Avukat Şiar Rişvanoğlu, erkeklerin kadınlara bakış açısının kadınları aşağılayıcı, ötekileştirici ve yok sayan açıdan olduğunu belirterek, "Bunu yapan erkek bireysel olarak da bir takım sapkınlık ve şiddet eğilimi taşıyor olabilir; ama bu ikincil dereceden bir sorundur. Asıl sorun bu şiddeti doğuran, onaylayan ve yeniden üreten cinsiyetçi, ayrımcı erkek egemen kapitalist toplum yapısı ve onun aşağılık kültürü. Bunu yapan erkeklere öncelikle en ağır cezalar verilmeli. Ama ne kadar ceza verirseniz verin, kadın bedeni bir meta olarak sunulmaya devam ettikçe, kadınlara yönelik negatif ayrımcılık her alanda sürdükçe bunun sonu gelmez" dedi. Rişvanoğlu, cinsel istismar davalarında mahkemenin genel kanısının mağduru korumak yerine suçluları koruduğuna dikkat çekerek, "Bu şiddeti yeniden yeniden üreten en önemli mekanizmalardan biri zaten yargının bizzat kendisidir. Zira saldırganlara verilen cezaların hemen hemen tamamı alt sınırdandır ve bu cezalarda sistematik olarak indirim yapılmaktadır. Cezalar caydırıcı değil özendiricidir. O yüzden bu tür vakalarda suç grafiği sürekli olarak artmaktadır" dedi.


Sosyal eşitsizliklerin payı var

Prof. Dr. Adnan Gümüş ise, cinsel istismarın genel olarak istismarın bir şekli, hem de istismarın en ağır formlarından biri olduğunu ve pek çok türünün tarih boyunca "hak" olarak görüldüğüne işaret etti. Gümüş, "İslam kültürü içinde cariye edinme; miras, savaş veya satın alma yollarıyla cevaz karşılanmaktadır. Hz. Muhammed'in de Hz. Ali'nin de cariyeleri vardır. Günümüzde cinsel istismar azalmamış hatta formları daha da çeşitlenerek sürmektedir. Cinsel istismarın bu kadar kolay olmasında patriarkal değerlerin, erkek egemen bakışın, egemenlik ilişkilerinin, ast-üst ilişkilerinin, toplumdaki eşitsizliklerin büyük payı bulunmaktadır. Cinsel istismarın biopsişik bazı sebepleri de olmakla birlikte istisnalar dışında erkekten kadına, büyükten küçüğe, üstten alta, egemenden tebaya doğru açık bir yönü bulunmaktadır. Tersi durumlar az rastlanır vakalardandır" dedi.

Kültürel ve kurumsal desteği var

Bireysel istismar ile kurumsal istismar arasında da olay açısından değil, ancak derece açısından büyük farklar olduğunu kaydeden Gümüş, kültürel ve kurumsal destek olmaksızın, koruma kollama olmaksızın yaygın cinsel istismarın sürdürülmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Bu durumun en iyi örneğinin ise "insan ticareti" olduğunu belirten Gümüş, şunları söyledi: t"Türkiye'de de çeşitli pavyonlarda pek çok kadın ruhsatlı ruhsatsız çalıştırılmakta, pek çok evde bakıcılık ile birlikte farklı davranışlara da maruz kalmaktadır. Polis ve diğer ilgili kurumlar çoğu kez bunları görmezden gelmekte, üzerine yeterince gitmemekte, bir kısım mensubu bu tür ticarete gayrimeşru ortaklık yapmakta, insan kaçakçılığında rol almaktadır. Kurumsal ve değerlere ilişkin sorunların aşılması uzun yıllar gerektirmektedir. Cinsel istismara okul, askerlik, işyeri, otobüs, dolmuş, taksi, ev; bilumum insanın olduğu neredeyse her yerde rastlanmaktadır. Belki en yaygını evlilik çatısı altında gerçekleşmekte, hiç kimsenin 'mahremiyet' altında müdahalesi istenmemektedir. Ne suç, ne mahrem… Çok zor bir konudur. Mücadelesi kurumsal ve yasal açıkları kapatmakla başlayıp kafaların, kafalardaki ve pratikteki egemenlik ilişkilerinin aşılmasından başlayacaktır. Fiziki şartlar ve koruma önlemlerinden daha fazla da değerler sisteminin dönüştürülmesi gerekmektedir. Makro ve ütopik çözümü ise eşitlik, özgürlük ve dayanışmadan geçmektedir. Hem patriarkal değerlerin, hem de eşitlik ve özgürlük sorunun birlikte aşılmasından geçmektedir" dedi.


HAMDULLAH KESEN/DİHA/ADANA




Sêrt'te cinsel istismara karşı yürüyüş

Kürdistan illerinde faaliyet yürüten kadın kurumları ve birçok sivil toplum kuruluşu, son dönemde yaşanan cinsel istismar, taciz ve tecavüz olaylarını protesto etmek amacıyla Sêrt’te yürüyüş düzenledi. Berfin Kadın Merkezi önünde başlayıp  İHD Siirt Şubesi önüne kadar yapılan yürüyüş boyunca "Jin jiyan azadî", "Kadına uzanan eller kırılsın", "Fuhuşa dur de", "Bijî yekîtiya jinan" sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından kadın kurumları ve bölge STK'leri adına açıklama yapan İHD Siirt Şube Başkanı Vetha Aydın, kadına karşı şiddet, katliam, taciz, tecavüz ve cinsel istismarın her geçen gün arttığını ifade etti. Kadınların bedenlerinin kendilerine ait olduğunu ifade eden Aydın,  kadına yapılan ve yapılacak yönelimlerin cezalandırılması için mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.  
Aydın'ın ardından konuşan Batman Petrol-İş Şube Başkanı Mustafa Tekin de, Sêrt'te yaşanan son cinsel istismar olayının Kürt halkını derinden üzdüğünü; ancak Kürt erkekleri olarak eril zihniyeti aşana kadar özgürlük mücadelesi veren Kürt kadınlarının yanında olacaklarını söyledi.

DİHA/SÊRT