15 Temmuz 2016'dan sonra yükselen bir moda gibi herkes "Ben Fethullahçı değilim, bilseydim hiç yer almazdım" diyenler ile "FETÖ'nün gerçek yüzünü yeni gördüm, pişmanım" diyenler, "FETÖ çok tehlikeli biz daha önce demiştik" diyenler var. Trajikomir bir durum. Ve eğer Fethullahçılar darbe yapıp iktidara gelseydi başta Ahmet Hakan ve benzerleri olmak üzere bu "pişmanım, bilmiyordum" diyenler "Fethullah Gülen Hocaefendi" diye güzellemeler yapacaklardı. Ve Fethullahçılar da AKP'lileri "Kürtlerle iş tutmakla suçlayacaklardı!" Yani 15 Temmuz'da darbe yapmak isteyenlerin de, darbeye karşı darbe yapanların da hedefinde iktidarı almak ve Kürtleri bastırmak var.
Şimdi kendilerini kurtarmak isteyenler Kürtleri, Kürt Özgürlük Hareketi'ni "Fethullahçılara iliştirmeye" çalışıp bir taşla bir kaç kuş vurmayı hedefliyor. Bu politikanın sahibi de kuşkusuz Tayyip Erdoğan. Erdoğan "Kokteyl terör" diyerek hepsini aynı sepete koyuyor.
Oysa Fethullah Gülen'in bir cemaat olmadığı, bir örgütlenme olduğu ve bu örgütlenme üzerinden Türk devletinin ve ABD gibi devletlerin kendi politikalarını yürütmek istediğini en fazla Kürtler yazıp çizmişti. Fethullahçıların kumpasları ile KCK davalarından on binlerce insanın hayatı alt üst oldu. Cezaevleri, sürgünler, işkenceler yaşadılar. Ve en önemlisi de Türk devletinin 12 Eylül 1980'den sonra Kürdistan'daki sivil ajan örgütlenmesinin merkezi görevi Fethullah Gülenciler eliyle devam ettirildi. Ve dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Tayyip Erdoğancıların ve Ergenekoncuların Fethullah Gülencilere yönelik operasyonlarının Türkiye kentlerindeki, devlet içindeki yapılanmalara yönelik boyutu ile Kürdistan'daki boyutu arasında dağlar kadar fark var. Çünkü Türk devleti Kürdistan'daki Fethullahçı örgütlenmeyi kendi devleti için hala kullanacağını düşünerek operasyonu yürütmüyor. Oysa Kürdistan'daki faili meçhuller, sivil ölümleri vb konularda JİTEM'den daha fazla kullanılanlar Fethullahçılardır.
Türk devleti kendisini Fethullahçılarla yumuşatıp Kürdistan'da toplum içine girmektedir. Bu örgütlenmenin Erzurum, Wan, Hakkari, Mardin-Kızıltepe, Bingöl, Ardahan, Amed'deki yapılanması halen fazla bir darbe yememiştir. Camilerdeki imamlar, okullardaki öğretmenler, yurt müdürleri, kaymakamlar, valiler, büyük orandaki devlet memurları Fethullahçıdır. Ve Fethullah Gülen birçok konuşmasında bunlara özel mesajlar verir. Tayyip Erdoğan ve ekibi Kürtlere karşı herkesi kullandığı için Fethullahçıları da Kürtlere karşı kullanacağını düşünmekte ama yanılmaktadır. Çünkü provokasyon zeminini Fethullahçılar bundan sonra çok daha sık bir şekilde kullanacaklardır.
İkinci nokta ise AKP ve CHP içindeki Fethullahçılar meselesi. AKP'nin şu anki yönetimi, il ve ilçe teşkilatı, bakanları ve bakanlıklar içinde önemli oranda Fethullahçı olduğu gerçeği var. Tayyip Erdoğan da bunları iyi biliyor. Ama "dereyi geçerkenki bindiği atlar" olduğu için sesini etmiyor. Oysa bir dönem Fethullahçıların önemli ismi olan ve büyük itiraflarda bulunan Nurettin Veren bile diyor ki "darbeden birkaç ay önce Yalçın Akdoğan'ı arayıp bilgiler vermek istedim ama bana dönmedi." Ki bu Yalçın Akdoğan sözüm ona "Paralel yapıya karşı" mücadelenin başındaki isimdi!... Yine Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak isteyen AKP'lilerin 15 Temmuz'dan önce yerellerdeki ve dost çevrelerindeki konuşmalarına bakın "Cemaate böyle yüklenmemeliydi" diyenlerin sayısının oldukça fazla olduğunu göreceksiniz. Muhsin Kızılkaya ve Orhan Miroğlu'nun kendi yakın çevresine bunu sıklıkla söylediğini de göreceksiniz. Yani AKP içindeki Fethullahçıların organik Fethullahçı olanlar ile duruma göre şekil değiştiren biçimdeki Fethullahçılar şeklinde iki kategori olduğunu bilmekte fayda var.
Üçüncü nokta ise CHP içindeki Fethullahçılar. Deniz Baykal'a yapılan kaset komplosunun ardında Fethullahçılar vardı. Tayyip Erdoğan da izlemişti kasetleri. Kemal Kılıçdaroğlu da bu komplo sonrası operasyonla CHP'nin başına getirildi. Erdoğan da Kılıçdaroğlu da bunu iyi biliyor. CHP'li bazı belediye başkanları, milletvekilleri ve parti yöneticileri de Fethullahçılar tarafından özellikle destekleniyordu. Buna kanıt isteyenler Zaman gazetesinin eski sayılarına bu mantıkla bir göz atsınlar, bakalım ne görecekler. Fethullahçı Zaman gazetesi kimin demeçlerine yer vermiş, kimden özellikle röportajlar ve demeçler almış...
Şimdi Yenikapı'da, Saraylarda el ele tutuşup FETÖ karşıtı olanların ortak noktasının FETÖcülerin operasyonu ile oralara geldiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.