• Sürecin cezaevlerindeki karşılığının, bazı tutsakların tahliyesinin olmadığının altını çizen avukat Ozan Başdinç, “İnfaz eşitsizliğinin kaldırılması, ‘umut hakkı’nın güvence altına alınması, hasta ve yaşlı mahpusların haklarının korunması, tecridin sonlanması gerekir” dedi.

 

MA'ya konuşan Wan Barosu avukatlarından Ozan Başdinç, cezaevlerinin durumuna dikkat çekti. Öncelikle mevcut infaz rejimindeki ayrımcı ve kategorik uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Başdinç, birçok siyasi tutsağın kapsam dışında bırakıldığını hatırlattı. Başdinç, şu noktaların altını çizdi:

* Buradaki mesele, yalnızca kaç kişinin tahliye edileceği değildir; kimlerin, hangi hukuki gerekçeyle insan hakları standartlarına uygun biçimde belirlenmesidir.

* Aynı veya benzer hukuki durumda bulunan kişilerin yalnızca suçun niteliği, siyasi kimliği ya da dosyasının niteliği nedeniyle farklı infaz rejimlerine tabi tutulması kabul edilemez.

* Yasadan yararlanma kriterleri açık, öngörülebilir ve denetlenebilir olmalıdır.

* Kapsam dışında bırakılan kişiler açısından somut ve kişiye özgü gerekçe gösterilmeli ve etkili başvuru yolları oluşturulmalıdır.

* Bütün siyasi tutsakları kapsaması, infazdaki eşitsizliklerin giderilmesi ve 'umut hakkı'nın AİHM standartlarına uygun biçimde güvence altına alınması gerekir.

* Koşullu salıverilme imkânı bulunmayan tutsaklar bakımından bağımsız, etkili, objektif ve periyodik bir yeniden değerlendirme mekanizmasının kurulması, temel ve acil bir insan hakları ihtiyacıdır.

* Tutsakların durumunu özel olarak ele almalı, infazdaki eşitsizlikleri gidermeli, tahliyeyi keyfi idari değerlendirmelere bırakmamalı ve her mahpus açısından özgürlüğe yeniden kavuşma ihtimalini hukuken gerçek ve ulaşılabilir kılmalıdır.

* 'Çerçeve yasa' kapsamında; tutukluluk ve adli kontrolün düzenli ve resen gözden geçirilmesi, infazın ertelenmesi veya tahliyenin engellenmesi kararlarının somut gerekçeye bağlanması, İdare ve Gözlem Kurullarının tahliyeleri engelleyen değil, tahliye umudu olmayan mahpuslar bakımından özgürlüğe kavuşmayı sağlayan bir mekanizma hâline getirilmesi gerekir.

* İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının etkili yargısal denetime tabi tutulması, disiplin cezalarının tahliye hakkını ölçüsüz biçimde ortadan kaldırmasının önlenmesi, ‘iyi hal’ değerlendirmelerinin objektif ve denetlenebilir kriterlere bağlanması, siyasi görüş, düşünce veya ifade biçiminin  ‘kötü hal ’gerekçesi yapılmasının açıkça engellenmesi ve bütün kararlar bakımından hızlı ve etkili itiraz yollarının oluşturulması gerekir.

* Hapishanedeki bir kişinin sağlık hakkı, özgürlüğünden yoksun bırakılmasıyla ortadan kalkmaz. Tam tersine, devlet kişinin özgürlüğünü kendi kontrolü altında tuttuğu için sağlık ve yaşam hakkının korunması konusunda daha güçlü bir pozitif yükümlülük altındadır. Bugün hapishanelerde en ağır sorunlardan biri olan hasta mahpusların tedaviye ve tahliyeye erişimi sağlanmalıdır.

* Adli Tıp Kurumu’nun sağlık sebebiyle infaz erteleme raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılması, üniversite ve tam teşekküllü hastanelerin raporlarının da esas alınması gerekir.

* Ağır hasta ve yaşlı tutsaklar için yalnızca hastalığın adı değil, kişinin günlük yaşamını bağımsız biçimde sürdürüp sürdüremediği, cezaevi koşullarının hastalığı ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı ve tedavinin cezaevi dışında gerekip gerekmediği şeklinde değerlendirmeler yapılmalı.

* Hapishanelerin sağlık denetimi bağımsızlaştırılmalıdır. İnsan hakları örgütlerinin, meslek kuruluşlarının ve bağımsız sağlık mekanizmalarının cezaevlerini düzenli olarak izleyebilmenin önü açılmalıdır.

Cezaevlerindeki hak ihlallerinin sürmesi durumunda sürecin eksik kalacağını kaydeden Başdinç, "Tecrit, kötü muamele ve insan onurunu zedeleyen infaz koşulları sona erdirilmelidir. Böyle bir dönüşüm gerçekleştiğinde 'çerçeve yasa', yalnızca mevcut sürece hukuki zemin sağlayan bir metin olmaktan çıkar, ceza adalet sistemini insan hakları temelinde yeniden kuran ve toplumsal barışın kalıcı olmasına katkı sunan gerçek bir demokratikleşme düzenlemesine dönüşebilir" dedi. WAN

***

İnfaz sistemi revize ediliyor

'Çerçeve yasa'nın devamında yapılacak düzenlemelerin başında ceza infaz sistemine yönelik değişiklikler geldiği ileri sürüldü.

AKP'nin yayın organlarından Türkiye gazetesin elemanı Yücel Kayaoğlu imzasıyla servis edilen habere göre; MHP'nin ısrarlı açıklamaları ardından AKP kaynakları, infaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi hale getirilmesini önemsediklerini kaydetti. AKP’nin hukukçuları bu konuda, “Hayatında bir kez suç işlemiş birinin kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimli serbestlikle birlikte, şartlı salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir” değerlendirmesini yaptı.

AKP'nin 25. yıl için yayınladığı yeni Vizyon Belgesi'nde de yargı alanındaki hedefler arasında ceza ve infaz sisteminin yeniden ele alınacağı belirtiliyor. Belgede, ceza adaleti sisteminde cezasızlık algısına fırsat verilmeyeceğine dikkat çekilerek, “Ceza ve infaz mevzuatı, caydırıcılık, hakkaniyet, mağdurun korunması ve hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ilkeleri doğrultusunda ele alınacaktır. Suçu ve suçluluğu; yargı, kolluk, eğitim, sağlık ve sosyal yönleri olan çok katmanlı bir süreç yönetimi ile önleyeceğiz” değerlendirmesine yer verildi.

AKP kaynakları, Meclis açıldıktan sonra yargı alanında yapılacak düzenlemelerin aşamalı olarak gündeme geleceğini kaydetti.