Türkiye büyük bir kaos yaşıyor. Sadece Türkiye değil Ortadoğu’da büyük çılgınlıklar yaşanıyor. Kürt ve Kürdistan’da bu çılgınlıktan nasibini alıyor.
Türkiye özellikle 15 Temmuz darbe girişimden sonra hızla tek adamlığa doğru yol alıyor. Erdoğan’a koltuk değnekliği yapan Kılıçdaroğlu’nun aklı yeni başına gelmeye başlıyor. Cumhuriyet Gazetesine yapılan baskından sonra yaptığı açıklamada “Hitler’in 21 Yy. versiyonunu yaşıyoruz" diyor. Adama rojbaş (günaydın) derler. Sahi siz Yenikapı’da “yeni bir dönem başlıyor” yalanının tezgahlandığı sırada Yenikapı’da değil miydiniz? MHP ile birlikte AKP iktidarına yedek lastik olmamış mıydınız?
Çılgınlık bütün şiddeti ile sürüyor. Türkiye binmiş bir alamete gidiyor felakete. Meclis by-pass edilmiş, ülke KHK ile yönetiliyor. By-pass edilen sadece meclis değil, tüm kurum ve kuruluşlar. Bir tek kuruluş var artık Türkiye’de: Cumhurbaşkanlığı makamı. Erdoğan bu günlerin geleceğini Cumhurbaşkanı seçildiği günün akşamı AKP Genel Merkezinde yaptığı balkon konuşmasında açıklamıştı: Bundan böyle başka bir C.Başkanı göreceksiniz. Daha aktif bir C.Başkanı. Kürt siyasal muhalefeti, demokrasi güçleri gerekli tedbiri alamadı. Bu günlere gelindi.
Kürtçe yayın yapan Tv’ler, İMC, Özgür Gündem Gazetesi kapatıldığı zaman gerekli tepkiyi göstermeyenler nasırlarına basıldığı zaman avaz avaz bağırıyorlar. Kürdistan’da halkın büyük oyu ile seçilen belediyelere el konulup, kayyum atandığı zaman seslerini çıkarmayanların sıra kendilerine geldiğinde nasıl seslerini yükselttiklerini görüyoruz. Erdoğan ve AKP Hükümeti Kürt belediyelerine el koyduğu zaman aslında Kürtlerin tepkisini ölçüyordu. Güçlü bir muhalefet gelmediği için Diyarbekir Büyükşehir Belediyesi’ne de el koydu. Yüzde ellibeş oyla seçilen Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’yı tutuklayarak Kandıra Cezaevine gönderdi. Onların yerine şimdi merkeze alınmış bir valı ya da Kaymakamı kayyum olarak atayacak. Gültan Kışanak’a sorguda soruyorlar “Neden dört parça Kürdistan dediniz. Neden Kürdistana hoşgeldiniz dediniz.” Abesle iştigal ediyorlar Kürdistan’ın dört parçaya bölündüğünü imanları gibi biliyorlar. Dört parçaya bölünen Kürdistan’ın tek parça olmaması için de ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar
Türkiye ve Kürdistan’ın tek günlük gazetesi Azadiya Welat, DİHA ve diğer yayın organlarını susturarak gerçekleri örtebileceklerini sananlar yanıldıkları anlayacaklardır. Ama erken, ama geç. Bu zulüm, bu çılgınlık ilelebet devam edemiyecektir. AKP iktidarının Kürtçeyi serbest bıraktığını, Kürtçe yayın yapıldığını ileri sürenler aynaya bakıp utansınlar. Eğer utanacak yüzleri kalmışsa tabii.
Her karanlık gecenin bir sabahı mutlaka vardır. Bu çılgınlık dönemide sona erecektir. Çılgınlık dönemini sona erdirmek için geçmişimizle hesaplaşıp nerede yanlış yapıldığını açık yüreklilikle ortaya koymak ve ona göre yeni tedbirler, yeni strateji ve taktikler saptamak gerekiyor. Bildik cümleleri, sloganları söylemekle bir yerlere ulaşılamıyor. Baştan tırnağa kendimizi sorgulamanın zamanıdır.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE
BU HAFTA:
l 1 Kasım1998’da Almanya’da Steinheim Cezaevinde Berzan Öztürk Öcalan’a yönelik komployu protesto etmek için kendisini yaktı. 04.01.1999 tarihinde şehit düştü
l Antep HEP yönetim kurulu üyesi A.Samet Sakık, 3 Kasım 1992 tarihinde uğradığı kontra saldırısında yaşamını yitirdi.
l Kürt aydınlanmasında önemli bir yeri olan “Jin” dergisi 6 Kasım 1918’de İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.