Gezi Parkı sonrasında artan baskınlarda, 44 polisin 2 kadın gazetecinin yaşadığı daireye girerek hem hukuksuz arama yaptığına hem de kadın gazetecilere cinsel şiddet içeren muamelede bulunduğuna dikkat çeken Onur, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in şu sorulara yanıt vermesini istedi:
“Avukat talep edilmesine rağmen avukat gelmeden aramaya başlamak kanuna uygun bir arama şekli olmadığına göre, bu kanunu uygulamayan polisler hakkında bir soruşturma başlatılması düşünülmekte midir?
Aramalarda savcı bulunmadığı gibi, uygulamada sıkça başvurulan komşu veya muhtar gözetimi de bu olayda görülmemiş, iki genç kadın 44 polisle saatlerce baş başa bırakılmıştır. Bakanlığınız bu hukuksuzluğu nasıl değerlendirecektir?
Arama esnasında hangi kriterlere dayanarak kitaplara el koyulmaktadır?
Eve yapılan aramada evde bulunan kişilere gözaltı muamelesi yapmak ve bu kişilerin vücutlarını aramaya çalışmak polisin hangi yetkisine dayanmaktadır? Kendi evinde tuvalete gitmek isteyen bir kişi neden polis tarafından çıplak aramaya maruz kalmaktadır?
Polis evde bulunan kişilerin İETT kartı, meslek kimlik kartı, SSK bildirimleri gibi özel evraklarına hangi yasal dayanak dahilinde el koymaktadır? Bu özel evraklara el koyulmasıyla birlikte doğacak mağduriyetler nasıl giderilecektir?

Kamuoyunda işkence suçlusu olarak bilinen Sedat Selim Ay’ın İstanbul’a, Terörle Mücadeleden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atanmasından sonra, Gezi protestoları esnasında da emniyette işkence yöntemi gözle görülür bir şekilde artmıştır. Birçok mağdurun açtığı işkence davaları hala görülmekte olan Ay hakkında bu doğrultuda bir işlem yapılacak mıdır?”

HABER MERKEZİ