
Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinden yaşadıkları hak ihlallerini yazan siyasi tutsaklar, ölüme mahkum edildiklerini belirterek, yaşadıklarına sessiz kalınmaması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.
Manisa T Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Mehmet Çağlayan, 3 Ekim 2016 tarihinde bulunduğu A-23 koğuşuna 20-30 civarında gardiyanın 18 kişiyi coplarla darp ettiğini belirtti. Tutukluların koridorlara, hücrelere ve spor salonlarına konularak işkenceden geçirildiklerini söyledi. Saldırılarda birçok arkadaşında kalıcı hasarlar meydana geldiğini dile getiren Çağlayan, "Benim de sağ kolum şu an iş yapamaz halde yerinden çıkmıştır. Aradan 15 gün geçmeden iki defa işkenceye maruz kaldık. 5 kişi kaldığımız koğuşta sayı düzeni yapmadığımız gerekçe gösterilerek koğuş bahçesine atılarak darp edildik. Yine gardiyanların saldırısına ve dayağına maruz kaldık" dedi.
'Sorunu şiddetle çizeriz’
Kurum müdürlerinin kendilerine, "Sorunu biz şiddetle çözeriz" dediğini aktaran Çağlayan, "Osman Kılavuz arkadaşımızı kaçırarak koridor boyunca ve kör hücrelerde işkence etmişlerdir. Cezaevinde dayatmalar devam ediyor. Mektuplara, kitaplara keyfi el koyma veya göndermeme, psikolojik baskılar, dilekçelere cevap vermeme, dışarıdan gelen kitaplara mahkeme kararı olmaksızın tarafımıza verilmemesi" diye belirtti.
10 kişilik odada 25 kişi
10 kişilik odada 25 kişi kaldıklarını söyleyen Çağlayan, "Dengeyi sağlamak için diğer odadaki arkadaşlarımızın yanımıza getirilmesini istediğimizde taleplerimiz reddedilmektedir. Bunlara karşı alternatif olarak direnişten başka yol bulunmamaktadır. İnsanlık onurunun bu işkenceleri yeneceği, üstünden geleceğini tarih bize kanıtlamıştır. Tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyorum" dedi.
Tüm haklar gasp edildi
Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi'nde Ahmet Gerez de uzun süredir cezaevinde hak ihlalleri ile karşı karşıya kaldıklarını yazdı. Gerez, hak ihlallerine ilişkin şunları kaydetti: "Öncelikle genelgelerle tanınan tüm haklarımız elimizden alındı. Sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerimiz engellenmektedir. Tam anlamıyla bir psikolojik baskı uygulanmaktadır. 10 kişilik odada şu an 21 kişi kalıyoruz. 4 arkadaşımız yerde yatmakta, oda dar olduğu için rahat hareket etmek mümkün değil. Bununla birlikte havanlandırma kapısı sabah saat 8.00'dan sonra açılıyor. Ciddi psikolojik sıkıntılar yaşamaktayız. Aynı zamanda en küçük bir hak arayışında disiplin cezası veriliyor. Hastaneye sevklerde jandarmanın provakasyon ve hakaretlerine maruz kalıyoruz. Ailelerin gönderdiği kolilerdeki eşyalar keyfi olarak verilmiyor. Defter, kalem iç çamaşır, çorap ve giysiler renk gerekçesiyle verilmiyor. Yavaş yavaş ölüme mahkum edilmiş haldeyiz. Ne insanın dayanma gücü yeter bu şartlara ne de sabır. Bu konuda yapılacak tek şey kalmış; bu şartlarda ölüme razı olmaktansa onurlu bir karşı koyuştur."
Suç örgütleri yerleştiriliyor
Buca F Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan M. Nuri Özen de 15 Temmuz’dan beri sohbet, atölye, spor gibi hiçbir faaliyetlerinin olmadığını dile getirdi. Cezaevi yönetiminin OHA ve KHK’leri gerekçe göstererek her türlü sosyal faaliyeti engellediğini belirten Özen, şunları paylaştı: "Açık görüş, mektup, fax bunlara izin verilmiyor. Politik kişiler bulunduğumuz A-Bloka verilmeyip C-Bloka FETÖ vb. grupların içine gönderilmektedir. Aynı şekilde bulunduğumuz odaların arasına da çeşitli suç örgütleri yerleştirişiyor.
Eşbaşkandan haber alamıyoruz
Kızıltepe Belediye Eşbaşkanı İsmail Asi geldiği günden beri tek başına tutuluyordu, tüm girişimlere rağmen yanına kimse alınmadı. En son 19 Aralık’ta tek kişilik hücreye alıncağı söylenip oradan alındı. Nereye götürüldüğünü bilmiyoruz, ciddi endişe duyuyoruz. Tüm sorunlarımız için idareyle görüşme talebimiz reddediliyor, muhatap bulamıyoruz. Hak ihlalleri büyüyor, kamuoyundan duyarlı olmasını temenni ediyoruz."
HABER MERKEZİ