Türk ordusu, çetelerle bağlantısını kesen YPG ile müttefiklerinin ilerleyişini durdurmak için Ezaz ve Efrîn’i top atışlarıyla vuruyor. Bombalanan yerler arasında YPG’nin destek verdiği Ceyş El-Suwar güçlerinin El Nusra’dan aldığı Minag hava üssü de var. Demokratik Suriye Güçleri (QSD) saldırı sürerse karşılık vereceğini duyurdu. ABD de saldırılara tepkili. Joe Biden, Davutoğlu’nu arayarak “Bombardımanları durdurun” dedi.

Türk ordusu, Kilis’te konuşlu obüslerle, şu an YPG ile müttefiklerinin kontrolünde olan Halep’in Ezaz ilçesi yakınlarında Minag Havaalanı ile çevresindeki bölgeleri bombalıyor. İlk saldırı cumartesi günü gerçekleşti. Yerel saatle 17:00 sularında Türk ordusu sınırdan Ezaz’e bağlı stratejik üssün bulunduğu Minag ile Merinaz köylerine havan topları ve roketlerle saldırdı. 


Saldırılar dün de sürdü

Türk ordusunun saldırıları pazar günü de devam etti. Minag ile Merinaz köyü ile başlayan saldırılar dün sabah yerel saatle 09:00’da itibaren ise Malikiye köyü ile Dêr Cemal ve Tel Rıfat kasabasına yayılarak devam etti. 


3 savaşçı şehit düştü

Demokratik Suriye Güçleri (QSD), Türk ordusunun Dêr Cemal ve Minag bölgelerine gerçekleştirdiği saldırılarda 3 savaşçının yaşamını yitirdiğini açıkladı. QSD Basın Merkezi saldırılarda Efrîn doğumlu Muhemed Elî (Berxwedan), Efrîn doğumlu Fayiza Neaso (Armanc Efrîn) ve Kobanê doğumlu Kamuran Daxilibeldereş (Şahin Kobanê) adlı savaşçıların yaşamını yitirdiğini bildirdi.  


Vurulan yerler çete örgütlerden alınmıştı

Rusya desteğindeki Esad rejiminin yaklaştığı Tel Rifat haricinde vurulan yerlerin tamamı 11 Şubat’ta Kürtler ile müttefikleri tarafından AKP destekli çete örgütlerden alınmıştı. 


Efrîn de vuruluyor

Türk ordusunun vurduğu alanlar arasında Kürtlerin kontrolündeki Efrîn’in Şêrawa ilçesine bağlı Mezreha, Meryemîn ve Enabê köyleri de bulunuyor. Alınan bilgiye göre Türk devleti, sınır karakollarından köylere 30’un üzerinde top atışı yaptı. 


Çeteler de eş zamanlı saldırdı

Türk ordusunun saldırılarına güdümündeki Ahrar El Şam ve El Nusra çeteleri de eşlik etti. Çeteler, TSK’nin top atışlarıyla eş zamanlı olarak aynı bölgelere ağır silahlarla saldırdı. 


İki sivil hayatını yitirdi

Türk ordusunun bombardımanında Meryemîn köyünde iki sivil hayatını yitirdi, aralarında kadın ve çocukların da olduğu çok sayıda kişi de yaralandı. Meryemîn köyünde hayatını yitirenlerden biri Fatme Qasim, diğeri ise köye yeni göç etmiş biri ancak kimliği öğrenilemedi. 


Çocuklar da yaralandı

Yaralılardan ikisinin ise durumun ağır olduğu bildirildi. Yaralılardan kimliklerini öğrenebildiklemiz şunlar: Ebîr Elî (12 ),  Sebhe Ehmed (4), Mihemed Qasim El-Umer (12), Fuad Hisên(30), Gemra Hec Îbrahîm (50), Ebdilhenan Xilêf El-Himêdî (43).


QSD: Kesilmezse karşılık veririz

Saldılara dair açıklama yapan YPG ile Ceyş El-Suwar’ın çatı örgütü Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) Ezaz komutanlarından Ebu Ömer, “Saldırılar sürerse biz de karşılık vereceğiz” dedi. 


Türkler angajman yalanına sarıldı

Türk askeri yetkililer ilk açıklamalarında “Bu doğrudan bir saldırı, angajman kuralları işletilmedi” dedi. Ancak Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, YPG’ye ‘angajman kuralları’ çerçevesinde karşılık verildiğini ileri sürünce aynı askeri kaynaklar da ağız değişterek benzer yönde açıklamalar yaptı. 


YPG: Tek kurşun bile sıkmadık!

Ancak YPG ile Ceyş El-Suwar güçlerinin Türkiye’ye ateş ettiğine dair hiçbir emare yok. Erfrîn Kantonu YPG Sözcüsü Firat Xelîl de “Türk devletinin iddiaları asılsızdır” dedi. Dün ANHA’ya konuşan YPG Sözcüsü, YPG ve Ceyş El-Suwar savaşçılarının Türk devletinin sınır bölgesinde bulunan karakola saldırdığı yönündeki iddiaları yalanlayarak, “Güçlerimiz 4 yıldır ne Efrîn üzerinden ne de Rojava’nın başka bir bölgesinden Türk devletine tek bir mermi bile sıkmıştır” ifadelerini kullandı. 


Amaçları ilerleyişi durdurmak

Firat Xelîl, Türk devletinin Ceyş El-Suwar’ın çetelere karşı ilerleyişinden rahatsız olduğuna dikkat çekerek, “Amaçları bu ilerliyişi durdurmak, o yüzden saldırıyorlar” diye konuştu.  


AKP’nin derdi çeteler düşmesin!

Gözlemcilere göre de ‘saldırılara karşı halkımızı ve topraklarımızı koruyoruz’ yalanına sarılan Türk devletinin tek amacı Rojavalı Kürtler statü elde etmesin ve Suriye’de çete örgütlerin ikmal yollarını açık tutmak. 


Kafa kesenler destekleniyor

Zira 2013’ten beri kafa kesen radikal dinci örgütlerin elindeki üsse TSK’nin şimdiye kadar saldırdığı ya da AKP Hükümeti yetkililerinin DAİŞ’ten bir farkı olmayan El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’ya dair karşıt bir açıklama yaptığı görülmemişti. Ne zamanki YPG ile müttefikleri Ezaz bölgesinden çeteleri temizlemeye başladı, Kürt düşmanı Türk devleti “kırmızı görmüş boğa gibi” saldırıya geçti. 


Minag niçin önemli?

Zira Halep’e bağlı Ezaz’da stratejik bir hamle yapan YPG desteğindeki Ceyş El-Suwar güçleri 11 Şubat’ta Minag (Menag) üssü ile çevresindeki köyleri alarak çetelerin ikmal yollarını da kesmişti. Bu hamle ile El Nusra, Ahrar El Şam ve MİT’in Sultan Murat Tugayı’ndan oluşan Türkiye destekli radikal dinci çete örgütler Halep bölgesinde kontrol ettikleri son askeri üssü de kaybetmişti. Üs, 2013’ten beri El Nusra’nın işgalindeydi. Askeri üs Halep’ten Türkiye sınırına uzanan ana yol üzerinde bulunduğu için stratejik önemde görülüyor. Minag hava üssü ayrıca Rus hava desteğiyle ilerleyen Esad rejiminin yaklaştığı Tel Rıfat kasabası ile Ezaz arasındaki bağlantıyı da sağlayan kritik bir noktada bulunuyor. Şu anda eyş El-Suwar’ın kontrolünde bulunan Minag’ın Türkiye’ye uzaklığı 13 km, Ezaz’e ise sadece 6 kilometre.


Sinyali günler öncesinden verilmişti

AKP Hükümeti ABD’yle günlerdir süren ‘YPG krizi’nin ardından Suriye’de Kürtler ile müttefiklerine müdahale sinyalini vermişti. Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, 10 Şubat’ta ‘Türkiye’ye dönük herhangi bir tehdit olduğunda nasıl ki Kandil’e karşı Irak’ta tedbir alıyorsak, Suriye’de de alırız’ tehdidini savurmuştu. 


İşgal hayali kuruyorlar

Ayrıca Rusya’nın desteğindeki rejim ordusu ile YPG’nin Halep’teki ilerleyişinden rahatsız olan Erdoğan ve güdümündeki Türk hükümetinin çeteleri ayakta tutmak için Tel Rıfat- Mare arasındaki 20 km’lik hattı ele geçirmeyi planladığı ortaya çıkmıştı. Suudi Arabistan ile Türkiye’nin Suriye’yi işgal hayalleri kurduğu da biliniyor. Saldırıların  Suudi jetlerinin İncirlik’e konuşlandırılmasıyl aynı günlere denk gelmesi dikkat çekti. 


Son çırpınışlar

Suriye politikası çöken, tüm komşularıyla sorun yaşayan, Rusya ile neredeyse savaşın eşine gelen, ABD’yle dahi ters düşen, içte ve dışta sıkışan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile güdümündeki AKP, son bir çırpınışla Kürtler ile müttefiklerine saldırararak bölgede kendine alan açmak istiyor ancak uzmanlar, “Tüm bu çabalar nafile” diyor. Gelişmeleri yakından izleyen uzmanlar, “Erdoğan eğer baskıcı, otoriter, tekçi ve saldırgan politikalarına son vermezse sonu Saddam ve Kaddafi gibi olacak” uyarısını yapıyor. 



Muslim: YPG çekilmeyecek!


PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Türk ordusunun bombaladığı mevzilerden YPG’nin çekilmeyeceğini söyledi ve Türkiye’nin olası bir askeri müdahalesine karşı koyacaklarını açıkladı. 

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun YPG’ye yaptığı ‘Azez çevresini boşaltın’ tehdidine PYD Eşbaşkanı Salih Muslim’den yanıt geldi. Dün Reuters’e konuşan Muslim, Türk ordusunun bombaladığı mevzilerden YPG’nin çekilmeyeceğini söyledi ve Türkiye’nin olası bir askeri müdahalesine karşı koyacaklarını açıkladı. Muslim, Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine karışma hakkı bulunmadığını, böyle bir durumda tüm Suriye halkını karşısında bulacağını da belirtti.


El Nusra’yı mı istiyorlar?

Bombalanan Minag üssünün Demokratik Suriye Güçleri’nin eline geçmeden önce El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’nın kontrolünde olduğunu da vurgulayan Muslim, ‘’Burada Nusra’yı mı istiyorlar, yoksa rejimin gelip işgal etmesini mi arzuluyorlar?” diye sordu. 


Davutoğlu ne demişti?

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumartesi günü yaptığı açıklamada  şunları söylemişti: “YPG derhal Azez ve çevresinden uzaklaşacak. Azez’in yakınına dahi yaklaşmayacak. Koridorunu tekrar kırma çalışmalarında bulunmayacak. Minag Havaalanı’nı Türkiye’ye karşı veya muhalefete (El Nusra’nın olduğu çete örgütleri kast ediyor) karşı kullanma hevesine kapılmayacak. Bu havaalanını da boşaltacak.”



 HABER MERKEZİ






ABD: Ateşi kesin!


YPG'yi DAİŞ'e karşı önemli bir müttefiği olarak gören ABD'den Türkiye'ye "ateşi kesin" çağrısı geldi. 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby, Türkiye'den YPG'ye yönelik top atışına son vermesini istedi. Cumartesi günü yaptığı açıklamada Kirby, ABD'nin kuzey Halep'teki durumdan "endişeli" olduğunu söyledi. 


ABD arabulucuk yapıyor

Kirby, ayrıca "Tüm taraflarla tansiyonu azaltma adına çalışıyoruz" diyerek ABD'nin Ankara ve YPG arasında arabuluculuk yaptığını da açıklamış oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü açıklamasında YPG ile müttefiklerine ise 'Yaşanan karmaşık durumdan yararlanarak yeni topraklar elde etmekten vazgeçin' çağrısında bulundu. 


'DAİŞ'e odaklanın'

Kirby, DAİŞ’in hem Türkiye hem de YPG için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve tarafların bu konuya odaklanması gerektiğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ayrıca "Bütün tarafların Münih'te anlaşılan düşmanlıkların azaltılması yolunda çalışmasını teşvik ediyoruz" dedi. 


McGurk açıklamayı yaydı

Kirby'nin açıklamalarını ay başında Kobanê'yi ziyaret ederek YPG'lilerle görüştüğü için Erdoğan'ın tepkisi çeken Obama'nın DAİŞ Koalisyonu'ndaki Özel Temsilcisi Brett McGurk da sosyal medya üzerinden paylaştı. 


Biden da Davutoğlu'nu aradı

Aynı gün ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden da  Davutoğlu'nu arayarak, YPG ile mьttefiklerine yцnelik saldırıları durdurması зağrısı yaptı. Konuyla ilgili açıklama Beyaz Saray'dan yapıldı. Açıklamaya göre Biden Kirby'nin yaptığı "Tansiyon düşürülmeli, bombardıman durmalı" çağrılarını bizzat Davuoğlu'na iletti. 


Fransa: Tansiyon düşürülmeli

Fransa’nın yeni Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault da Türk devletine çağrı yaparak tansiyonun düşürülmesini ve bombardımanlara son verilmesini istedi. 


ABD ve Rusya görüştü

Ayrıca Türk devletinin YPG ile müttefiklerine saldırması sonrası ABD'li ve Rus yetkililerin görüşmeler yapması da dikkat çekti. Zira ABD ile Rusya şu anda Suriye'de ateşkes ilan edilmesi ve Cenevre görüşmelerinin devam etmesi konusunda girişimlerde bulunuyor.  İki ülkenin ön ayak olmasıyla 11 Şubat tarihinde Almanya'nın Münih kentinde yapılan Suriye konferansında 1 haftada Suriye'de ateşkes sağlanması ve insani yardımı öngören bir plan üzerinde uzlaşılmıştı. Ayrıca askıya alınan Cenevre'deki Suriye görüşmelerinin 25 Şubat'ta başlatılması için de karar almıştı. Ancak bu koşullarda ateşkesin nasıl sağlanacağı halen muamma.