
Kadın kıyımından ilkin devlet sorumlu
„Her gün kadınlar en acımasız şekilde öldürülüyorlar. Artık görülmelidir ki ülkemizin en acil politik konuları arasındadır bu cinsiyetçi kıyım. Devlet, yargı, erkek koalisyonu bu kanlı tablonun esas sorumlularıdır“ diyen Kaya, „Kadın cinayetleri, toplumsal cinsiyet ayrımına dayanan ataerkil toplumsal ilişkileri yeniden üreten sistemin araçlarından, yöntemlerinden biridir. Bunun içindir ki erkek egemen sermaye düzeni, ısrarla kadın cinayetlerini bireysel bir sorun olarak görüp, özel alana hapsetmeye çalışır. Her şeyden önce kadın cinayetlerinin politik olduğunun altını kalınca çizmek gerekir. Bu, devlete birincil derecede sorumluluk yüklediği için önemlidir“ dedi.
Kadın Bakanlığı AKP’nin hışmına uğradı
AKP’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi noktasında hiçbir çözüm üretmediğini ifade eden Kaya, AKP’nin seçime az bir zaman kala, yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirdiği kararla Kadın Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı getirdiğini belirtti. Böylece „kadın“ kelimesinin geçtiği tek bakanlığın ortadan kaldırıldığını ifade eden Kaya, „Bakanlık, AKP’nin hışmından kurtulamadı. Kadın Statüsü ile Aile ve Toplum Hizmetleri de genel müdürlük düzeyinde oluşturulan bu bakanlığa bağlandı. Bir tarafta erkek kadının hayatına yönelirken, diğer taraftan devlet de kadının adını silerek, erkek egemen toplumsal, devletsel yapıyı güçlendirmektedir“ şeklinde konuştu.
‘Etkin koruma önlemleri alınmalı’
Cumhurbaşkanı Gül’ün kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet olaylarının tüm yönleriyle araştırılması ve incelenmesi için Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmesinde kadın örgütlerinin mücadelelerinin önemli bir rolü olduğuna dikkat çeken Kaya, „Tabii ki bu kurulun var olan erkek egemen zihniyet ve Kadın Bakanlığı’nı kaldıranlardan bağımsız olmadığını biliyoruz. Ama asıl olan, kadınların kendilerini yok sayanlara karşı varlıklarını dayatmasıdır. Kadınların politik bir özne olarak siyasetin merkezine doğru yürüme eylemidir. İşte biz tüm engellemelere rağmen bu yolda yürümeye devam edeceğiz“ dedi.
Kaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde öncelikli olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“- Kadının karşılaştığı ayrımcı, cinsiyetçi yaklaşım ve politikalara, özel mülkiyet dünyasının mülksüzlükleri olarak yaşadığı yoksulluk ve yoksunluğa, kadın bedenini ve kimliğini gasp eden eş, baba ve kardeşin uyguladığı şiddet ve kadın katliamlarına dur demek, kadının yaşam hakkını güvenceye alacak bir bakanlığın kurulması,
- Kadın cinayetleri davalarına kadın örgütlerinin müdahil olarak kabul edilmeleri,
- Haksız tahrik kavramının TCK metninden çıkarılması,
- Kadınları şiddetten ve ölümden korumak için etkin koruma önlemlerinin alınması ve derhal hayata geçirilmesi,
- Kadın dayanışma evlerinin çoğaltılması ve denetiminin kadın örgütlerine verilmesi,
- Yasama, yürütme ve yargıda kadın lehine düzenlemelerin yapılması.“
EVRİM KEPENEK - DİHA/İSTANBUL
Kelepçe uygulaması sorunlu
Öte yandan hukukçu ve siyasiler kadını şiddet ve cinayetten korumak için yaşama geçirilecek “elektronik kelepçe” uygulamasına eleştiride bulundu. Tepkiler şöyle:
BDP Genel Merkez Kadın Meclisi üyesi Ayşe Berktay: „Elektronik kelepçe, erkeğin eve yaklaşmasını önleyecek. Kadının üzerine yerleştiremeyeceklerine göre, erkeğin eve yaklaşmasına izin verilmeyecektir. Kadın sürekli evde mi olacak? Evden dışarıya çıktığında kim koruyacak peki? Erkeğin ev dışında kadına yaklaşması nasıl engellenecek? Erkek eve yaklaşıp uyarı verdiğinde, güvenlik görevlilerinin bunu ciddiye alıp eve gitmesi nasıl sağlanacak?
Türk ceza sistemininde önleyici değil, ağır cezalandırıcı yöntem hakim. Bunda ise şiddete yönelik önleyici tedbir alınıyor. Ancak, tam engellemek yine değil. Kadınları bir ölçüde rahatlatan her şey iyidir. Bu işin bir tarafı. Fakat, elektronik pranga çok kozmetik geliyor bana. İşin temeline inmeyen, çok büyük adımlar atılıyormuş gibi yanılsama yaratıyor. İşin temelinde kadına yönelik şiddeti bir insanlık suçu olarak görmeyen, kadını toplumun eşit bir üyesi olarak kabul etmeyen bir anlayış var. Herkesin müsamaha gösteremeyeceği boyuta ulaşmış olan şiddet sarmalını biraz yumuşatmak istiyorlar. Bu yöntem, köylerde ya da kırsal alanda nasıl uygulanacak? Hiçbir sorunun yanıtı yok. En kötüsü de bütün bunları toplumla tartışmadan yapıyorlar. Kadın örgütlerinin gündeminde şiddete karşı mücadele var. Ancak, devlet, ‘ben bilirim, devletim ve yaparım’ mantığıyla kadın örgütlerine hiç danışmıyor. Kadına yönelik şiddet bir zihniyet meselesi. Yaşam tarsı ve olaylara bakış tarzında bir değişim ve devrim gerekiyor. Bu konuda ne yapılması gerektiğini en iyi kadın örgütleri biliyor. Kadınlar, buna karşı savunmak için kendi önlemlerini geliştirecekler.
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Avukat Nazan Moroğlu: Sorun büyük, bakış açısı dar. Sorun, şiddet sonrası çözümlere indirgenemez. Bir-iki erkeğe elektronik kelepçe takarak sorun çözülemez. Şiddeti önlemek için çok yönlü çalışmalı. Türkiye’de, elektronik kelepçenin sinyalizasyonu neye göre ayarlanacak? Örneğin; koruma tedbiri “eve 3 ay yaklaşmama” cezası olarak verilmişse, sadece eve yaklaştığında mı sinyal verecek? Korunan kadın, markette alışveriş yapıyorsa, kelepçeli erkek yaklaştığında nasıl bir sinyal sistemi uygulanacak? Yoksa şiddet gören ve koruma kararı alan kadının evden çıkmayacağı mı düşünülüyor?
Ankara Barosu Kadın Hakları Kurulu Üyesi Avukat Eray Karınca: Tasarıdaki 8. maddede yer aldığı biçimiyle elektronik kelepçe uygulaması çok sorunlu. Oysa bu yöntem tedbir değil, ağır bir cezalandırmadır. Bu kanun, bir tedbir kanunudur. Elektronik kelepçe ise cezalandırmadır. Tedbir, adı üstünde acil olarak ve delil toplanmadan verilir. Ceza ise yargılamayı gerektirir.
ANKARA