CHP Cumhuriyet gazetesinin hedef alınması ve HDP milletvekillerinin tutuklanmasından sonra parti yönetimi olarak bir açıklama yaptı. Açıklamada demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesi gibi konulara vurgu vardı. Erdoğan bunun üzerine kıyameti kopardı. CHP’yi hainleri ve teröristleri korumakla suçladı. CHP yöneticilerini dava edeceğini belirtti.
Bu Erdoğan’ın bildik saldırı ve yıldırma yöntemleri. Yeni ve anlaşılmaz bir durum yok. Fakat anlaşılmaz olan CHP’nin tutumudur. Erdoğan, Türkiye’yi kanlı bir savaşa sürükledi. Başkanlık diye dayatıyor. Yasaları çiğniyor. OHAL’le istediğini yaptırıyor. Ülkeyi düpedüz faşizme götürüyor. Bütün bu süreçlerde CHP rolünü oynamadı. Demokratik değerlere sahip çıkıp halkı harekete geçirmedi. Taviz verdikçe hem kendisi gereksiz hale geldi hem de Erdoğan istediği gibi düzenlemelerini yaptı.
HDP’li milletvekillerinin hedef olduğu açıktı. Erdoğan meydanlarda onları hain ilan ediyordu. Meclise emir verdi, dokunulmazlıklarını kaldırın, dedi. CHP son dakikada dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy kullandı. Şimdi tutuklamalara neden şaşırıyor? Böyle olacağı belliydi. AİHM ve anayasa içtihatlarına göre tutuklanmamaları gerek, diyor. Doğru ama Erdoğan’ın niyeti yasaları vb işletmek veya uygulamak değil ki! Onun amacı muhaliflerini bertaraf etmek ve diktatörlüğünü pekiştirmektir.
Cumhuriyet gazetesine bu haliyle CHP sahip çıkabilir mi? Cumhuriyet’ten önce onlarca televizyon, dergi ve gazete kapatıldı. CHP cılız bir ses bile olamadı. Eğer bu kapatılmalara güçlü tepki verseydi sıra Cumhuriyet’e gelmeyebilirdi. Ordu Suriye’ye sokuldu, CHP destekledi. AKP Başika’dan çıkmam, dedi. CHP destekledi. Binlerce HDP’li, akademisyen ve aydın tutuklandı CHP benden uzak dursun tutumu sergiledi. Faşizmin önüne bu ülkenin değerleri atıldığında seyirci kaldı. Doğal olarak sıra kendisine de gelecekti.
Cumhuriyet gazetesine ve HDP milletvekillerine saldırıları muhalifleri tasfiye hareketi olarak bakanlar ancak ve ancak faşizme hizmet etmiş olurlar. Türkiye’de çok açık faşist bir sistem inşa ediliyor. Kimler buna engel olacak ve karşı duracaksa hedef olacaklardır. Ortak bir demokratik cephe kurulmadıkça da tek tek ortadan kaldırılmaları daha kolay olacak ve sonuçta kazanan faşizm olacak.
AB, basına yönelik saldırılara ve HDP milletvekillerine yönelik kampanyalara tepki verdi, hükümeti eleştirdi. Erdoğan hemen AB’yi hedefledi. Almanya’yı teröristlere kucak açmakla suçladı. “AB’yi veya başkalarını dikkate almayız. Bizim için esas olan ülkenin bekasıdır” dedi. Sözde Türkiye, AB üyesi olmak istiyordu. Erdoğan’ın AB üyeliği ve demokrasi diye bir derdi yok. Adam açıkça bunu söylüyor ve gereğini yapıyor ama hala havanda su dövenler, faşist tehlikeyi gizlemeye çalışanlar var.
Erdoğan hep en iyi savunma saldırıdır taktiğini uyguladı. Yalan ve psikolojik savaş konularında uzman oldular. Bir zamanlar Fethullahçılar sorgu merkezlerinde PKK’nin Ergenekon’la ilişkileri var ifadelerini almaya çalışıyorlardı. Baykal, Ergenekon operasyonlarını eleştirince sen onların avukatı mısın, diye suçladı ve ben de savcıyım, dedi. Fethullah’i Cumhuriyet gazetesi eleştirince hedef oldu. Şimdi de Fethullahçı ve PKK’li diye hedef alınıyor. Basını bitirdiler. Bütün kurumlar ve yayın organları ellerinde, istediği yayını yapıyorlar ve ülkeyi avuçlarına almış durumdalar. En küçük bir muhalefete, farklı bir sese tahammülleri yok. Korkuyorlar çünkü suçludurlar. Ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa ve şiddet ortamına sürüklediler.
CHP baskı altına alınmak ve etkisiz bir muhalefet sınırlarına çekilmek isteniyor. Çünkü Erdoğan ve AKP biliyor ki, bu ülkede ciddi demokratik bir duruş ve muhalefet odağı olursa halk bu eksende birleşir. Onların faşizmi inşa etmeleri kolay olmaz. CHP kitlelerini harekete geçirir ve gerçek bir demokratik cepheye evet derse AKP bu ülkede hükümet olarak kalamaz. Susturtulmuş ve bastırılmış geniş yığınlar harekete geçebilir. HDP ve Kürtler, sol çevreler zaten ağır bir bedel ödemelerine rağmen direniyorlar. Buna CHP, sendikalar ve muhalif kesimler de katılırsa AKP’nin suyu ısınır.
AKP, ABD ve Avrupa’dan eskisi gibi destek alamayacağını iyi biliyor. Bütün demokratik değerlere ihanet ettiler. Mezhepçilik ve otoriter duruşları, tutarsızlıkları, herkesi bıktırmış durumda. Batıyı terör sizi de vurur diye açıktan tehdit ediyorlar. İşte bu ortamda güçlü demokratik bir alternatif çıkarsa AKP’nin işi biter.
Erdoğan niye bu kadar saldırganlaştı. Daha dün Kılıçdaroğlu Yenikapı mitingine katılsın diye dayatıyordu. Şimdi de “hainleri ve teröristleri” savunmakla suçluyor ve emrindeki yargıya havale ediyor.
Erdoğan’ın hukukun herhangi bir kuralına uymasını beklemek büyük bir aymazlık olur. Mevcut yasalara göre bir tutuklu veya zanlı suçluluğu ispat edilene kadar suçsuzdur, masumdur. Tutuklu veya zanlı hakkında kamuoyu oluşturmak, mahkeme sürecini etkileyecek girişimlerde bulunmak suçtur. Ancak bu hukuk kuralları Erdoğan için geçerli değildir. Kendi emrindeki mahkemelere havale ettiği, tutuklattığı halde bununla yetinmiyor. Peşinen mahkum ediyor ve bunu kamuyu önünde yapıyor. HDP milletvekilleri için çok rahatlıkla “hainler ve teröristler” diyor.
Erdoğan’ının CHP açıklamasından bu kadar rahatsız olmasının nedenleri açıktır. Çünkü hukuk tanımıyor. Yalan ve güç üzerinden iktidarda ve bunu kalıcılaştırmak istiyor. Demokratik muhalefet yapacağız, geniş çevrelere çağrımız olacak imalı CHP açıklaması AKP’nin korku kaynağıdır. Önemli olan CHP’nin gerçekten etkisi olmayan sözler ve açıklamalar yerine artık bu ülke ve demokrasi için büyük tehlike haline gelmiş Erdoğan ve AKP karşısında asgari ölçülerde tutarlı br muhalefet olabilmesidir.
Erdoğan ve AKP’nin MHP’lileşmesi ve bu denli büyüyen bir tehlikeye dönüşmesinden CHP de sorumludur. Dışındaki demokrasi güçleriyle birlikten korkmadan bir demokratik programla halkın karşısına çıkma gücü gösterirse kazanan Türkiye halkları ve demokrasisi olacaktır.