
Hukukçular, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 27 Aralık-14 Ocak tarihleri arasında 4’ü çocuk 6 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin incelemelerinin sonuçlarını raporlaştırdı. Asrın Hukuk Bürosu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD), Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Komisyonu ile Toplum ve Hukuk Araştırma Vakfı (TOHAV) üyeleri tarafından hazırlanan rapor, Diyarbakır Barosu Adli Yardım Binası’nda düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı. Rapor; Cizre Kaymakamı M. Şamil Horasanlı, Cizre Belediyesi Eşbaşkanı Leyla İmret, soruşturmaları yürüten Cumhuriyet Savcıları, Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, soruşturma dosyalarını takip eden avukatlar, mağdur ve maktul aileleri, tanıklar ve halktan bireylerle yapılan görüşmeler sonucunda hazırlandı.
‘Gizlilik’ kararı yok!
Av. Mehmet Öner, soruşturma savcılarının, önce dosyalar üzerinde ‘gizlilik’ kararı olduğu gerekçesiyle kendilerine bilgi veremeyeceklerini belirttiklerini, ısrarları üzerine savcıların dosyalara bakılmasına izin verdiğini söyledi. Dosyalarda ‘gizlilik’ kararı alındığına dair herhangi bir karar ile karşılaşmadıklarının altını çizen Öner, dosyaların içerisinde sadece hayatını kaybedenlere dair “Ölü Muayene Tutanağı“ olduğunu ifade etti.
Soruşturma yürütülmüyor
27 Ocak’ta yaralanan ve 4 Ocak günü yaşamını yitiren Zeki Alar’ın “Ölü Muayene Tutanağı“nda, “Hastaneye getirildiğinde bilincinin açık olduğu, ölümün sonradan meydana geldiği, hangi mesafeden atışın açıldığının tespiti için ayrı bir inceleme gerektiği” değerlendirilmesi ile karşılaşıldığını paylaştı. Av. Öner, olay yeri incelemesi yapılmadığı için olay yeri inceleme tutanaklarının olmadığını, kamera kayıtlarının tespitine ilişkin araştırılmaların yapılmadığını, tanık beyanlarının bulunmadığını ve herhangi kriminal incelemenin de yapılmadığını aktardı.
Eksiklikleri gidermeyen ve etkin bir soruşturma yürütmeyen savcı kendisini ise şöyle savundu: “İlçedeki yaşanan olayların kesintisiz devam etmesi nedeniyle, can güvenliği riskinden kaynaklı kolluk olay yerine gidemediği için etkin soruşturma yapılamadı.”
Dosyaların içi boş
Av. Öner, 6 Ocak’ta polisler tarafından katledilen 14 yaşındaki Ümit Kurt’un dosyasına ısrarlı girişimler sonucu bakılmasına izin verildiğini aktararak, bu dosyayla ilgili de savcının etkin bir soruşturma yürütmediğine dikkat çekti. Av. Öner, “Yapılan inceleme neticesinde soruşturma dosyasında adli ölü muayene tutanağı dışında olay yeri inceleme, otopsi raporu, olay yeri kamera görüntüleri, inceleme tutanağı vb. esaslı hiçbir delilin toplanmadığı yada dosya içerisinde bulunmadığı görülmüştür” dedi. Dosyada, olay yerinde bulunan polis zırhlı aracında sabit bulunan kayıt cihazının incelenmesi için de kolluğa ya da başka bir kuruma yazılı talimat olmadığı da kaydedildi.
Plakasız araçlarda kasıt yok!
İlçedeki plakasız zırhlı araçlar ise Cizre Kaymakamı M. Şamil Horasanlı’ya soruldu. Kaymakam, “Hiçbir polis zırhlı aracının telsiz konuşması yapmadan dışarı çıkamayacağını, bu yüzden hangi aracın nerde ne yaptığının bilindiğini, zırhlı araçların plakalarının ancak 3 gün dayanabildiğini, araçların plakasız olması gibi kasti bir davranışın bulunmadığını, yeni takılan kağıt plakalarının da teknik imkansızlıktan kaynaklandığını, araçlarda plaka bulunmamasından dolayı halkın rahatsızlığı söz konusu olduğunda plakaların takılması talimatı verildiği” diyerek, bu durumu savundu.
Kazanhan’ın ölümüne ilişkin ekip oluşturulduğu kaydeden Kaymakam, polislerde bulunan pompalı tüfekler konusunda araştırma yapıldığını belirtirken, “Çocukların ellerinde de Kobanê olaylarında yağmalanan pompalı tüfekler bulunuyor. Barış’ın (Danış) ölümünün de bu şekilde olmuş olabilir” dediği kaydedildi.
Cizre bilinçli seçildi
Cizre’de 6-7 Ekim Kobanê serhildanı ardından hak ihlalleri ve saldırıların arttığı, devlet güçlerinin özellikle çocukları hedef alarak rastgele ateş açtığı, adli birimlerin etkili soruşturma yürütmediği, yaşananların ‘çözüm süreci’ne dair inancı zedeledeği, hükümetin tutumunun halkı kaygılandırdığı gözlemlerine yer verilen raporda, “Cizre’de 1990 yıllarda yaşanmış olaylar (faili meçhuller, gözaltında kayıplar v.b) ve bugünlerde yaşanan olaylar arasındaki benzerlik toplumda derin kaygılar uyandırmıştır. Cizre’de olayların yaşanması ve gelmiş olduğu seviye geçmiş yıllarda da yaşanan benzer olaylar bakımından bilinçli bir yer olarak tercih edildiği düşünülmektedir” ifadelerine yer verildi.
Meclis’i göreve çağırdılar
Cizre’de yaşanan olayların aydınlatılması için Meclis’i göreve çağıran hukukçuların talep ve önerileri şöyle:
* Cizre’deki durumun tüm yönleriyle açığa çıkarılması, kamuoyunun aydınlatılması, faillerin yargılanması ve tüm aşamalarda şeffaflığın sağlanması bir zorunluluktur. Hukuk kurumları ve hukukçular olarak; bunun için öncelikle Meclis’te milletvekillerinden oluşan Araştırma Heyeti’nin kurulmasını ve bu heyetin bir an önce Cizre’ye giderek gerekli çalışmaları yapmasını,
* Nihat Kazanhan, Ümit Kurt ve Zeki Alar başta olmak üzere yaşam hakkını ihlal eden kolluk kuvvetlerinin, Nihat Kazanhan’ın vurulmasında olduğu gibi ‘hepinizi böyle geberteceğim’ gibi kin ve düşmanlık saikiyle hareket ederek, devletin gücünü yaşam hak ihlali ile sonuçlandıracak şekilde kullanan kolluk güçlerinin (kamu görevlilerinin) bir an önce kimliklerinin tespit edilmesini ve yargılanması için gerekli adımların derhal atılmasını,
* Cizre’de Aşıklar Tepesi olarak bilinen ve bu tepede bulunan namluları halka çevrili olan zırhlı araçların bir an önce oradan çekilmesini,
* Hayatını kaybedenlere yönelik savcılıklarda yürütülen soruşturmaların zamana yayılmaması, delillerin kaybolmadan ivedi bir şekilde toplanmasını,
* Sivil vatandaşın toplantı, gösteri, yürüyüş, ifade özgürlüğü ve basın açıklaması hakkının güvenlik güçleri tarafından şiddet kullanarak engellenmemesi, hakların fiili olağanüstü hal ilan edilerek askıya alınmamasını,
* Olaylara ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın içeriğinin bir an önce kamuoyuna açıklanmasını,
* Cizre olayları; ‘İç Güvenlik’ paketinin pilot olarak uygulandığı olaylardır. Bu nedenle hiçbir tartışmaya yer bırakmadan bu paketin Meclis gündeminden çıkarılması, ‘güvenlik’ adı altında devlet terörüne yol açacak bu paket yerine yaşam hakkı, toplantı, gösteri, ifade özgürlüğü, işkence kötü muamele, kişi hürriyeti ve özgürlüğü başta olmak üzere temel insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan TMK ve TCK’daki ilgili hükümlerin değiştirilmesini,
* Kasıt veya ihmali olan tüm kamu görevlilerinin soruşturmalar boyunca görevden uzaklaştırılmasını, haklarında derhal ‘Soruşturma İzni Verilerek’ yargılamalarının önünün açılmasını,
* Cizre olaylarının yakıcı ve acil olarak gösterdiği üzere sürece yönelik izleme kurulunun taraflarca bir an önce oluşturularak ivedi bir şekilde yaşama geçirilmesini talep ediyoruz.
Cizre’de ne oldu?
Cizre’de 27 Ocak’ta Hizbulkontra-devlet ortak saldırısında 19 yaşındaki YDG-H üyesi Yasin Özer ile 15 yaşındaki Barış Dalmış ve Hüdapar üyesi Abdullah Deniz yaşamını yitirdi. Olaylarda özel harekat timlerinin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 32 yaşındaki Zeki Alar ise, tedavi altına alındığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 4 Ocak’ta hayatını kaybetti. Cizre’de polis saldırısı, gözaltı ve tutuklama furyasına karşı açılan hendeklerin kapatıldığı gün olan 6 Ocak’ta 14 yaşındaki boyacı çırağı Ümit Kurt sokak ortasında polislerce infaz edildi. 14 Ocak’ta ise 12 yaşındaki Nihat Kazanhan zırhlı araçtan açılan ateş sonucu öldürüldü. Şimdiye kadar sadece Kazanhan’ın katil zanlısı polis tutuklandı.