
Şırnak’ın Cizre ilçesinde, 80 gün süren sıkıyönetim saldırılarına verilen sınırlı ara ile zorla göç ettirilen insanların çoğu enkaz halindeki evlerine dönmeye başladı. Dönen insanların yaşadıklarını ve özellikle bodrumlarda yaşatılan vahşeti görmek için gittiğimiz Cudi Mahallesi’nde, devletin enkaza çevirdiği evleri arasında sağlam kalan bir iki eşyayı arayan ailelerinin dibinden ayrılmayan çocuklar dikkatimizi çekiyor.
Çocukların bu arayışını fotoğraflamak istediğimizde tepki gösteriyorlar. Çocuklardan en büyüğü öfkeyle, “Hangi kanalsınız. Yine yalan mı atacaksınız?” diyor.
Kendimizi tanıttığımızda bize doğru gelen çocuklar, her cümlelerine “Heval” diye başlıyorlar. Çocuklar yıkılan yakılan evlerden, devletin ağır saldırılarından, zorunlu göçten, onları bırakan öğretmenlerinden, katledilen gençlerin direnişinden bahsediyor.
Sedo Lalo’nun dükkanını yakmışlar
Bu sırada adının Bawer olduğunu öğrendiğimiz bir çocuk giriyor araya ve heyecanla bisikletinin enkaz altında kaldığını söylüyor. “Heval onu çıkarırsam siz fotoğraf çekersiniz, sonra ben onu Sedo Lalo’ya (Bisiklet tamircisi) götüreceğim” diyor. Bawer ile dalga geçen Umut ise, “Bırak bisiklet aramayı. Enkaz altında bulamazsın. Zaten Sedo Lalo’nun dükkanını da yakmışlar” diyerek onu ikna etmeye çalıştktan sonra bize dönüp, “Heval onun bisikletini değil, yıkılan yakılan evleri ve patlayan top parçalarını çekin” diyor.
Heval Sema’nın bileklikleri
Günlerce süren vahşet saldırılarında kullanılan silahların artıkları da hala sokaklarda. Etrafımızı saran çocuklar, top ve bomba parçalarını göstermek istiyor. Çocuklardan Umut, bir evin içinde top parçalarının kaldığını söylüyor. Kullanılamaz hale gelen eve girdiğimizde top parçalarının yanında toz duman arasında çocukların kollarına taktığı iki bilekliği görüyoruz. Bilekliklere üzgün bir şekilde bakan Umut, “Heval Sema, mahalledeki kızlara sürekli bileklik verirdi” diyor.
Umut’un ‘Sema’ diye tanıdığı Bişeng Kolanç, vahşet bodrumlarında katledilen Cizreli gençlerden.
Burası Dirêj’in noktasıdır
Enkazın olduğu alana tekrar döndüğümüzde geçtiğimiz sokağın başını işaret eden Umut, “Burası Şehit Dirêj’in noktasıdır” diyor. “Dirêj kim?” diye sorduğumuzda ise “O asayişe bakıyordu” yanıtı veren Umut, Direj’in sürekli evlerine geldiğini ve kendisini çok sevdiğini belirtiyor. “Bawer’in bisikletini de Dirêj aldı. Şehit Dirêj hep yaz aylarında Türkiye’nin batısına çalışmaya giderdi. Bu yaz döndüğünde yanında getirdiği bisikleti hepimizin kullanması için Bawer’e teslim etti” diyor Umut ve “Büyüyünce adım Dirêj olacak” deyip arkadaşlarının yanına gidiyor.
Erken büyüyen çocuklar
Çocukları dinledikçe onların savaş yüzünden ne kadar erken büyüdüğünü anlıyoruz. Hepsinin ya ailesi ya da çevresinden biri devlet tarafından öldürülmüş. Başta devletin okulu olmak üzere devlete ait her şeye öfkeliler. Bu çocukların öfkesi aylarca devlete karşı görkemli bir direniş gösteren yüzlerce gencin öfkesine çok benziyor. Enkaz aralarında dolaşan zırhlı araçlara zafer işareti yapıp taş atan çocukların, bugünlerde en çok önem verdikleri eylemleri ise devlet güçleri tarafından duvarlara yazılan ırkçı yazıları silmek.
DİHA/ŞIRNAK
Başları dik ağırladılar
HDP’li vekiller Faysal Sarıyıldız ve Besime Konca, beraberindekilerle birlikte Yafes Mahallesi’ne giderek şehit ailelerini ziyaret etti. Hediye Şen, Ramazan İşçi, Hadi Özdal, Abdulmecit Yanık, Harun Barın, Mehmet Emin Bayar ve Hasan Tağ’ın aileleri yıkıntılar içindeki evlerinde başları dik konuklarını ağırladı.
Çocukları onun yolunda olacak
Ziyaretlerde konuşan Hadi Özdal’ın babası Mehmet Özdal, çocuklarının davasının takipçisi olacaklarını belirterek, “Bu şeref meselesidir ve asla pişman değiliz” dedi. Özdal’ın eşi Mukadde Özdal de Hadi’nin son sözlerini hatırlattı. Özdal, “Hadi benle vedalaşırken ‘Bana bir şey olursa çocuklarımı bu davanın yolundan gönder’ demişti. Erdoğan ‘Ben bu halkı bitirdim’ demesin. Biz ayaktayız, Ben iki çocuğumu da Hadi’nin yerine göndereceğim ve intikamını alacaklar. Sağ olduğum sürece onun yolunda gideceğim” şeklinde konuştu.
Bin Harun onun yerini tutacak
Harun Barın’ın babası Hadi Barın ise “Başımız sağolsun. Gençlerimiz şeref ve namus için canını verdi. Benim oğlum Kürdistan şehididir. Başımız diktir. Bu zulmü kabul etmeyeceğiz. Bir Harun öldürdüler ama bin Harun onun yerini tutacak. Şehitlerimizin yolundayız” dedi.
Anne Asya Barın ise “Cenazeme bile saygı göstermediler. 5 Akrep gözetiminde gömdüm. Cenazelerimiz onlardan hesap soracak. Oğlumun izindeyim” diye konuştu.
Erdoğan umutlanmasın
Evleri yıkmakla bir halkın yıkılmayacağının altını çizen Mehmet Emin Bayar’ın annesi Ayşe Bayar ise şunları söyledi: “Evimizi yıktılar, çocuklarımız yaktılar ama sanmasınlarki başımızı eğeceğiz. Biz bitmeyeceğiz, çünkü Kürt gençleri çoktur. Eğer 10 oğlum olsa onları da dağa göndereceğim. Ben başımı Erdoğan’ın önünde eğmeyeceğim. Erdoğan umutlanmasın, biz halkız ve bitmeyiz.”