ!!!”


Ülkü Ocakları Başkanı

Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Aytaç Gezici de imzacı akademisyenleri “Adı akademisyen, sanı bizce ‘eğitimli bölücü’ olan bir kısım zevat” sözleriyle hedef alırken, “Şu an Kayseri’de bulunan ve kendi adını taşıyan üniversitedeki bu hainlere fırsat veren 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuyu bize bırakmadan çözmesini umuyoruz” dedi. 

Prof. Chomsky: 


Yoruma ihtiyaç var mı?

Barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm talep eden akademisyenler ise tehditlere rağmen imzalarının arkasında. Erdoğan’ın önceki günkü konuşmasında “Kendilerini Türkiye’ye davet ediyorum. Bölgeyi, bu akademisyen sıfatlı 5. kol elemanlarıyla değil, kendi gözlerinle görsün” diyerek çağrıda bulunduğu dünyaca ünlü dilbilimci Prof. Noam Chomsky’den Erdoğan’a yanıt gecikmedi: “Türkiye, Erdoğan’ın birçok yoldan yardım ettiği IŞİD’i suçluyor, diğer taraftan IŞİD’den çok da farkı olmayan El Nusra’yı desteklerken. Ve Erdoğan, Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı savaşan ana güç olan Kürtlere karşı işlediği suçları lanetleyen kişileri suçluyor. Başka bir yoruma ihtiyaç var mı?”


Akademisyenler dik duruyor

Öğretmen Ayşe Çelik’in açıklamaları ardından söz konusu televizyon kanalı ve program sunucusuna özür dilettiren iktidar akamedisyenlere de diz çöktüreceği hesabını yapıyor. Akademisyenler ise fikirlerinin arkasında. İmzacılar arasında yer alan Hacettep Üniversitesi Araştırma Görevlisi Sedat Yağcıoğlu, “Saray’ın da doğrudan hedef göstermesi ile halka tamamlandı” dedi. İmzacı akademisyenlerin internet sitelerinden hedef gösterildiğini belirten Yağcıoğlu, “Bu ilk aşamaydı, artçı şoklarının geleceği belliydi. Pek çok üniversiteden arkadaşlarımızın üniversite içerisinde şiddete ve mobbinge maruz kaldığı bilgileri bize ulaşmaya başladı. Üniversitelerde çalışan öğretim üyelerimizin dekanlık, rektörlükler tarafından çağırılıp özellikle daha küçük illerde ve belli üniversitelerde daha az sayıda imza olan yerlerde baskının yoğunlaştığını görüyoruz” dedi. 


İmzacı sayısı artıyor 

Erdoğan’ın yaptığı açıklamalarla da barış söylemi üzerinden müthiş bir karşı kara propaganda geliştirildiğinin altını çizen Yağcıoğlu, “Bütün bu kara propagandaya karşın imzalarımız artıyor. Soruşturmalara karşı da hem hukuki alanda hem de toplumsal mücadele alanında çalışmalara başlamış bulunuyoruz” dedi.

Chomsky’e yapılmış daveti de hatırlatan Yağcıoğlu, “Hay hay, bölgeyi açın, sokağa çıkma yasağı olan bölgeye imzacılarımız arasında yer alan Chomsky, Zizek… Hep birlikte sokağa çıkma yasaklarının olduğu bölgelere girip araştırmalar yapalım. Madem yanlış bilgi veriyoruz, gerçekleri gözlemleyelim. Tersten sıkıştırmayı çağrıya dönüştürelim” diye konuştu.


Ödün vermeyeceğiz

Bildirgeye imza atan akademisyenler “ödün vermeyeceğiz” diyor. 

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Küçük: Tamamen devlet çığırtkanlığına çağıran bir yerde akademisyenlerin ses çıkarmasına tahammül edilemiyor. Bizim çağrımız çok netti. Savaş ve şiddet ortamının ortadan kaldırılması ve çözüm masasına geri dönülmesi. Hükümetin ve devletin yaptığı bu çağrıyı zan altında bırakmak oldu. Buna da şaşırmadık. 

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaye Yılmaz: Bir ülke düşünün ki bilim insanları barış istedikleri için ‘terörist’ addedilebiliyor. Bir ülkenin öğretmenleri ‘çocuklar ölmesin’ dedikleri için terörist ilan ediliyorlar. Cumhurbaşkanı veya mevcut hükümet yetkileri nasıl tanımlasa tanımlasın bu kararlılığımdan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğim. Barıştan ve duruşumdan da ödün vermeyeceğim.

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Buket Türkmen: Tüm bunların yaşandığı bir ülkede susup izleyici konumuna düşürülmeyi reddediyoruz. 

Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Ayşe Gül Altınay: Türkiye’nin her yerinden insanlar akademisyenler, ‘Bu yol, yol değil’ diyor. Zaten biz de böyle bir gelecek istemiyoruz. Nedir bu yol, kalıcı bir barış oluşturmak. Herkesin kendini ifade edebildiği ve can güvenliğinin olduğunu bir ülkede yaşamak. Bunun için bir araya geldik.

Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Alper Açık: Türkiye’de bilime, özgür düşünceye, düşünceye katkı sunma iddiasında olan tüm çevrelerin Kürt halkına yönelik haksızlıklar ve vahşet karşısında ses çıkarması gerekir. 


 HABER MERKEZİ 




HDP Eşbaşkanı Demirtaş:  Akademisyenler ülkenin vicdanı


HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, MYK toplantısı için geldiği partisinin genel merkez binasının önünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Barış İçin Akademisyenler’i hedef alan açıklamalarını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı’nın bugüne kadar hakaret etmediği toplumsal kesimin kalmadığını belirten Demirtaş, şöyle konuştu: “Kendisi ülkemizin güzide akademisyenlerinden olduğu için çok sayıda fahri doktorası var. Hiçbir akademisyeni beğenmiyor olması, müsvedde yaftası yapıştırıyor olması ancak kendisine yakışır. Kendisinin üniversite hayatı nasıldır Türkiye bilmiyor. Üniversite hayatını çok merak ediyoruz. Üniversite arkadaşlarını hiç görmedik, üniversite fotoğraflarını hiç görmedik. Tam olarak üniversiteyi bitirmiş mi ondan da emin değiliz. Barış istemek bu ülkede kan akmasın demek daha bir yıl öncesine kadar ‘baldıran zehri içeriz, kellemizi koyduk bu işe’ dediğiniz çözüm sürecinin ana sloganıydı. Şimdi hesabınıza gelmiyor diye barış isteyenleri düşman ilan etmek tam anlamıyla büyük bir ucuzluktur. Üniversiteler de akademisyenlerin arkasında durabilmeli. Ben o deklarasyonu yayınlayan akademisyenlerin ülkenin vicdanı olduğunu düşünüyorum.”


Öğrencilerinden destek


Erdoğan’ın “akademisyen müsveddeleri” dediği, YÖK’ün haklarında işlem başlatılacağını duyurduğu akademisyenlerin öğrencileri kampanya başlattı. Change.org üzerinden imza kampanyası başlatan “Bağzı Üniversiteliler” isimli öğrenciler, “Gururdur bize savaşa karşı sessiz kalmayanların öğrencileri olmak” dedi. 


Akademisyenler yalnız değil


Barış Bloku, “Saray iktidarının hedef haline getirdiği Barış İçin Akademisyenler barış taleplerini cesaretle dile getirmiş, onurlu bir tutum almışlardır. Bizler de barış, özgürlük ve eşitlik adına onların dediği gibi, ‘Bu suça ortak olmayacağız” diyerek, akademisyenlere desteğini açıkladı. İstanbul Barış Bloku  da “Akademisyenler yalnız değildir” açıklaması yaptı.