Türkiye cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri tavan yaparken, cezaevlerinden hergün yeni ölüm haberleri geliyor. İHD'nin hazırladığı raporlara göre; sadece bu yılın ilk 6 ayında toplam 20 tutuklu yaşamını yitirdi. Bunlardan 13'ü Urfa Cezaevi'nde çıkan isyanda yanarak can verdi. Geçen yıl aynı dönemde çoğu hasta olan 34 tutuklu yaşamını yitirmişti. Urfa, Karaman, Mardin, Antep, Batman, Adana gibi birçok cezaevinde baskı ve kötü koşullara karşı isyanlar çıktı.
Cezaevlerindeki durumu değerlendiren İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, cezaevinde yaşanan ölümlerin ve hasta tutukluların durumunun kaygı verici olduğunu belirterek, bunun nedeninin keyfi tutuklamalar sonucunda cezaevlerinin dolup taşması olduğunu söyledi. Kapasite yoğunluğundan dolayı cezaevinde kalanların normal ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Bilici, hasta mahpusların cezaevinde kötü koşullarda kaldığını söyledi. Cezaevinde kalan mahpusların tedavi koşullarının yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Bilici, cezaevlerinde hasta tutuklu sayısının 300'den fazla olduğunu söyledi.

Hasta tutuklular özgür bırakılmalı
Bilici, hasta mahpuslara ilişkin raporları topladıklarını, durumları acil olanlara ilişkin gerekli kurumlara ve uluslararası mekanizmalara başvurduklarını kaydetti. Bilici, sonuç almakta zorlandıklarını vurgulayarak, "Karar verici durumunda olanlar gerçekten duyarsızlar. Tarzları gerçekten insan haklarına dayalı değil. Adli Tıp Kurumu'ndan tutun da hükümetin, cumhurbaşkanın tavrı bizi üzüyor ve kaygılandırıyor" dedi. Adalet Bakanlığı'nın hasta tutsaklar konusunda duyarlılık göstermesi gerektiğini belirten Bilici, "Hasta tutsaklar özgür kalıp tedavilerine devam etmelidir" dedi.

Ölümlerin sorumlusu hükümettir
Cezaevindeki koşulların giderek kötüleşmesinin hasta tutsakların ölümlerini arttırdığını kaydeden Bilici, Urfa Cezaevi'nde ise bir katliamın yaşandığını 13 kişinin diri diri yandığını hatırlattı. 2012 yılının ilk 6 ayında 7 hasta tutuklunun yaşamını yitirdiğini anımsatan Bilici, bu rakamın çok yüksek olduğunu söyledi. Bilici, tedavi koşullarının sağlanmaması halinde hasta tutsaklarda ölenlerin sayısının giderek artacağını belirterek, bu koşullarda tedavi olmalarının mümkün olmadığını söyledi.
Adli Tıp Kurumu'nun derhal devreden çıkması gerektiğini vurgulayan Bilici, "Direk Adalet Bakanlığı'nın ve Cumhurbaşkanlığı devreye girmelidir. Bölge hastanelerin raporlarına bakarak tahliye edilip edilmesine karar verilmelidir" dedi. Hasta mahkumların tahliye edilmemesinden dolayı bir sıkıntının yaşanması durumunda sorumlunun hükümet olduğunu vurgulayan Bilici, tüm ölümlerin sebebinin de hükümet olduğunun altını çizdi.

Tecride son verilmelidir
Gönderdikleri raporların Adli Tıp Kurumu'na gittiğini kaydeden Bilici, "Ancak Adli Tıp Kurumu taraf bir kurumdur. İdeolojik davranan bir kurumdur. Bu kurumda verilen tüm kararlar hastanın aleyhinedir. Adalet Bakanlığı da buna göre hareket ediyor" dedi. Adli Tıp Kurumu'nun yapısının değişmemesi halinde hiç bir olumlu sonuç alamayacaklarını vurgulayan Bilici, acilen bu yapının değişmesi gerektiğinin altını çizdi. Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuru- larda bir sonuç alamadıklarına işaret eden Bilici, sonuç almak için en azından yönetmeliğin değişmesi gerektiğini kaydetti. Kürt sorunun demokratik şekilde çözülmesi halinde bu hasta mahpus sorununun kökten çözüleceğinin altını çizen Bilici, "Başta İmralı Cezaevi olmak üzere bu tecride son verilmelidir. Hasta mahpuslar ile birlikte diğer mahpusların sorunlarına da çözüm bulunmalıdır" dedi. Bilici, hasta mahpusların cezaevinde kalma nedenlerinin tamamen ideolojik olduğunu vurguladı.

DİHA/AMED