Seçimler yaklaştıkça siyasi partiler stratejilerini oluşturmaya ve seçim zaferinin hesaplarını yapmaya başladılar bile. Bizler açısından seçimler sadece bir araç iken, düzen partileri açısından varlık ve yokluk sebebidir. Bunun için de seçimlere siyasi partiler birbirlerine karşı düşmanca yaklaşımlar ve yalanlar üzerinden kurulmuş propaganda yapmaktan çekinmiyorlar. Hiçbiri siyasetin olgunluğunu, ölçüsünü düşünmüyor. Klasik söylemle seçimler sonrasında herkeste görülen "dün dündür, bugün bugündür” yaklaşımıdır.
Seçimler yaklaştıkça toplumun tepki odağı AKP’ye dönmüş durumda. Seçimler yaklaşır, stratejiler belirlenirken cumhuriyetin, Kemalist ideolojinin partisi olan CHP birden AKP’yi unutmuş ve HDP’ye saldırmaya başlamış durumda. Normal koşullarda izaha muhtaç olan bu durum Türkiye gerçekliğinden bakıldığında çok sebepsiz değil.
Ana muhalefet iddiasındaki CHP’nin AKP yerine HDP’ye saldırması korkunun ifadesidir. Bugüne kadar sahte sol söylemleri ile ırkçı Kemalist yaklaşımını gizleyen CHP’ye, bu sefer gerçek anlamda evrensel sol değerler ile buluşmuş, halklar mozaiği olan ve yeni yaşam iddiasındaki HDP alternatif olarak çıkmış durumda. CHP ilk kez ciddi bir alternatif çıktığından, yalanın perdesi yırtılacağından, sahte "sol "maskesi düşeceğinden korkmakta ve saldırmaktadır.
Siyasetin temel ölçüsü olan ahlak, ayaklar altına alınmış durumda. CHP MYK toplantısı yapıyor ve HDP’yi nasıl karalayacağını planlıyor. Ardında HDP’ye dönük karalamalar, yalanlar ve saldırılar hız kazanıyor.
Kılıçdaroğlu televizyonlara çıkıp AKP–HDP gizli ittifakından bahsediyor. Bunu düşünmek özel niyet ya da akıl fukaralığı değilse, kelimenin tam anlamıyla yalandır.
Herkes biliyor ki Türkiye’de AKP gericiliğine karşı ciddi anlamda muhalefet yürüten yegane parti HDP’dir. Bu uğurda ağır bedeller ödemesine rağmen HDP’ye bunu söylemek, gerçeği ters düz etmek ve HDP’ye oy verecek sol, Alevi kitle içerisinde algı operasyonu yapmaktır. Yine CHP yetkililerinin şirazesi o kadar bozulmuş ki Muharrem İnce MİT müsteşarının HDP adaylığını konuşurken, sözüm ona demokrat geçinen Veli Ağbaba da HDP’ye iftira atacak kadar seviyeyi düşürmüş ve siyasetten küçülmüşlerdir. Her fırsatta ''HDP AKP ittifakı'' ya da ''Kürtler Tayyip'le anlaştı'' iddiaları bilinmelidir ki özel psikolojik savaş tezgahlarıdır.
Kemalistler algı operasyonu ile HDP'ye akan gerçek anlamdaki sol ve Alevi kitlenin kafasını karıştırmaya çalışıyor. Bugüne kadar ki sahte şerait söylemlerinin yerine şimdi AKP karşıtlığı konularak kitleler Kemalizm’e yedeklenmektedir.
CHP'liler HDP’ye saldırmadan önce dün Ergenokuncularla, bugün cemaatle kucak kucağa siyaset yapmanın hesabını vermelidir.
Giderek ayyuka çıkan CHP cemaat ilişkisini, MHP ile cumhurbaşkanlığındaki ortak aday rezaletini Alevilere izah edemeyen, zindanlarda binlerce özgürlük tutsağını ziyaret etmeyi düşünmeyen ama Ergenekoncuları, İslamcı Mirzabeyoğlu’nu en sonda cemaatçi Hikmet’i ziyaret etmekte beis görmeyen CHP kafası bunu açıklamalıdır.
Devletin gizli odakları ile iç içe olan, MİT'i kuran kafanın sahibi olan CHP'nin şimdi HDP ile MİT ilişkisini iddia etmesi komik olmuyor mu? Hele hele Veli Ağbaba’nın "Gezi direnişinde yoktular” söylemi ahlak ölçülerini zorlamıyor mu? Ağbaba cumhurbaşkanlığında kiminle ortak olduğunu ve kimi desteklediğini bilmiyor mu? Kamer Genç’in MHP güzellemelerini duymadı mı? Şimdi devrimcilikten dem vuruyor. Bu durumda önce MHP, Fethullah ilişkilerini açıkla demezler mi? Gezi direnişinde HDP’liler yok diyen Ağbaba, rüyasında dozerin önündeki Sırrı Süreyya’nın yerinde kendisi olduğunu mu görüyor? Kendileri işin rantını yemeye çalışırken Gezi barikatlarında direnen HDP’liler den haberdar olamaz tabi.
CHP’lilerin bu saldırgan tavrını elbette anlıyoruz, yıllardır yalanla işgal ettikleri solculuk, demokratlık artık gerçek sahiplerine dönüyor. Bu telaş ile hiçbir ahlak tanımaksızın HDP’ye saldırıyorlar ama yağma yok, artık HDP zamanı. Yalanın perdesi yırtıldıkça gerçeğin özü halkların özgürlük ve barış sözcüsü HDP adım adım büyüyor ve barajları yıka yıka geliyor..