
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hafta sonu referandum ve Newroz gündemiyle toplanan Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK), toplantının sonuçlarını yazılı olarak paylaştı.
Sonuç bildirgesinde, toplantının 13 yıl önce Qamişlo, 22 yıl önce Gazi ve Ümraniye, 29 yıl önce Halepçe ve 39 yıl önce İstanbul Üniversitesi katliamları kurbanlarına adandığı açıklandı.
AYM 115 gündür suskun
Anayasa Mahkemesi’ne çağrı yapılan ve AYM’nin 115 gündür kendisine yapılan başvuruları gündemine almadığına dikkat çekilen açıklamada, “AYM, Balbay- Haberal hakkındaki kararına uygun bir tutumu sergilememe konusunda hukuk ihlali yapmaktadır. AYM’ye, hükümetin ve Erdoğan’ın ağır baskısına direnme ve kararına sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland’ın ‘eğer AYM görevini yapmayacaksa AİHM devreye girmelidir’ içerikli açıklaması Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni çiğnediğine dair açık bir uyarıdır” denildi.
Somut yaptırımlar alacak
Açıklamada toplantıların güncel gelişmelere ilişkin alınan kararlar da başlıklar halinde paylaşıldı. Son günlerde Avrupa ülkeleri ile yaşanan krizlere de değinilen açıklamada, AKP’nin Türkiye’yi uluslararası alanda itibarsız duruma getirdiğine vurgu yapıldı. Açıklamanın devamında şöyle denildi: “AKP-Erdoğan rejiminin halklarımıza yaşattığı zulüm, ağır insan hakları ihlalleri ve insanlık suçları saklanamaz hale gelmiş ve Türkiye’nin de üyesi olduğu uluslararası kuruluşların raporlarıyla dünyaya ilan edilmiştir. Bu raporların kağıt üzerinde kalmayacağı ve somut yaptırımlara bürüneceği açıktır. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 10 Mart 2017 tarihli rapor açıklaması, Temmuz 2015-Aralık 2016 arasında Şırnak, Cizre, Sur, Nusaybin, Yüksekova başta olmak üzere 30 Kürt kentini ve mahallelerini etkileyen, yüzbinlerce insanı yerinden eden sokağa çıkma yasakları ve sivillerin ölümüne neden olan operasyonlar sırasında büyük çaplı yıkım yaşandığına, cinayetler işlendiğine ve insan hakları ihlalleri yapıldığına açıkça işaret etmektedir. İktidar bugün de aynı fütursuz ve hukuksuz uygulamalarıyla Nusaybin ve Lice köylerinde insan hakları ihlallerini sürdürmekte, suç işlemektedir.
'Hayır' için yoğun çalışma
16 Nisan Anayasa referandumu, AKP iktidarının bu frensiz gidişini durdurmanın, Türkiye’de yeniden demokrasi ve insan hakları, hukukun üstünlüğü anlayış ve ilkelerine dayalı bir dönemin inşa edilmesinin fırsatı ve imkanıdır. Partimiz bu Anayasa değişikliği referandumunda ‘Hayır’ sonucunun çıkması için tüm örgütsel, fikirsel, politik ve kurumsal enerjisini ve imkanlarını tüm bileşenleri ve ittifakları ile harekete geçirmiştir. İl il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, ev ev, işyerleri ve her yerde ‘Hayır’ çalışmasını sürdürmektedir. Bu tutumumuz eskiyi, 12 Eylül Anayasası’nı savunmak için değil, özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bir anayasayı, yeni bir toplumsal sözleşmeyi yapabilmek içindir.”
AKP’li kimi isimlerin Avrupa’daki referandum çalışmalarının engellenmesine ilişkin ise “Demokratik ilke ve teamüllere sahip çıkılacaksa bu Türkiye için de geçerlidir, Avrupa için de. Aksi durum ikiyüzlülük, samimiyetsizlik ve çifte standarttır. Bugün hükümet mensuplarının çeşitli ülkelerde karşı karşıya kaldıkları uygulamaların çok daha vahimleri Türkiye sınırları içinde bizlere, HDP’li vekillere ve parti yöneticilerine karşı bizzat bu iktidar tarafından her gün uygulanmaktadır. Kendi ülkesinde ilçelere ve köylere, kentlere girişleri asker ve polis zoruyla engellenen HDP’li bakanları ve milletvekillerini unutmuyoruz” değerlendirmesi yapıldı.