Kürtler kan gölünde uluslaşıyorlar!
Bunun son örneği Cizre’de yaşandı.
Türkiye, Kürdistan’a savaşarak girdi.
Kürdistan 1919’dan 1940’lara dek "kan gölünde" işgal edildi.
Sonra Türkiye, Türkiye patentli, "suni Kürt topluluğu" yarattı.
Türkiye "ulus" oldu, Kürtler "ümmet" olmaya mahkum edildiler.
Dejenerasyon ve demografik deformasyon başlatıldı:
En öz Türk;
En yiğit;
En vatansever;
En sadık;
Mehmetçiğin ey iyisi;
Savaşta en öndeki adamlara madalya takıldı.
Yüzüne tükürülenler;
Gericiler;
Karanlık geleneğin kurbanları;
Kan davası güdenler olunca, adları "Kürt" oldu.
Baldırı çıplak birkaç jandarmaya kafa tuttuklarında, "asi, eşkiya" bilindiler.
Ve sonunda, o "bilinen sır" aşikar oldu.
Kürtler bir zamanlar ülkelerinin işgal edildiğini hatırladılar.
Önemlisi kimlerin ülkelerini işgal ettiklerini bildiler.
Örgütlendiler.
Sora küme küme insanlar dağlara çıktı.
Sonra yığınlaştılar, kentlere yayıldılar.
Ve "ulus bulundu!"
Politikleşen o topluluğun adı Kürt ulusu oldu.
Kurtardıkları Rojava’da, kendini idare hakkını diğer halklarla paylaştılar.
Aynı Türkiye tahammülsüzdü.
Bir zamanlar "ümmet" adına deforme ettikleri "Kürtler"i harekete geçirdiler.
Adları "Hizbullah" oldu.
Büyük bir kesimi, ne yazık ki, Çewlik’deki Zaza/Dimilî’lerden devşirildi.
Kaçırılarak öldürülen, cadde ortasında gündüz vakti infaz edilen binlerce Kürdistan’lıya rağmen, Türkiye kaybetti.
Sonra kolonyal faşizmin son iktidarı AKP dönemine gelindi.
Cizre’de, abluka altında katliam yapıldı.
Bir kent yerden göğe dinamitlendi.
Cizreli’ler, ayyıldızlı askerlerin, kasaturalarının nelere muktedir olduğunu gördüler.
Kan gölüne dönüştü Cizre/Kürdistan.
Bu kez, "ulus" kan gölünde oluştu.
Cizre’den sonra, Kürdistan yeniden silkelendi.
Bundan böyle, AKP/DAİŞ Çewlik ve Adıyaman’dan adam almayacak kadar, suç işledi.
Kendi hanesinden saydığı "Kürtler"i kurşuna dizdiren komutan Erdoğan, sonunu getirdi.
Türkiye Kürdistan’ı, vuruşarak işgal etti.
Türkiye, Kürdistan’dan vuruşarak geri çekiliyor.
Kendisinin hükmedemediği ülkeyi cehenneme çevirerek…
***
Not: Dün 60’ına girdim. Dağ’dan kentlere, özgürlük ve insanlık için mücadele edenlerden öğrendim. Talebesi olduğum herkesden öğrendiğim için, müteşekkirim. Yaşamın son gününde de olsa, öğreneceklerimden dolayı, geleceği süslemekte inat edenlere minetdar kalacağım.