
Sözün ve yazının anlamını yitirdiği yer olan Cizre’de hangi kapıyı çalsanız bir dostluk, yoldaşlık ve katliam acısı çarpıyor yüzlere. Vahşet bodrumlarında toplu katliamlarla birlikte 300’e yakın insanın soykırım saldırılarıyla katledildiği kentte, her ev bir taziye yeri olmuş durumda. Cudi Mahallesi’nde küçük yaşlarına büyük bir dostluk sığdıran iki kız çocuğunun hikayesi karşılıyor. Yasemin Çıkmaz ve Fidan Dadak ikisi de 16 yaşındaydı, lise öğrencisiydi ve yaşadıkları mahallenin küçük yaşta büyük bir olgunlukla yaşamı anlamlandıran çocuklarıydı. Tanıyanlar, “Yasemin kitapları çok severdi, Fidan ise iyi bir sporcuydu ve madalyalı bir atletti” diyor.
Yasemin ve Fidan’dan geriye Cizre’ye emanet ettikleri hayalleri ve birlikte objektiflere gülümsedikleri fotoğrafları kaldı. Evlerini, mahallerini, bir de Cizre’ye çocuk seven iki yoldaştan Yasemin’in cenazesi ailesi tarafından teşhis edilebildi, Fidan’ın akıbetini ise hala ailesi bilmiyor.
Son görüşme: Beni merak etme
Yasemin’in anlatan annesi Esmer Çıkmaz sözlerine, “O benim rehberimdi, yaşı küçüktü ama aklı büyüktü” diye başlıyor. Son olarak aradığında kızının “Beni merak etme arkadaşlarımla birlikteyim, onlarla birlikte dönerim” dediğini aktaran anne Esmer, defalarca kızının yanına gitmeye çalıştığını ancak engellendiğini dile getiriyor.
Vahşileri anlamıyorum, anlamayacağım
“Küçük bir kızın üzerine benzin döküp yakan vahşileri anlamıyorum, anlamayacağım” diyen Esmer, şunları dile getiriyor: “Gözü yoktu, vücudu naylon gibi erimişti. Kızım kendi mahallesindeydi, bir insanın kendi mahallesinde öldüren katiller kime hizmet ediyor. Hangi hakla gelip yurdumuzda bizim çocuklarımız öldürüyorlar. Umarım onu o hale getirenlerin de başına aynı şeyler gelir, bizim yaşadığımızı yaşarlar. Orada katledilen yüzlerce çocuk, hepsi bizim çocuklarımız, hepsi için içim yanıyor. Biz biliyoruz ki Kürt olduğumuz için bunları başımıza getiriyorlar. Bize zulmü dayatanlar bilsinler ki tüm çocuklarımız bu yolda ve biz de onların arkasındayız.”
Başarılı bir sporcuydu
Fidan Dadak, Cizre’de doğup büyümüş, 16 yaşında bir lise öğrencisiydi. 10 çocuklu bir ailenin çocuğu olan Fidan, okulunda da başarılı bir öğrenciydi. Arkadaşlarına ve ailesine düşkün olan Fidan, sporcu kişiliği ile de tanınırdı. Atletizm ile ilgilenen Fidan, kısa mesafe koşularda aldığı birinciliklerinin yanı sıra bağlaması ve güçlü hafızası ile bilinirdi. Öyle ki ablası Newroz kız kardeşini “Selam verdiği bir kişiyi unutmayan, kendisine söylenen her şeyi yıllar sonra bile hatırlayabilen biri” olarak tanımlıyor.
Fidan’ın Yasemin’nden sonra en iyi arkadaşı ise ablası Newroz Dadak. Fidan’ın anlatan Newroz, “Her şeyimizi paylaşırdık. Şimdi aniden elimizden uçup gitti” diyor.
Anne Ayşe Dadak ise kızının isminin vahşet bodrumunda geçtiğini ancak akibetini bilmediklerini söylüyor. Ayşe, “Yasemin adında bir arkadaşı vardı, onu çok severdi. Onun cenazesi teşhis edildi ve defnedildi. Sürekli birbirlerine takılırlardı. Birbirlerini çok severlerdi. Mahallede de fırsat buldukça birlikte takılıyorlardı ve zaman geçiriyorlardı. Son olarak da birlikte yasakta mahallede kaldılar. Orada da birbirlerinden ayrılmadılar” diye konuşuyor.
Kızım bu bebekte yaşayacak
Anne Ayşe son olarak Fidan’ın ağabeyinin yeni doğan çocuğuna Aryen Fidan ismini verdiklerini belirtiyor ve “Kızım bu bebekte yaşayacak” diyor.