
Türk devletinin tüm dünyanın gözü önünde büyük bir vahşete imza attığı Cizre’de sadece son yasakta 267 kişi katledildi. Cizre’den Mardin, Şırnak, Antep, Urfa, Silopi, Cizre gibi farklı farklı merkezlere gönderilen çoğu tanınmaz haldeki cenazelerden büyük bir kısmı aileleri tarafından peyder pey alınarak toprağa verilirken, kimlik tespiti yapılamadığı gerekçesiyle 54 kişi kimsesizler mezarlığına defnedilmişti. Cizre Kriz Masası üyelerinden Mesud Nard, “YPS Cizre’de şehit düşenlerin kimliklerini açıkladıktan sonra kan örneği veren yeni aileler oldu. Bunun üzerine 9 cenaze daha teşhis edilip yakınları tarafından alındı. Kalan 45 kişiye ait cenaze ise Antep, Urfa, Mardin, Cizre, Silopi’de numaralandırılarak defnedilmiş durumda” diye aktardı.
6 aydır cenaze yok
Cizre’de sokağa çıkma yasağı 11 Şubat’ta sona erdi, aradan 6 ayı aşkın süre geçti. Çok sayıda aile cenazelerini almak için hala DNA test sonucunun çıkmasını beklerken, katledilenlerden bazılarının cenazeleri ise kayıp. Cizre’de vahşet bodrumlarında diri diri yakılanlardan birisi de Cizreli Fidan Dadak. Ailesinin tüm çabasına rağmen cenazesi halen bulunamayanlardan sadece birisi.
İmam Hatip’ten YPS’ye
Abisi Rêber Dadak’ın tabiriyle ‘kömür karası’ gözlü Fidan, Cizre’de İmam Hatip Lisesi’nde okurken Türk devletinin Kürt halkına dayattığı ölüm savaşına kayıtsız kalmaz. Fidan’ın YPS direnişinde saf tutması serüvenini anlatan abisi “İsimlerimizi bile tanımayan devletin Fidan’ımızın kimliğine yazdığı isim Meryem’di. Onun öyküsü ve direnişe katılma macerası tam da buradan başlıyor” deyip şöyle devam ediyor:
Uzun boylu kömür karası gözlü
“Fidan henüz 18 yaşındaydı ve uzun boylu, kömür karası gözleri vardı Cizre’de İmam Hatip Lisesinde 3. sınıfta okuyan başarılı bir öğrenciydi. Ayrıca Atletizm tutkunuydu. Şırnak’ta yapılan yarışmalarda hep dereceler yapar, madalyalar alırdı. Ailemizden gelen yurtseverliği en çok benimseyenimizdi. Kimsede görmediğim bir kararlılığı vardı. Kafasına koyduğu bir şeyi illaki yapardı. Aramızda bir abi kardeş ilişkisinden çok samimi iki arkadaş ilişkisi vardı. Bir sorun oldu mu ben ondan büyük olmama rağmen hemen Fidan’ın yanına koşardım. Çünkü çok olgun bir kişiliği vardı ve ne sorun olursa olsun muhakkak bir çözümünün olacağını söyler ve hemen bir çare bulurdu.”
Babasının iki evlilik yaptığını ve 14 kardeşli bir aile olduklarını belirten Rêber anlatmaya şöyle devam ediyor: “Bir gün olsun Fidan’ın herhangi bir kardeşiyle tartıştığını görmedim. Kimseye karışmaz herkesten ayrı bir dünyada yaşar gibiydi. Ne zaman bir yanlış görse içine daldığı dünyadan uyanır ve hemen müdahale ederdi. Babamla tartışırdı bazen çünkü babamda biraz ağalık tavırları var. Hepimiz o yüzden babama karşı biraz temkinliydik. Ama Fidan babama karşı tavır alır ona aşiretçiliğin, ağalığın yanlış olduğunu anlatırdı.”
Arkadaşı Yasemin’le beraber
“Okuldan bir arkadaşı vardı, Yasemin” diyor Rêber. Mahallenin en neşeli iki genci vahşet bodrumunda aynı kaderi paylaştı. “Sürekli beraber olduğu olduğu Yasemin adında bir arkadaşı vardı. Evimizin olduğu Cudî mahallesinde beraber büyümüş mahallenin en neşeli çocuklarıydılar. Yasemin hep bizim eve Fidan’ın yanına gelirdi. Fidan’da evde olmadığı zamanlar hep Yasemin’in yanına giderdi. Yasak başladıktan sonra ikisi beraber YPS’lilerin yanlarına gitti. İkisini de Türk devleti mahsur kaldıkları bodrumda yaktı.”
Şehir şehir Fidan’ı arıyorlar
Cizre’de yaşanan vahşeti öğrendiklerinde kardeşinin de şehit düştüğünü anladıklarını belirten Rêber ardından çok sevdiği kardeşinin cenazesini bulmak için il il gezdiklerini şöyle anlatıyor: “Yaşanan katliamı duyunca Fidan’ın cenazesini bulmak için ilk önce Mardin’e gittim. O zaman Mardin’de birçok cenaze vardı. Kardeşimi bulmak için Mardin Devlet Hastanesi’ne gittim. Burada kan örneği verdim. Aradan altı ay geçmesine rağmen halen bir cevap alamadık. Sonra Urfa ve Antep’e gittim. Yetkililerden yine bir cevap alamadık. Daha sonra Habur’da cenazeler olduğunu öğrendik buraya annem gitti. Ama maalesef buradan da bir sonuç çıkmadı. En son YPS şehitlerin adını açıklayınca Cizre’de savcılığa başvuruda bulunduk ve Cizre’de de kan örneği verdik.”
Kardeşinin acısını bile yaşayamadıklarını, cenazesinin hala kayıp olduğunu belirten Rêber, “Kardeşimi katlettiler, cenazesini kaybettiler” diyerek ekliyor: “Kardeşimi buluncaya kadar aramaktan vazgeçmeyeceğiz.”