
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Dünyada geri dönüşümü en zor maddelerden biri olan plastik için doğa kendi çaresini kendi üretti. Plastiğin kullanımının yaygınlaşmaya başlamasından 70 sene sonra evrim, plastik ile beslenen bir bakteri ortaya çıkardı.
Japon uzmanlar plastik çöplüklerinde yaptıkları incelemede ideonella sakaiensis adını verdileri bir bakterinin dünyanın en büyük çevre problemlerinden birini çözecek kapasitede olduğunu ortaya çıkardı.
Bakterinin sadece plastikle beslendiği ve bünyesinde iki enzim üreterek plastiği enerjiye çevirebildiği keşfedildi. Bilim insanlarına göre bakteri, plastiğin 1940’lardan bu yana kullanıldığı dikkate alınırsa, son 70 yılda evrimleşmiş bir tür.
Keşfi yapan ekip plastiğin geri dönüşümü ya da yok edilmesi için bakterinin ve ya onun ürettiği enzimlerin kullanılabileceğini umut ediyor.
Dünya nüfusu ve plastik kullanımı arttıkça plastiğin geri dönüşümünün çok büyük bir problem olduğu düşünüldüğünde keşif büyük önem taşıyor.
Sadece 2013 yılında 56 milyon ton plastik üretilirken bunun sadece 2.2 milyon tonu geri dönüşüme tabii tutuldu. Geri kalan plastik çevre kirliliği yaratan maddelerin büyük bir kesimini oluşturuyor.
Japon ekibin başındaki Kohei Oda da bu sorunun çözümünde bakteri ve mikropların kullanılmasının akılcı bir çözüm olabileceğini ifade ediyor.
Bakteri plastiği nasıl yiyor?
Yapılan incelemeye göre bakteri plastiği vücuduna aldıktan sonra terephthalic asit ve ethylene glycol enzimlerini üreterek sindiriyor. Her iki madde de bugün üretilen ve çevreye zararı olmayan maddeler.
Bir bakterinin küçük bir parça plastiği yok etmesi 30 derecede 6 hafta alıyor. Ancak bilim insanları genetik mühendislik ile bu süreyi çok daha aşağı çekebileceklerini düşünüyor.
Almanya’daki Greifswald Üniversitesinden Uwe Bornscheuer, söz konusu bakteriden alınan genlerin çok hızlı bir şekilde üreyen Escherichie coli bakterisine nakledilebileceğini bu şekilde çok etkin sonuçlar alınabileceğini dile getiriyor.
Bornscheuer bununla birlikte doğanın çoktan plastik yiyen başka mikrop ve bakteriler ürettiğini ve bunlar keşfedildikçe daha fazla seçenek ortaya çıkacağını ifade ediyor.
Biyonik parmak ucuyla hissetmek!
Bilim insanları kolu dirseğini üstünden kesilmiş bir hastanın takma kolunun parmak uçlarına yerleştirilen sensorlarla düz ve pütürlü zeminler arasındaki farkı hissetmesini sağladı.
İsviçre’nin Lozan şehrindeki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsünde Silvestro Micera’nın başkanlığında bir ekip tarafından geliştirilen sensorlar Dennis Sorensen adlı bir hastanın takma kolunun parmak uçlarına yerleştirildi. Hastanın kolunun üst bölümündeki sinirlere yerleştirilen elektrotlara sinyaller gönderen sensorlar bu şekilde düz ve pütürlü zeminler arasındaki farkın hissedilmesini sağladı.
Yapılan deneylerde Sorensen, farklı yüzeyleri yüzde 96 oranında doğru hissetmeyi başardı. İsviçre basınına konuşan Sorensen, şu anda biyonik kolunu kendi kolu gibi hissetmeye başladığını anlattı.
Bilim insanları yakın bir gelecekte tam hissiyata sahip ve kullanan kişinin beyin gücüyle kontrol edebileceği protezler yapmayı umut ediyor.
Evrendeki en büyük gök cismi
Bilim insanları BOSS Büyük Sur adını verdikleri ve 1 milyar ışık yılı genişliğindeki gök cisminin evrenin en büyüğü olduğunu tahmin ediyor.
BOSS Büyük Sur toplam 830 küçük ve orta boyutlu galaksiden oluşuyor. Galaktik ölçeğe göre oldukça yoğun bir sistem olan BOSS, bugüne kadar evrende gözlemlenen en büyük gök cismi oldu.
Dünyamızın içinde bulunduğu Samanyolu galaksisi başta galaksiler ile yerçekimi etkisiyle kümeler oluşturuyor. Bu kümeler de süperkümelerin yapıtaşları oluyor. Süperkümeler arasındaki ağlar ise “surlar” ya da “setler” olarak ifadelendiriliyor.
Bilim insanları evrenin uzaktan bakıldığında boşluklar etrafında toplanan bir madde ağı gibi gözüktüğünü ve Surların da bu ağın en kalın noktaları olduğunu belirtiyor.
Kanarya Adalarında bulunan Astrofizik Enstitüsünden Heide Lietzen, dünyamızdan 4,5 ila 6,4 milyar ışık yılı uzaklıkta devasa bir alanı kaplayan bulunan BOSS Büyük Surunun düşünülenden daha fazla galaksi barındırabileceğini, mevcut teleskopların bu bölgeden gelen ışık ve kozmik ışınları değerlendirme kapasitesinin düşük olduğunu belirtti.
Laniakea kümesini keşfeden Brent Tully ise evrende yoğun galaksi kümelerinin sıklıkla görüldüğünü ancak BOSS Büyük Sur’unda normalden 5 kat daha yoğun galaksi bulunduğunu ifade etti.
Ancak astronomlar bu kadar büyük oluşumların tek bir gök cismi olarak adlandırılıp adlandırılamayacakları konusunda henüz tartışma halinde.
HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU