YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ


Merkezi otoriter yönetim anlayışının tüm dayatma, tutuklama, denetim ve zorluklarına rağmen büyük başarılarla yerelden yönetim anlayışını güçlendiren BDP, bu seçimlerde Çewlîg’i (Bingöl) de “Öz yönetimle özgür kimliğe” katacağına kesin bakılıyor. Şeffaf, katılımcı, halka yakın, çoğulcu, bürokrasiden uzak yönetimle anlayışı ile kenti yönetme taahhüdünde bulanan Çewlîg eşbaşkan adayları Zarife Karasungur ve İlhan Çakabay, sokak, mahalle, köy meclisleri kurarak halkı karar alma süreçlerine katacaklarını söylüyor. Çewlîg halkı bu yönetim anlayışı ile 90 yıllık sömürgeci anlayışı alaşağı yapmaya hazır. Zarife Karasungur ve İlhan Çakabay ile kentteki seçim atmosferini ve projeleri hakkında konuştuk.

Seçimlere birkaç gün kaldı. Şehrin durumu ve çalışmalarınız hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Çakabay: Halkımıza barışın olduğu, temel insani ihtiyaçların çözüldüğü bir kentin inşası için aday olduğumuzu anlatarak başladık çalışmalarımıza ve karşılığını da görüyoruz. İki aylık çalışmanın içinde halkımız bize ‘belediyenin çok yüklü borcu var, ihtiyaçları çok, sorunları ağır. Kimlik ve dil sorunları var. Siz bunları nasıl çözeceksiniz?’ diye soruyor. Halkımıza bazı örnekler verdik; Belediyenin aylık 3 trilyon (eski para ile) parası heba ediliyor. Bazı insanlar bankamatik usulü maaş alıyor. Sözde yardım adı adlında 1 trilyon para heba ediliyor. Sadece bunları engellersek kısa bir süre içerisinde bütün mahallerin alt ve üst yapı sorunlarını çözer, yeşil alanlar, parklar açabileceğimizi söyledik. Çok ciddi bir yoksulluk var ve bu yoksulluk üzerinde bilinçli olarak inşa edilmiş bir iktidar var. İktidar bu kente yoksulluğun bitmesini istemiyor. Bunu da örneklerle anlattık. Kamu yatırımlarının bizzat Bingöl’ü Kalkınma Bakanı tarafından engelleniyor. 90’lı yıllarda tankla, topla, askeri yöntemlerle teslim alınamayan bu halk yoksullukla teslim alınmaya çalışılıyor. Halkımız da bu tabloyu görüyor ve bu yüzden bize güveniyor, bizi olumluyor. 


Kürdistan’da çeşitli çevrelerden BDP’ye çok yoğun katılımlara tanık olduk. Kentinizde ilk defa size oy vereceğim diyenler, katılanlar oldu mu?
Çakabay: Bu seçimlerde partimizin binasına çok farklı kesimlerden gelen insanların olduğunu görüyoruz. Kendisini İslamcı olarak tarif eden birçok insan bizimle görüşme talepleri oldu ve görüştük. Korucu ailelerinden indirek temaslar oldu. Basın önünde bir katılım yapılmadı ancak, birçok kanaat önderi, dini temsilci ve korucularla bir araya geldik, endişelerini dinledik, taleplerini aldık ve kendimizi anlattık. Hiçbir şekilde ayrımcı politika yürütmeyeceğimizi anlattık. Onların da bizlere sözleri oldu.

Yerel seçim tartışmaları bir referanduma dönüşmüş halde. Sizde durum ne?

Çakabay: Halka giderken bu seçimlerin salt yerel seçim olmadığını biz de söylüyoruz. 90 yıldır bir sistem var, bir anlayış var. Bu sistem şimdiye kadar Kürt kentlerini yönetiyor ama hiçbir sorununu çözmüyor. Yaşanan sorunların temelinde yatan tam da bu anlayıştır. Çözen değil sorun yaratan bir anlayış. Artık bu anlayışın tasfiye etme zamanı geldiğini halkımıza anlatıyoruz.

Kentin ağır sorunlarından bahsetmiştiniz. İmar, çevre, su… gibi. Hazırlıklı mısınız?

Çakabay: Kentin bazı cadde ve sokaklarına ambulans, itfaiye dahi giremiyor. Mahalleye girmek için yol bile yok. Yeşil alan ve çevre sorunları, hava kirliliği gibi sorunlar başını almış gidiyor. Özelikle yaz aylarında çok ciddi su sorunu var. Bütün bunlar için seferberlik ilan edeceğiz. Kürük ve Metan suyu gibi iki büyük kaynağımız var. Bunların üzerinde araştırmalar yapıp, projeler üreteceğiz. Kalıcı bir şekilde kentin su sorunu çözeceğiz. Yurttaşın cebinde para çıkmadan barınma sorunu çözeceğiz. Dereler çöp deryasına döndü. Yeniden ağaçlandırma çalışması yürüteceğiz. Hayvan türlerinin rahatça yaşaya bilmesi için korunmalarını sağlayacağız. Doğanın kirlenmesinin önüne geçeceğiz.

Bu kadar şeyi kimlerle ve neyle yapmayı düşünüyorsunuz?

Karasungur: Yönetim anlayışımız dikey değil yatay olacak. Mahalle, semt, sokaklarda halk meclislerini kuracağız ve tüm karar alma süreçlerini halkla birlikte yapacağız. Eşbaşkanlık sistemi gücün tek elde toplanmasını ve kararların ‘tek adam’ tarafından verilmesini bertaraf ediyor. Örneğin ihaleler açık, şeffaf yürütülecek. Bu aynı zamanda rantında önünü kesiyor. Büyük tekelci sermayeyle değil, paydaşların çoğaldığı küçük birikimi olan ve halkın katılımı olduğu bir çalışma sisteminden bahsediyoruz.
Çakabay: Şeffaf, adaletli ve katılımcı olacağımızı taahhüt ediyoruz. Sermaye karşıtı değiliz ama taşeron sistemi de kabul etmeyiz. İşçilerin, çalışanların hakkını aldığı, iş güvencesinin olduğu, sendikası olduğu bir çalıma yaşamı istiyoruz. Zenginler yaratmayacağız, paylaşımı herkese yayacağız. Dar gelirlilerle yan yana olacağız. Kente açılan büyük AVM’ler küçük esnaflarınızı iflas ettirdi. Bunları diyalog yoluyla şehrin dışına çıkaracağız.

Yaşanan savaştan kaynaklı Kürtlerin bir ayağı köyde diğeri kente. Kır- kent arasında nasıl bir bağ kuracaksanız?

Çakabay: Savaştan kaynaklı yoğun bir göç yaşandı. Batı illerine olduğu kadar Kürt illerin kendi içinde de yaşandı. İnsanımız göç ederken bütün birikimlerini köylerinde bırakmak zorunda kaldı. Gittikleri illerde işsiz kaldılar, en kötü işlerde çalıştılar, en kötü evlerde barındılar, çocukları en zor şartlarda büyüdü. O çocukların çoğu uyuşturucudan tutun da her türlü kötü alışkanlıklara bulaştırıldı. Tüm bunlar aynı zamanda bizim sorunumuzdur. Özelikle kadınları üretime katmak için olanaklar yaratıp kaynak ayıracağız. Tarım ve hayvancılığı teşvik edeceğiz. Geri dönüş için çabalayacağız.
Karasungur: Hepimiz sürgün ve göç hayatı yaşadık. Önemli olan insanlarımızın topraklarına geri dönmesidir. Yarım bıraktıkları hayatlarının devamını sağlayacağız.

Kürdistan coğrafyası HES’lerle büyük bir saldırı altında bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Karasungur: HES’leri istemediğimizi ve yapımına izin vermeyeceğimizi her fırsata parti olarak dile getirdik. Güneş, jeotermal, rüzgar, yer altı kaynaklarımızı değerlendirerek ucuz ve kaliteli bir enerji sağlamak mümkün. Doğalgazın borusu bu topraklarda geçer ama faydalandırılmıyoruz.  
Çakabay: Bahsettiğimiz kaynakların tasarrufu merkezi hükümettedir. Onun için ancak özerklikle bu coğrafyanın sorunlarını kalıcı olarak çözebiliriz. HES’lerin amacı enerji değil bu coğrafyada güvenlik amacıyla yapılmaktadır. 40 yıldır devletin tüm askeri zulmüne rağmen direnenler bugün HES’lere karşıda direnmesini bilir.

AKP kentliye diyor ki, ‘biz gidersek aldığınız yardımlar kesilir’ siz ne diyorsunuz?
Karasungur: Yurttaşı yanıltıyorlar. Kanuni olan bir hakkın AKP tarafından bahşedildiği manipülasyonu var. Bize de diyorlar ki ‘eşim öldü maaşı AKP verdi.’ Aslında bu güne kadar alamadığı hakkını şimdi aldığı için onu AKP’ye mal ettiriyorlar. Beş ekmek için o kuyrukta bekletilen kadınlar, dilencileştirilmiş ve kendine muhtaç hale getirilmiştir. Biz yoksulları utanç kuyruklarına dizmeyeceğiz. İhtiyacı olanın onurunu zedelemeden, teşhir etmeden, şov için kullanmadan, gösterişe bulaşmadan ayağına giderek hakkını teslim edeceğiz. Onu o yardımlara bağımlı kılmayı değil hayata, üretime nasıl katacağımız üzerine kafa yoracağız. Özelikle belediye bütçesinde kadına ayrılan bir pay olacak. Ürettiğiyle kendisine yeter hale getiren duruma getireceğiz.
Çakabay: Yoksulluk kader değil. Hiç kimsenin yazgısında yoksul doğacaksın, yaşayacaksın yazmaz. Bu coğrafyada yoksulluk teslim almaya dönük bir politikadır. İnsanım diyen herkes bu utanç kuyruklarına karşı çıkması gerekir. Kaynaklar yeterlidir sadece adaletli bir paylaşım yoktur. Devletten beklemeyip kendimiz yapacağız.

Demin güç ve iktidarı bertaraf edeceğinizi söylediniz. Karar alma süreçlerini ne tür bir sistemle çeşitlendirmeyi düşünüyorsunuz?

Karasungur: Eşbaşkanlık, şeffaf bir yönetimi vaat ediyor. Mahalle, köy, semt, sokak meclisleriyle projeler oluşturacağız. Gençlik ve kadını özelikle karar alma süreçlerine katacağız. Halktan çok olumlu tepkiler alıyoruz.
Çakabay: Yaşadığımız coğrafyada kadın hep ikinci planda bırakılmış. Kadının birikimi, tecrübesi, bilgisi, emeği bir şekilde yönetim kademelerine yansıtılmadı. Dört duvar arasına hapsedildi. Eşbaşkanlık sistem bu anlayışı bertaraf ediyor. Herkes özgürlükten ve eşitlikten bahseder ama emin olun istediğimiz özgürlükten hep erkekler kastedilmiştir. Kadın özgür değilse o zaman hiçbirimiz özgür değiliz. Çok toplum az devlet, iktidar değil paylaşım diyoruz.

Karar alma süreçlerine rakip partileri katmayı, itirazlarını dinlemeyi de düşünüyor musunuz?

Karasungur: Bizim için dili, dini, cinsi, düşüncesi, partisi ne olursa olsun fark etmez. Biz bu kente yaşayan herkesi eşit yurttaş olarak görürüz. Ve eşit hizmet sunmak için geliyoruz.

Size oy vermeyi düşünmeyen ya da tercihini AKP’den yana kullanmayı düşünen yurttaşlara bir çağrınız var mı?
Çakabay: Mevcut sistemin partileri (AKP, CHP, Saadet, MHP) bu halkın, bu kentin hiçbir sorunun bu zamana kadar çözmedi, çözmeyeceklerde. Hepsinin anlayışı aynı. Bu sistemin partilerine o vermeyi düşünen halkımıza çağrım; eğer 90 yıldır biriken sorunlara çözüm bulmuşlarsa, AKP 10 yıldır iktidar ve çözüm olmuşsa, katkıları olmuşsa, su sorununu çözmüşse, yoksulluk sorununu çözmüşse, barınma sorunu çözmüşse, temiz havaya kavuşturmuşsa, doğal yaşam korunmuşsa, ağaçlar yakılıp yıkılmamışsa, köyler boşaltılmamışsa, tarım ve hayvancılığınız bitmemişse lütfen yine AKP’ye oy verin. Eğer kimliğiniz inkar edilmemişse, diliniz yasak değilse, kültürünüz yasak değilse yine AKP’ye oy verin. Ama bunların hiçbiri olmamışsa ki olmadığını yaşayarak görüyoruz, o zaman yeniden AKP’yi lütfen denemeyin. Bir milletin dilini, kültürünü, tarihini yasaklayan anlayış bir Hitler’de vardı bir de bu coğrafyadaki tekçi anlayışta. İslam’ın özünde tek dil, tek ırk, tek millet yoktur. Bunları lütfen görün ve tercihinizi ona göre yapın. Son olarak diyorum ki, Bingöl seçime değil şenliğe hazırlanıyor.
Karasungur: Çocuklarımızın ölmediği, dili, dini, ırkı ne olursa olsun yasaklarla yaşamayan ve barışçı bir ortam isteyen halkımızın şimdi bizden yana karar vermesini istiyoruz. Yok, bu sistemden memnunlarsa karar yine halkındır. Halkımızın bizi yanıltmayacaklarından eminiz. Zaferimizi şimdiden müjdeliyoruz.

Tüm değerlere sahip çıkacağız

Tarihi, kültürel ve inanç değerlerine saldırıların yoğun yaşandığı bir iktidar dönemini yaşadık. Buna karşı neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Zarife Karasungur: Bu toprakların ne kadar birikimi varsa hepsine sahip çıkacağız. Dil, din, ırk ayırımı yapmadan öteki- benim demeden tüm değerlere sahip çıkacağız. Diğer belediyelerimizin yaptıkları bizim de teminatımız.
İlhan Çakabay: Mezopotamya birçok medeniyetin inşa edildiği, gelip geçtiği bir coğrafya. Büyük medeniyetlerin kalıntıları var ve biz bunları korumakla yükümlüyüz. 1915 soykırımı sonrası Ermenilerin evleri, kiliseleri sahipsiz kaldı. Onları korumak da bizim sorumluluğumuz ve görevimizdir. “Kentsel dönüşüm” yerine yerinde dönüşümü yapacağız. Dönüşüm olacaksa ve orada kültürel, tarihsel miraslar varsa onlar korunacaktır, güvenceye alınacaktır, restore edilecektir. İnönü, Kenan Evren gibi bu kente darağaçları kuran, katliamlar yapanların isimleri bu kente, bu coğrafyada olmaması gerekir ve kaldıracağız. Bunların yerine Şex Saîd, Seyît Riza, Ehmedê Xanî, Saîdê Kurdî gibi isimlerle donatacağız.

HAZIRLAYAN: SEDAT YILMAZ




Çewlîg özgürlük karşıtlarına cevap verecek

30 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimleri değerlendiren KJB Koordinasyon Üyesi Sülbüs Peri, Çewlîg halkının 30 Mart seçimlerini bir referandum niteliğinde ele alması gerektiğini söyledi. Peri, “Çewlîg halkımız, yiğit evlatlarının öncülüğünde, özgür yarınlara ulaşma yolunda sayısız bedel ödemiş, ancak karşı karşıya kaldığı hiçbir insanlık dışı yönelim karşısında da boyun eğmemiş, mücadele duruşundan taviz vermemiştir” dedi.
KJB Koordinasyon Üyesi Sülbüs Peri: 30 Mart yerel seçimleri öncesi Çewlîg halkına çağrıda bulundu:
Mart 2014 yerel seçimlerinden elde edeceğimiz muazzam başarı çizgisiyle kendimizi de kentimizi de yönetebileceğiz. Büyük bir başarı trendine sahiplik edeceğimiz seçimlerin arifesinde, siz değerli halkımızı saygıyla selamlıyorum. Başta şehit Hayri Durmuş, Hüseyin Durmuş, Yıldız Durmuş, Mehmet Karasungur ve Haydar Karasungur olmak üzere, Zeki Yıldız ve uluslararası komplo karşısında bedenini ateşe vererek düşmana ateşten bir cevap olan Tayhan yoldaş ve diğer ölümsüz şehitlerimiz şahsında, özgürlük sevdalısı Çewlîg halkımızın şehit evlatlarına sahiplenme azim, kararlılık ve iradesini bu yerel seçimlerde BDP’ye vereceği oylarla bir kez daha taçlandıracağına inanıyorum.
           
Temel ihtiyaç özgürlük ve eşitliktir

Çewlîg halkımız, Özgürlük mücadelemizin ilk yıllarından itibaren kendilerinden birer parça olan çok değerli evlatlarını bu yolda feda etmiştir. Çewlîg’in dirayetli duruşunu bilen devlet güçleri devlet politikası gereği BDP’ye kaybettirmenin tüm kirli oyun ve hilelerini ittifak halinde uygulamaktadır. Sistem partileri ilk günden bu yana sayısız yöntemle halkımızı yıldırma ve bu temelde sömürme politikalarından vazgeçmemiştir. Hırsız ve soyguncu AKP, İslam istismarcısı Fethullah Gülen, tarihi Kürt kırımına icazetlerle varlık bulan CHP ve ırkçı MHP’nin esas amacı yurtsever Çewlîg halkımızı kendi özüne yabancılaştırma çabası içindedir.
Sömürgeci iktidar partileri, seçim arifesinde, dilini inançlarını, değerlerini, kültürünü ve bunların toplamı olan kimliğini inkar ettiği halkımıza, öz değerleri ile yaşama hakkı vermezken, boş vaatlerde bulunmaktadır. Halkımıza yol, su, elektrik, ulaşım v.s vaatlerde bulunan sistem partileri ve oluşumları şunu çok iyi idrak etmelidirler ki; bu halkın tek ve temel ihtiyacı, özgür ve eşit bir kimliğe sahip olmaktır. Bu halk maddi olanaklar olmaksızın yaşanabileceğini ama özgürlüksüz yaşamın asla olamayacağını çok iyi bilmektedir.

Gün oyları kendimize verme günüdür

Gün, kendi kimliğimize, dilimize, kültürümüze ve değerlerimize sahiplenmenin, oylarımızı kendimize vermenin günüdür. Kürdistan’da sistem partileri lehine kullanılacak olan her oyun halkımıza, halkımızın evlatlarına işkence, tutuklanma, kırım, katliam ve analarımıza da gözyaşı olarak döneceği unutulmamalıdır.  BDP’ye verilecek her oy aslında vicdanımıza bir kulak veriş olarak görülmeli ve böyle bilinmelidir. BDP’ye verilecek her oy, şehitler şahsında değerlerine sahiplik demokratik özerklik sistemi bünyesinde özgür yarınları kendi elleri ve kendi emekleriyle dokumaktır. Tüm toplumsal sahalarda örgütlendirilecek olan ‘meclis ve komünler’ sayesinde kimseden beklemeden kendi kendini yönetebilme ve geleceğini özgürce tayin edebilme yetisine sahip olunacaktır.

 Her oy özgürlüğün garantisi olacak

Çewlîg halkımız, tüm özgürlük karşıtı parti ve güçlere hak ettikleri tarihi yanıtı 30 Mart günü direnişçi, yurtsever özüne yaraşır bir biçimde sandıklardan çıkacak oylarla verecek. 30 Mart seçimleri bir referandum niteliği taşımaktadır. Bu sebeple 30 Mart günü BDP’ye verilecek her oy çözüm sürecine herkesin kendi cephesinden katkısı anlamına gelecek. BDP’ye verilen oylar Önder Apo’nun bu uğurdaki eşsiz çaba ve emeklerine destek niteliği taşıyacaktır. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı ve çocuğuyla halkımızın meydanlardaki seçim coşkusu, duruşu ve kararlılığı daha şimdiden kazananın özgürlük mücadelesi öncülüğünde Çewlîg halkımız olduğunu müjdeler niteliktedir.
Bu vesileyle seçim çalışmalarına sadece emeklerini ve oylarını değil, ruhunu ve inancını da katmayı bilen Çewlîg halkımızın başarısını bir kez daha bu halkın özgürlüğüne gönül vermiş bir evladı olarak kutluyor ve ‘Özgür Önderlikle özgür yarınlara’ giden yolda başarılarının devamını diliyorum.

BEHDİNAN