
İmret, Cizîr halkının yüzde 93’lük bir oy oranıyla kendi iradesini seçtiğini fakat AKP hükümetinin bunu kabullenemediğini, halka “İlla beni seçeceksiniz” dayatmasında bulunduğunu söyledi. İmret, hükümetin DBP’li belediyelere yönelik “Teröre destek veriyorlar, hendek açıyorlar” kara propagandası yaptığını fakat kendi müfettişleri tarafından bile iddialarını destekleyecek bir delil bulamadıkları halde ve müfettişlerin “Soruşturma izni verilmemesine” demesine rağmen baskıların sürdürüldüğünü söyledi.
İmret, 5-6 aydır belediyelerine fiili olarak el konduğunun altını çizerek, şuandaki uygulamaların yasaklardan sonra kayyum atamak için yasal zemin oluşturmanın işaretleri olduğunu söyledi. Belediyenin görevini yerine getirmesinin engellendiğini dile getiren İmret, “Yasak kalktıktan sonra şehrin altyapı sorununun çözümlenmesi belediyenin göreviyken bugün bunu Kaymakamlık yapıyor. Cizîr’in tamamının riskli alan ilan edilmesinin de ‘Ben sana imarı da vermiyorum’ anlamı taşıyor. Zaten izinsiz birçok hizmeti yapamıyorsun ve her hizmet için izin alman gerekiyor ve genelde de izin verilmiyor. Bugün gelebilecek bir kayyuma çok şaşırmayacağız çünkü zaten filli ve hukuksuz olarak belediyenin işlerini yürütüyorlar” dedi.