Son dönemlerde çocuk gelinler sıkça gündeme gelen bir konu oldu. Gündeme geldi gelmesine, ama onun ötesine de geçemedi. Yani bir çözüm gelişmedi. Yasal anlamda çözümler aranıyor. Önemli, fakat yetmez. Çünkü bu sorun sadece anne-babaları ilgilendiren bir sorun olmanın çok ötesinde. Genel anlamda çocukların yaşadığı sorunlar çok çeşitli. Acilen çözüm bekleyen konuların biri çocuk gelinlerdir. Ancak bu sorunu sadece bir ucundan ele almak, bazı yanlarını örtbas etmek anlamına geliyor. Evet çocuk gelinler dünyanın birçok yerinde görülmekte. Ama bu çocukların başka sorun yaşamadığı anlamına gelmez. Çocuklar birçok konuda istismar edilmektedir. Ve ne yazık ki gerek çocuk gelinlerin, gerekse de diğer çocuk istismarlarının geleneksel toplumun vicdanını sızlattığını söyleyemem. Bu alış-veriş, bu toplumlar içerisinde yaşanıyor ve olağan olaylar arasında görülüyor. Kadın örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla belli tepkiler gelişmesine rağmen toplumun refleksi yetersiz. Oysa mülkiyet ilişkinin en çarpıcı örneklerinden biridir çocuk gelinler.
Avrupa’da çocuk gelinlere ilişkin haberlerle sıksık karşılaşıyoruz. Avrupa’lı yetkililer genellikle bunu yabancılara, özelliklede azgelişmiş ülkelere veya müslüman ülkelere özgü bir sorun olarak ele alıyorlar. Tuhaftır ama mesela Türkiye’de de bu sorun Kürtlere özgü olarak ele alınmaktadır. Genelde istenmeyen olaylar hep zayıf görülen, aşağılanan kesimlere yüklenir. Sorunun esası bu değildir tabi ki. Çünkü sorun kime yüklenirse yüklensin, böyle bir gerçek var. Avrupa’da yaşayan yabancılar arasında çocuk gelinler yaygın, Türkiye’de, Kürdistan’da, diğer müslüman topluluklarda ve Afrika’da çocuk gelinler sorunu devam ediyor. Ve mutlaka aşılması gereken, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olma özelliğini koruyor...
Çocukları kendi mülkü olarak gören zihniyet, değişik biçimlerde de çocukları alıp satıyor. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta da bu. Fuhuş sektörüne sürülen çocuklar. Yaş oranı dokuza düşmüş olan bu sektörde kullanılan çocuk ve kadınlarında gündemdeki yerini almaları gerekiyor.
Bu sektöre sürülen çocuklar devletlerin de içinde olduğu şebekelerce satılmakta, kaçırılmaktadır. Uygulama aynıdır aslında. Yapılan araştırmalar bu sektörün müşterisi olan erkeklerin özel sparişle çocuk istediklerini ortaya çıkarmaktadır. Bu çocukların bir çoğuda azgelişmiş ve müslüman ülkelerden getirilmektedir. En büyük pazarı da Avrupa’dır.
Dünyanın dört bir yanından Avrupa’ya kadınlar ve çocuklar taşınmaktadır. Bu konuda birçok yasal düzenleme yapılmış, uluslararası yasalar ve sözleşmelerle çocuk hakları garanti altına alınmış aslında. Ancak sorun sadece yasaların çıkarılası değil; çıkarılan yasaların uygulanması sorunudur. Rant ilişkilerine girmeden yasaların herkesçe uygulanmasını sağlama sorunudur. Fuhuş sektöründen fahiş düzeyde vergi alan, gelir elde eden devletlerin çocuk ve kadın ticaretine engel olması düşünülebilinir mi? Ya da daha uçuk olacak ama çocuk gelinlerden ailelerin elde ettiği gelir (ki çocuk gelinlerin çoğunda başlık parası alınıyor) vergiye tabi tutulsaydı bu kadar gündem olur muydu? Uç bir düşünce ama mevcut realite böyle sorugulamayı gerekli kılıyor. Ayrıca somut örnekleri var. Mesela N.Ç davası bir çocuk davasıydı. Dava sanıkları arasında devlet yetkililerinden birçok kesim yer alıyordu. Ne oldu sonuç? Hiç. N.Ç suçlu bulundu. Böyle bir zihniyetin çocuk gelinler sorununu çözmesi mümkün mü?
Bu bir zihniyet şebekesidir. Esas olay budur. İster bir Kral’ın, Ağa’nın veya Şex’in yanında ki çocuk gelin olsun; ister fuhuş sektörüne spariş edilmiş bir çocuk olsun. Sonuç cinsiyetçi zihniyet şebekelerinin uygulamalarıdır. Esas mücadele alanları bu alanlardır. Çıkarılan yasaları uygulayabilmek için bu cinsiyetçi zihniyet şebekelerine karşı mücadele etmek gerekiyor. Tabii yasalar da çocuk istismarına açık kapı bırakmıyorsa. Özce anlatmak istediğim çocuk sorunu çok ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Çocuk gelinler bu sorunun bir parçasıdır. Daha derinlikli üzerinde durulması gereklidir. Her yıl binlerce çocuk şebekelerin eline düşmektedir. Pornografi, fuhuş, çocuk işçiler gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Bu sorunlar; UNİCEF gibi bazı kurumların raporlarıyla gündeme gelse de, tebbirlerin yetersizliği hep vurgulanır raporlarda. Tedbirlerin yetersizliğini ise aklım almıyor zaten. Dünyanın en ileri teknik donanımına sahip ülkeler çocuk ve kadın pazar haline gelmiş ama önüne geçilemiyor. Acaba esas yatırımlar insan yaşamına yönelik yapılsa, bu tür sorunlar engellenemez mi? Kanımca engellenebilir. Ama çocuklara kar mantığıyla yaklaşmaktan vazgeçmek gerekiyor bunun için. Doğada ki en savunmasız varlığın insan yavrusu olduğunu söylüyor bilim insanları. Bu savunmasız varlık için insanlık vicdanımız ne zaman harekete geçecek?
Cinsiyetçi şebekeler