7 Haziran seçimlerinde Tayyip’in başkanlığa yürüdüğünün farkında olan CHP’li taban "seni başkan yaptırmayacağız" diyen HDP’ye sempatiyle bakıyordu. Yine de her tartışmada, "ama ya sonradan desteklerseniz?" diye tereddüt bildirmekten de geri kalmıyorlardı. Demokrat oldukları için değil, Tayyip’in başkanlığını engelleyemedikleri takdirde başlarına geleceklerden korktukları için. Şimdi Kılıçdaroğlu AKP’nin "HDP dokunulmazlıklarını hedefleyen" yasa önerisi için, üstelik de "anayasaya aykırı olduğunu" bile bile "evet" diyerek "seni başkan yaptıracağım" eylemine geçmiş görünüyor. 

Kim ne derse desin, benim için anlaşılabilir bir durum. Kürt sorununun devletin şiddet politikalarıyla çözümlenebileceğine inanan ve kanlı katliamlarla uygulamaya geçen Tayyip, elbette bu sömürgeci devletin kurucu ögesi, asli sahiplerinden olan CHP’nin desteğini de alacağını bilmekteydi. Üstelik bu konuda kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen brifinglerle beslenen, kendi genel başkanına yönelik bir komploya katılmış kaset ürünü bir CHP lideri elbette Tayyip için fazla pahaya gelmeyecekti. Öyle de oldu. Cumhurbaşkanı seçiminde olduğu gibi, bu kez da örgütüne danışmadan kararını verdi bile Kılıçdaroğlu: "Anayasaya aykırı, ama evet!" 

***

7 Haziran sonrası parlamentoda yaşananlar ise CHP hanesine başka eksileri de kaydetti.

"Koalisyon görüşmeleri" oluyor görüntüsünü verip halkları aldattıktan sonra "bir şey konuşmadık; koalisyon sözü bir kez bile geçmedi" diyerek bir politik komedi sahneledi. Bu oyunun yönetmeni ise Tayyip’ten başka biri değildi. 

1 Kasım seçimleri, CHP’nin katkısıyla AKP tarafından sahnelenen bir darbeden başka bir şey değildi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP ile ittifak kurmaktan çekinmeyen CHP, 1 Kasım sonrası Meclis başkanlığı seçimlerinde hiçbir şansı olmamasına rağmen daha önce Tayyip’in özel olarak görüştüğü Deniz Baykal’da ısrar ederek bir ittifakın önünü kesip, Tayyip’in silah arkadaşı Kahraman’a yolu açtı. 

***

Bu ülkede milletvekili olurken seçilmişin bir yemin etmesi gerekiyor mu? Gerekiyor. Bu yeminde "Anayasa’ya bağlı kalacağıma" diyerek söz veriliyor mu? Veriliyor. 

Kılıçdaroğlu, AKP’nin "dokunulmazlık teklifini" anayasaya aykırı bulmasına rağmen, Anayasa Mahkemesine itiraz etmek yerine "evet diyerek destekleme" kararı alıyor mu? Alıyor.

Meclisten çekilerek protestosunu gerçekleştirip Cumhuriyet Mitingleri gibi kitlesel eylemlerle kitleleri bu tür uygulamalara karşı hazırlıklı olmaya çağırabilir miydi? Çağırabilirdi. 

Davutoğlu’nun diktatör Tayyip Erdoğan’ın emriyle görevden alınması olayını "Saray Darbesi" olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, Darbe Meclisi’nde kalmaya devam ediyor mu? Evet, devam ediyor. 

Kürt halkının yaşam alanlarında devlet güçlerinin sivil halka yönelik katliam girişimine karşı fiili hiçbir direniş gösteriyor mu? Hayır, göstermiyor! 

Kürt kentleri bombalanarak yıkılırken tepkisini ortaya koyuyor mu? Hayır, koymuyor. 

Peki, seçilenin Mecliste yaptığı yemin nasıl bitiyor? "Anayasa’ya bağlı kalacağıma… namusum ve şerefim üzerine yemin ederim!" Bu yemine sadık kalmayana en hafifinden ne denir: "Namusunu ve şerefini koruyamadı!" Koruyabileceğini düşünmek mümkün müydü? Irkçı-milliyetçi olduğu sürece hayır! 

***

CHP’den bir şeyler beklediğim sanılmasın. Altı Ok ile ifade edilen, çoğulcu demokrasiyi tanımayan, "tekçi" bir devlet partisi olarak CHP’nin, laik olduğunu söylemek de mümkün değildir. Çünkü Cumhuriyet tarihinde laiklik, ulus toplum yaratmaya çalışan devletin iki sahneli bir oyunu olarak sahnelenmiştir. Ulus kimliğinin geliştirilmesi istenen Batı’da ümmete karşı ulus(Türk) dayatmasıyla çıkılmasına karşın, Kuzey Kürdistan topraklarında ulusa(Kürt) karşı ümmet fikrini kullanan da aynı CHP idi. 

Mussolini’nin ve Hitler’in hayranlığıyla beslenen Kemalizm’in Altı Ok’unun gerçekte faşist partilerin programının esası olduğunu hep yazdım. Anadolu-Mezopotamya topraklarında halklara dayatılan "tekçilik", gerçekte CHP ideolojisinin esasıdır. Sömürgeci kapitalizm ise tamamen onun eseridir. CHP’nin MHP ve AKP ile kurduğu kutsal ittifak, bu ölüm korkusunun kaçınılmaz sonucudur. 

Bu nedenle, halkların verdiği özgür kimlik mücadelesi ve sosyalistlerin verdiği sınıf mücadelesinin zaferi sadece AKP ve MHP’yi alaşağı etmekle kalmayacak, aynı zamanda bu partilere de temel teşkil eden CHP’yi ve onun işçi sınıfına düşmanı ırkçı-milliyetçi ideolojisini de yerle bir edecektir.