
AKP hükümeti Türkiye'nin en temel sorunu olan Kürt sorununu seçim kazanma aracı haline getiriyor. Kürt sorununu çözmüyor, sürekli çözecekmiş gibi bir çıkar aracı olarak kullanmak istiyor. Yıllardır bu siyaset tarzını bırakmış değil. Halkın inancını, dinini iktidar aracı haline getirdiği gibi, Kürt sorununu da benzer biçimde kullanıyor. Çözümü hedeflemiyor, çözümsüzlükten nemalanıyor. Kürt sorununu çözmeyerek üzerinde sürekli oynadığı bir olgu olarak kullanıyor. Şimdiye kadar izlediği politikayla bunu yaptı.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış derler. AKP hükümetinin de maskesi şimdi düşüyor. Kürt sorununu çözerek bu sorunu yaratan etkenleri ortadan kaldıracağına, her Kürt direniş ve itirazında tüm Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin yaptığı gibi "direnişi bırak, teslim ol” diyor. Türk devleti büyüktür, direnerek bir şey elde edemezsiniz, diyor. Böylece kırk yıldır, hatta yüz yıldır Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikalarda ısrar ediyorlar. Gerilla silah bıraksın, teslim olsun, ya da Bülent Arınç gibi "cehenneme kadar gitsin” diyorlar. Bu halkın kırk yıldır kırk bin evladını yitirmesi gerçekleşmemiş gibi davranıyorlar. Başka bir yerde işine geldiğinde bir iki kişiye yapılan haksızlığı bile dile getiriyor, ama on milyonlarca Kürt’ün, Kürdistanlının sesine kulak bile vermiyor.
Kürt sorunu çözümsüz kaldığı için gerilla tarih sahnesine çıktı ve on yıllardır direniyor. Kürt halkının temel demokratik talepleri gasp edildiği ve tanınmadığı için halk on yıllardır serhıldana kalkıyor. Tabii ki Kürt sorunu çözülürse gerillanın silahlı direnişi de kalmaz. Türkiye için bir sorun olmaktan çıkar. Kaldı ki çoğu tek taraflı olmak üzere 9-10 defa ateşkes yapılarak Kürt sorununun çözümüne fırsat tanınmıştır. Dünyada bu tür durumlarda sorunun çözümüne fırsat tanınmak için ateşkes yapılır. Kürt Özgürlük Hareketi 2013 yılında önderliğin çağrısıyla daha da ileri gitmiş, gerilla güçlerinin önemli bölümünü Türkiye sınırları dışına çıkarmıştır. Ancak AKP hükümeti gerilla güçlerini geriye çekme iradesi ortaya konulmasına rağmen hiçbir adım atmamıştır. Ateşkes hala sürmesine ve Kürt Halk Önderi çok makul bir müzakere taslağı ortaya koymasına rağmen AKP hükümeti aylardır hiçbir adım atmıyor, müzakereye başlamıyor. Ortada üzerinde anlaşılan hiçbir konu yokken silah bırakılmasını istiyor.
"Kürt sorununu çözersem silah sorunu ortada kalmaz, bu konu da gündemden düşer” diyeceğine, hiçbir adım atmadan silah bırakılmasını istiyor. Silah bırakılması çağrısı yapıyor. Bir daha vurgulayalım, Kürt sorununda makul bir çözüm otaya çıkarsa, AKP hükümeti böyle bir irade ortaya koyarsa tabii ki gerillanın Türkiye'deki durumu da tartışılır; daha doğrusu Bakurê Kurdistan ve Türkiye'de silahlı mücadele dönemi sona erer. Zaten böyle bir durumda doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkar. Bunu Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi de defalarca dile getirmiştir. Böyle bir irade beyanı zaten var. Hükümet de, kamuoyu da bunu biliyor. Zaten Kürt sorununun çözümüyle bu tür gelişmeler doğal olarak ortaya çıkar. Kürt Halk Önderinin Kasım ayında hükümete ve devlete sunduğu taslakta hükümet çözüm iradesi ortaya koyar, müzakereye oturur ve sorunun çözümü için adım atarsa seçimden önce tüm sorunların çözüleceği belirtilmiştir. Buna silahlı mücadelenin sonlandırılması da dahil. Ancak bunlar müzakere taslağının tüm aşamaları yerine getirildiğinde olacak şeylerdir. Taslakta ortaya konulan hiçbir şeyi yerine getirme; sonradan da sanki müzakere bitmiş, Kürt sorunu çözülmüş gibi en son olacak şeyleri gündeme koy ve toplumu aldatmaya ve yanlış yönlendirmeye çalış! İşte bu tutum AKP hükümetinin samimi olmadığını, sadece seçim öncesi toplumu aldatmak için bir şeyleri kotarmaya çalıştığını ortaya koymaktadır.
Kürt Özgürlük Hareketi defalarca ateşkes ilan etmiştir. Hala da çatışmasızlık sürmektedir. Böyle bir sorunun çözümü için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi? Dünyanın her yerinde sorunların çözümü böyle olmuyor mu? Kaldı ki Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi daha fazla imkanlar da sunmuş, ancak AKP bunları kullanmamıştır.
AKP hükümeti ciddi değildir. Kürt Halk Önderini ve Özgürlük Hareketi'ni bir çocuk gibi kandıracaklarını düşünmektedirler. Şu anda Ortadoğu'nun en deneyimli, en politik lideri Kürt Halk Önderi'dir. Tarih bilinci ve ideolojik derinliği de hiçbir önderde bulunmadığı kadar kapsamlıdır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin deneyimi ise kırk yıllık mücadeleden süzülmüştür. AKP hükümeti, başbakanı ve cumhurbaşkanı sorunun ciddiyeti ve büyüklüğünü anlamamış olacaklar ki hala eski özel savaş ve psikolojik harekat yöntemleriyle bu sorundan kurtulacaklarını sanıyorlar. AKP her şeyden önce bu basit ve yüzeysel tutumu bırakmalı ve ciddiyete gelmelidir. Başbakan, bakanlar bağıracaklarına, demagoji yapacaklarına, sorumluluklarına uygun bir ciddiyetle yaklaşmalıdırlar.
AKP hükümeti ciddi olursa, çözüm iradesi ortaya koyar ve gerekenleri yaparsa Kürt Özgürlük Hareketi her türlü adımı atmaya hazırdır. Bu konuda ciddiyetini de, sorumlu davrandığını da defalarca göstermiştir. Ancak kırk yıldır halkın özgürlük mücadelesini veren bir harekete demokratik olmayan bir ülkede, zihniyet ve politika değişikliği yapmayan bir ülkede gerilla mücadelesini bırak, bilmem gel neyle uğraş denilmesi ciddiye alınmaz. Bu hareket, bu halk, bu Önderlik Türkiye'yi çok iyi tanıyor. Nerede nasıl adım atılıp atılmayacağını çok iyi biliyor.