
'Sorumlular yargılanmıyor'
Çağdaş Hukukçu Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Yöneticisi Güray Dağ, Gezi direnişinde yaşamını yitirenler, yaralananlar için açılan davalarda sorumluların gerçek anlamda yargıladığı bir davaya şahit olmadıklarını söyledi. Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş davalarında gerçekte faillerin yargılanmasının amaçlanmadığını gösteren davalar olduğunu ifade eden Dağ, davaların başından sonuna kadar birçok hukuksuzluğu barındırdığını vurguladı. "Davanın daha başlangıç aşamasında önce 'görüntü kayıtları yok' dendi. Sonra savcı bu dosyayı polisten alıp Jandarmaya verdiğinde o 'yok' denen görüntülerin aslında görüntü kayıtlarının olduğunu, hatta iki kez polisin, bir kez de bilirkişinin bunları silmeye çalıştığı ortaya çıktı" diyen Dağ, polisin burada kendi meslektaşları olan diğer polisleri koruma güdüsüyle hareket ettiğini söyledi.
'Güvenlilik kaygısı değil mesaj'
Davanın kamuoyu baskısıyla açıldığını bu sefer de "güvenlik" gerekçesiyle dosyanın Eskişehir'de Kayseri'ye nakledilmesi gibi hukuka aykırı durum ortaya çıktığını belirten Dağ, "güvenlik" gerekçesiyle dosyanın bir yerden başka bir yere nakledilmesi Türkiye'de bir ilk olmadığını kaydetti. Uğur Kaymaz'ın hayatını kaybettiği olayda açılan davanın da "güvenli" olduğu gerekçesiyle Eskişehir'e alındığını hatırlatan Dağ, "Uğur Kaymaz davasında güvenli bulunan Eskişehir, Ali İsmail Korkmaz davasında güvenli bulunmadı. Buna inanmak mümkün değil, bu aslında gerçek kaygının güvenlik kaygısı olmadığı, yargılama yapan mahkemenin mesaj vermek amacıyla olmuştur" diye konuştu.
'İktidar polise ceza istemiyor'
Siyasi iktidarın yargılamayı yapan mahkemeye, "bu yargılananlar polistir, kolluktur bunları cezalandırmayın bir şekilde aklayın" mesajını verdiğini söyleyen Dağ, Uğur Kaymaz'ın davası "güvenli" olduğu gerekçesiyle Eskişehir'e nakledildikten sonra sanıkların beraat ettirildiğini, Gazi Katliamı sonrası açılan davanın güvenlik gerekçesiyle Trabzon'a alındığını ve sanıkların aklandığını hatırlattı. Ali İsmail Korkmaz davasında da sonucun bundan farklı olmayacağını savunan Dağ, "Çünkü siyasal iktidar polisin yargılanmasını cezalandırılmasını istemiyor. Tabiri caizse polisin elini soğutmak istemiyor. Çünkü bir kere böyle bir şeyden cezalandırılırsa bir daha benzer olaylarda polisin istediği gibi çalışmayacağını düşünüyor" diye kaydetti.
'Polislik yapmaya devam'
Ethem Sarısülük davasında ise, kasten bir insanı öldürme suçu olduğunu, olayın görüntülerinin de bulunduğunu belirten Dağ, mahkemenin sorguda sanığı, "meşru müdafaa var" gerekçesiyle tutuklamadığını hatırlattı. Davanın "meşru müdafaa sınırlarını taksirle aşınması suretiyle ölüme sebebiyet vermek" suçlaması ile açıldığını dile getiren Dağ, "Böyle bir iddianamenin sonucunda sanığa verilebilecek ceza da 2 yılın altında olacak ve ceza ertelenecek. Sanık hiçbir şekilde cezaevine girmeyecek. Polislik yapmaya devam edecek" dedi. Sanığın tayinin Ağustos ayında Urfa'ya çıktığını, Eylül ayında 1'inci duruşmanın yapıldığını hatırlatan Dağ, sanığın bu duruşmaya peruk, bıyık takarak duruşma salonuna gelmesinin trajikomik bir durum olduğunu söyledi.
'Hakim olayı meşrulaştırıyor'
Mehmet Ayvalıtaş davasına da değinen Dağ, iddianameyi hazırlayan savcının olayı basit bir trafik kazası olarak görerek olay yerinde keşif dahi yapmadığını söyledi. Dağ, geçtiğimiz hafta görülen davada hakimin sanığa "oğlum olur böyle şeyler" diyerek, olayı meşrulaştırarak sanığın avukatı gibi davrandığını kaydetti. Dağ, "Tüm bunlar Türkiye'de genel olarak kolluğa karşı genel bir cezasızlık hali olduğunu gösteriyor. Bu tür davalarda yargılananlar polis olmadığı zaman bu tarz olaylar gözlenmiyor. Yargılanmanın mahkemenin tarafsızlığını şüpheli hale geliyor" dedi.
ÖYKÜ DİLARA KESKİN/DİHA/İSTANBUL