TBMM 23 Temmuz’da yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yi 18 Ekim gecesi onaylayarak alenen kendi varlık nedenini ortadan kaldırdı. Demokrasinin ve hukukun yaşanabilir olmasını sağlayan tüm kurumları tasfiye eden kararname ile zaten yerli yerinde işletilemeyen demokrasiye de kayyım atandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümete “Teröre karşı ne istiyorsanız desteğe hazırız” çağrısının ürünü 667 sayılı KHK ülkede sivil faşizmin yasal dayanağını oluşturdu. 

KHK ile Erdoğan iktidarının 15 Temmuz sonrası hayata geçirdiği tüm anti demokratik uygulamalara yasal bir zemin oluşturuldu. İktidarın bu uygulamaları TBMM tarafından onaylanmış oldu. Başta Kürdistan’da belediyeleri gasp etmek için kullanılan kayyım atamaları olmak üzere milyarlarca liralık şirketlere el konarak başlatılan sermaye transferi de yasallaştı.

15 Temmuz darbe girişimi gerekçe edilerek çıkarılan KHK’nın 1. Madde (d) fıkrasında yer alan “Tutuklu olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir.” İfadeleri ile yaklaşık iki yıldır İmralı Adası’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan yasa dışı tecride “yasal” kılıf uyduruluyor.

Ayrıca 667 sayılı KHK ile idari yargıda açılacak davalarda yürütmeyi durdurma hakkı ortadan kaldırıldı. Böylelikle hukuka aykırı keyfi karar alanların hukuki, idari, mali ve cezai sorumlulukları ortadan kaldırılmış oldu. KHK’nin 9. Maddesi’nde yer alan “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.” ifadesi ile de 82 faşist anayasasının 15. Maddesi hortlatıldı. 15. Maddeyi kaldırarak demokratikleşme hamlesi yaptığını iddia eden Erdoğan iktidarı CHP’nin de desteğiyle bu KHK ile özüne geri döndü. 

Dernek, sendika, üniversite, özel okullar ve vakıfların yargı kararına gerek duymadan bakanlık kararı ile kapatılmasına olanak tanıyan KHK’nin 3. Maddesi ile Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Danıştay üyeleri ile kamu görevlilerinin kurul kararı ile ihraç edilmelerinin önü açılıyor. 

Gözaltı süresini 30 güne çıkaran 667 sayılı KHK tutukluların avukatları ile yapacağı görüşmelerin kayda alınması, izlenmesi ve görüş sırasında odada görevli bulundurulmasının yanı sıra avukatın yasaklanması ve savunma hakkının askıya alınmasını karara bağlıyor. 


667 sayılı KHK’nın bazı maddeleri şöyle:

4. Madde/e) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır,

f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır,

g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.

4. Madde (4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir.

6. Madde (f) Tutuklu olanların bulunduğu ceza infaz kurumlarında görev yapan kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlinin açık kimliği yerine sadece sicil numarası yazılır. Kurum görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hallerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı görevlinin işyeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında işyeri adresi gösterilir.

ğ) Yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, ifade alma ve sorgu sırasında veya duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.

h) Ceza mahkemelerinde duruşmanın başlamasından önce iddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur ya da özetlenerek anlatılır.