
Batman eski Belediye Başkanı Atalay, hafta başı 29 Kürt siyasetçi ile birlikte tahliye edildi. Tahliyesi ardından DİHA’ya konuşan Atalay, cezaevinde rehin olarak tutulduğunu belirterek, tutsak oldukları günden bu yana durumun farkında olduklarını ifade etti. Devletin bir politikada karar kıldığını ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni bir bütün olarak tasfiye edebileceğine kanaat getirdiğini kaydeden Atalay, “Dağdakileri imha etmek, siyasettekileri ve şehirlerdeki ise cezaevinde doldurmak suretiyle Kürt siyasetini tasfiye edebileceğini, tasfiye mümkün değilse bile geriletebileceğini, daraltabileceğini düşünmüştü. Böyle bir siyasi konseptle karşı karşıyaydık” dedi. Kendisi ve arkadaşlarının bu konsept dahilinde tutuklandıklarını söyleyen Atalay, acı deneyimlere rağmen, mücadelenin devam ediyor olmasından dolayı güç aldıklarını vurguladı.
Büyüyen Kürt hareketi oldu
Yeni bir sürecin başlangıcında olunduğunu kaydeden Atalay, Kürt halkının direnişinin mücadeleyi büyüttüğünü vurguladı. Atalay şöyle konuştu: “Özellikle Kürt halkının bu 29. isyanı, askeri, siyasi, ekonomik, kültürel ve bilinen her türlü yöntemle mukabele edildi. En sonuncusu ve en kapsamlısı, bu KCK operasyonlarıdır. Ama devletin bu tüm mukabelelere karşı Kürt halkı direniş ile mücadeleyi daha da büyüterek cevap vermiştir. Bütün dünya ve Türkiye Cumhuriyeti devleti de kabul ediyor ki; Kürt hareketi hacimsel olarak daha büyümüştür. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan, İmralı’da 5 yıl öncesinden bugüne daha etkili ve meşrutiyeti kabul görmüştür.”
‘KCK operasyonları’nın çöktüğünün altını çizen Atalay, Kürt hareketi ve halkının bir eşikte bulunduğunu vurgulayarak, “Geleceğin, geçmişten çok daha iyi olacağına inanıyorum” dedi.
Sürecin asli unsuruyuz
Amed’de tahliye oldukları arkadaşlarıyla birlikte önceki gün yaptıkları “sürecin destekçisi değil tarafıyız” sözüne de açıklık getiren Atalay, şunları belirtti: “Daha önce tahliye olan arkadaşlarımız, ‘biz bu sürecin destekçisiyiz. Başkan Apo’nun başlattığı sürece destek veriyoruz’ mesajı verdi. Ama bence bizim rolümüz, destek vermek değildir. Bizim bu işin unsuru olduğumuzu düşünüyorum. Destek verenler üçüncü kişilerdir. Bizler destek veren değil inşacısıyız. Rehin alınmamızın altında yatan neden de buydu. Bu yüzden biz Önder Apo’nun açtığı yolda, işaret ettiği bağlamda, bu süreci ve mücadeleyi büyütmeye, derinleştirmeye çalışacağız.”
Tahammül sınırları aşıldı
Cezaevindeki hasta tutsakların durumuna da işaret eden Atalay, “Hasta tutsakların salınması için aslında yeni bir düzenlemeye bile ihtiyaç yoktur. Ama yine de cezaevlerinde hayatlar yok olmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu durum Kürt halkının tahammül sınırlarını aşmıştır” dedi. Devletin, hasta tutsaklar konusunda oyalayıcı bir politika izlediğine dikkat çeken Atalay, “Devlet bu konuda çok ciddiyetsiz, samimiyetsiz ve duygusuz davranmaktadır. Ama artık halkın tahammüllü kalmamıştır. Bu durum biraz daha devam ederse, Kürt halkının o cezaevlerini basma, işgal etme hakkı bakidir. Yani bu saatten sonra hiçbir gerekçeyle, bu tutsaklıkların devam etmesi açıklanamaz” şeklinde konuştu. Sürecin geldiği aşamaya işaret eden Atalay, hasta tutsakların içerde tutuluyor olmasının, sürecin ruhuyla bağdaşmadığını ve ciddi bir tezatlığı arz ettiğine vurgu yaptı.
Pedaller sürekli çevrilmeli
Toplumsal barışın gelişmesi için önemli adımların atılması gerektiğini ifade eden Atalay, sürecin “bisiklet teorisi” ile kavramsallaştırıldığını, buna katıldığını belirtti ve ekledi: “Bir anda bütün sorunların çözülebileceğini elbette hiç kimse öngörmüyor. Ama sürekli bu bisikletin pedallarının çevrilmesi gerekiyor. Yani basitten karmaşığa doğru, küçükten büyüğe doğru adımların zamanında atılması gerekiyor.”
Kürt halkının vazgeçilmez talebi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasına ilişkin taleplerinin de açık olduğunu kaydeden Atalay, Kürt halkının beklentisinin ve hedefinin Öcalan’ın özgürlüğü olduğu vurgusunu yaptı. “Kürt halkı asla bundan vazgeçmez. Sayın Öcalan, özgürlüğünü asla söz konusu yapmamıştır ama Kürt halkı açısından çok önemli bir konudur. Bir gün mutlaka Başkan Apo, halkına, yurduna ve yoldaşlarına kavuşacaktır. İnanıyorum ki, bu süre çok uzun olmayacaktır, bu mutlu gün gerçekleşecektir” dedi.
Yaşananlar tecrübeye dönüştü
Siyasi soykırımın operasyonun bir parçası olarak 2009 yılında cezaevine konulduğuna güne dair “tutuklanmayı bekliyordum” diyen Batman eski Belediye Başkanı Nejdet Atalay, makam odasından cezaevine gittiği o günü ise şöyle anlattı: “Polisler geldiğinde eşim ve çocuklarım evdeydi. Alınacağımı bildiğimden, ailem ile vedalaşıp öyle gitmek istedim. Polisler de müsaade ettiler buna. Çocuklarım ile vedalaştık. Kameralar önünde ne yazık ki, kızım haykırarak ağlıyordu. Ben daha sonra televizyonda izledim. Ben bile üzüldüm. Ama tüm bunlar hem çocuklarım hem benim için ciddi bir deneyimdir. İnsanın yaşadıkları kıymetlidir. Ben yaşadıklarımı daha fazla çalışmaya ve tecrübe ile deneyime dönüştürdüm. İnşallah ailem, halkım ve yoldaşlarım için daha fazla katkım olur. Daha fazla mücadelem olur. Bundan sonra o yönde yürümeye devam edeceğim.”
ŞAFAK ÇELEN/DİHA/AMED