
Akbulut, Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi'nden Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevkedildiği günden itibaren tek kişilik hücrede tutuluyor. TUHAD-FED'e mektup göndererek yaşadığı durumu aktaran Akbulut, "Bir saat havalandırma dışında günün 23 saatini hücrede geçiriyorum. Hiç bir arkadaşımla, insanla temas kurmuyor, yan yana gelemiyorum. Bu cezaevinde hiç bir insani, sosyal, kültürel ve sportif imkanlar tanınmıyor. Çok ağır bir tecrit ve izolasyon altındayım" dedi. Akbulut, M. Sıddık Biçer isimli tutsağın da benzer baskılara maruz kaldığını belirtti. Aile görüşünün de yasak olduğunu kaydeden Akbulut, cezaevi değil adeta esir kampında olduklarını belirterek şunları aktarıyor: "Görüşün ne olduğunu unutmuş sayılırız. Defalarca verdiğimiz sevk talebi kabul edilmiyor. Buradaki cezaevi şartları ise esir kampı, rehin alma kampını aşan bir düzeydedir. Gerçekten esir miyim, rehin miyim, tutuklu muyum belli değil. İdare ve gözlem kurumu intikamcı yaklaşıyor, bizi ezmekten zevk alıyor. İdeolojik ırkçı faşizan ve işkenceci yaklaşıyor. Şu an sayım alma yöntemleri insanı çıldırtan bir aşamaya dönüşmüş, her gün küçük hücremiz basılıyor gibi, onlarca personel hücreye giriyor. Kaba kontrol yapıyor. İtiraz edince tartaklıyor, hakaret ediliyor ve güç gösteriliyor. Bu tutumlara karşı attığım her slogana karşı tecrit ve izolasyon koşulları yetmiyor gibi bir hafta içinde 5 adet disiplin soruşturması verilmiş durumda."
Akbulut, Alanya Cezaevi'nde inceleme yapılması için yetkili kurumlara da duyarlılık çağrısında bulundu.