2 bini aşkın ve 25-30 yıldır tutuklu bulunanların bırakılmaları gerekiyor fakat infazları yakıldığı için ağır şartlarda tutulup serbest bırakılmıyorlar. Diyarbakır 78’liler Derneği, uluslararası sözleşmelere göre tutsakların hukuki şartları, sağlık ve infaz durumlarının düzeltilmesi gerektiğini bildirdi.
Diyarbakır 78’liler Derneği, İmralı başta olmak üzere tüm cezaevlerinde yürütülen tecrit uygulamasının durdurulmasını istedi.
Diyarbakır 78’liler Derneği, Kürt Halk Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride ilişkin dernek binasında basın açıklaması düzenledi. Kürtçe açıklama yapan dernek yöneticisi Rıfat Roni, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Eylül 1980 darbesinde Diyarbakır zindanında yaşanan ihlallere ilişkin “Ah ah, Diyarbakır zindanının duvarlarının dili olsaydı da orada nasıl acılar ve zülüm yaşandığını anlatsaydı” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Fakat görülüyor ki Erdoğan bu sözlerini unutmuş. AKP-MHP hükümeti de kendinden önceki hükümetler gibi ve eski devlet yetkilileri gibi ayrım, inkar, yok sayma ve tecritte ısrar ediyor” dedi.
Tecrit devam ediyor
Siyasi tutsaklar tarafından 2012, 2016, 2018 ve 2019 yıllarında başlatılan açılık grevlerini, Öcalan’ın tek bir sözü ile sonlandırıldığını hatırlatan Roni, Öcalan’ın kritik süreçlerde çözüm çabalarına devam ettiğine dikkati çekti. Kürt sorununun çözümünde Öcalan’ın baş aktör olduğunu belirten Roni, 27 Temmuz 2011’den 2 Mayıs 2019’a kadar avukatları ile görüşülmediğini ve tecridin hala sürdüğünü ifade etti.
Bırakılması gerekenler bırakılmıyor
Kürt siyasetçilere yönelik tecridi de hatırlatan Roni, şunları söyledi: “Biz Diyarbakır zindanını gören, yaşanan ve askeri darbeye şahit olan 78’liler olarak, tutukluların haklarının ihlal edilmesini, sağlık durumlarını, hasta tutuklu sayılarını ve tutuklalar üzerinde yürütülen tecridi dikkatle izliyoruz. İnsan hakları kurumlarını raporlarına göre, cezaevlerinde birçoğu ağır olmak üzere bin 300’ü aşkın hasta tutuklu var. 2 bini aşkın da 25-30 yıldır tutukludurlar. Bırakılmaları gerekiyor fakat infazları yakıldığı için ağır şartlarda tutulup serbest bırakılmıyorlar. Bu uygulamalarla AKP-MHP yönetimi hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeleri ayaklar altına alıyor. Özellikle de tutukların hakları ile ilgili sözleşmeler ayaklar altına alınıyor. Bu uygulamalar halklar arasında acı ve kırılma yol açıyor. Bu acı kırılmaların yaşanmaması, ortadan kalkması için 78’liler girişimi olarak devlet yetkililerine çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.
Uluslararası sözleşmelere göre tutukluların hukuki şartları, sağlık ve infaz durumlarının düzeltilmesi gerektiğini belirten Roni, “İmralı ve tüm cezaevlerinde yürütülen tecrit bir an önce durdurulsun. Çözüm için görüşme koşulları yaratılsın. Çözüm masası yeniden kurulsun. Kalıcı ve onurlu bir barış için müzakere ve görüşme süreci başlatılsın. Tecrit insanlığa karşı suçtur. Birlik ve yardımlaşma ile tutuklular üzerindeki tecrit durdurulana kadar tecride karış mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
AMED
Duruşmaya üç yıl sonra karar da kapıdan verildi
Sur ana davasında yargılan Helin Yapıcı, üç yıl sonra getirildiği duruşmada verilen tutukluluk halinin devam kararı, avukata kapıdan tebliğ edildi. Kararın yüze okunmasını isteyen avukat Cemile Turhallı Balsak, mahkemenin hakaretlerine maruz kaldı.
Amed’in Sur ilçesinde sokağa çıkma yasakları sırasında mahsur kalan ve tahliyeleri ardından gözaltına alınan çoğu çocuk 19’u tutuklu 40 kişi hakkında açılan davanın duruşması, Mayıs 2017’den bu yana Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Çatışmaların sona ermesiyle mahsur kaldıkları Sur’dan çıkarken gözaltına alınanlar, ”Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve ”Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla suçlanırken, daha sonra “Adam öldürmeye teşebbüs”, “Adam öldürme” ve “Direkt anayasal düzeni değiştirme” gibi gerekçelerle hazırlanan ek iddianame dava dosyasıyla birleştirildi.
Sur ana davasında yaklaşık 4 yıldır yargılananlardan biri, 19 Mart 2016’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Helin Yapıcı. Davanın Mayıs 2017’deki ilk duruşmasına katılan Yapıcı ve diğer kişiler, öz yönetime dair savunma yapmak isterken jandarmalar tarafından darp edilerek salondan çıkarıldı. Yapıcı, ilk duruşmanın ardından Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne, daha sonra Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Tefrik tebliğ edilmedi
4 yıl aradan sonra yargılananların sayısının çokluğunu gerekçe gösteren mahkeme, dosyayla ilgili tefrik kararı verdi. Ancak tefrik kararı sanık ve müdafilerine tebliğ edilmedi.
Üç yıl sonra getirildi
Yapıcı, Mayıs 2017’deki duruşmadan sonra görülen hiçbir duruşmaya getirilmedi. Yapıcı, dava dosyanın tefrik edilmesi ardından üç yıl sonra görülen 12. duruşmada hazır edildi. Duruşmada Yapıcı’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Mübaşir kapıdan uzattı
Duruşmada Yapıcı hakkında verilen karar, avukatı Cemile Turhallı Balsak’a mübaşir tarafından kapıdan tebliğ edildi. Duruma itiraz ederek, mahkeme salonuna giren ve kararın yüzüne okunmasını talep eden Av. Balsak, mahkemenin sözlü hakaretlerine maruz kaldı. Mahkeme başkanı, kararın usule aykırı olduğunu kaydeden Balsak’a, “Saygısızlık etmeyin, dışarı çıkın” dedi. Bunun üzerine Balsak, “Asıl saygısızlık, kapıdan ara kararı avukatın eline vermeniz. Avukata saygı hakkına riayet etmemeniz saygısızlık” diyerek, heyete tepki gösterdi.
Suç duyurusunda bulunacak
Mahkeme hakkında şikayette bulunacağını belirten Av. Balsak, Baro’nun bir gözlemci heyet oluşturup duruşmaları izlemesi, hazırlayacağı rapor sonrasında Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurması gerektiğini söyledi.