
Bir kadın öğretmen Türkiye’nin en çok izlenen TV programlarından birine katıldı ve “Çocuklar ölmesin, duyarlı olun” dedi, yer yerinden oynadı. Kürt düşmanı linç güruhu, çullandı üzerine: Nasıl olur! Nasıl olur da ‘Çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın’ dersin! Nasıl olur da devlete karşı gelirsin!
Doğan Medya’nın televizyon kanalı Kanal D’deki Beyaz Show’a Cuma gecesi telefonla bağlanan Ayşe Çelik isimli öğretmen, “Ülkenin doğusunda yaşananların farkında mısınız” diye girdi söze. Devam etti: “Burada yaşananlar çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.”
‘Sevinenlere yazıklar olsun’
Ayşe Öğretmen, katliamları sessizce izleyenlere de isyan etti, “Ölen çocuklara sevinen insanlar var. Onlara hiçbir şey diyemiyoruz, yazıklar olsun demekten başka” dedi.
Sesi titriyordu, sözlerini şöyle noktaladı: “Bomba seslerinden, kurşun seslerinden... İnsanlar susuzluk ve açlıkla mücadele ediyor; özellikle de bebekler ve çocuklar. Lütfen duyarlı olun ve sessiz kalmayın.”
Beyaz: Ders oldu
Programın sunucusu Beyazıt Öztürk, Ayşe Öğretmen’in feryadı için önce alkış istedi, ardından, “Söyledikleriniz bize ders oldu. Daha fazla yapmaya devam edeceğiz. İnşallah o söylediğiniz barış dilekleri en kısa zamanda gerçekleşir” dedi.
Program ardından Ayşe Öğretmen’in sözleri, sosyal medyada günün konusu oldu. #BeyazShow etiketiyle atılan ‘twit’lerde öne çıkan ise Türkiye toplumunun bir kesiminin Kürt düşmanlığının nasıl bir çılgınlık derekesine ulaştığını ortaya koyuyordu. Açılan kampanyada Beyaz Show’un Türk polisinden özür dilemesi istendi; Beyazıt Öztürk’e ağza alınmayacak küfürler edildi; “Kürt çocuğu olarak lanse edilenlerin aslında terörist olduğu ve ölmeyi hak ettiği” açıkça yazıldı.
Yandaş medya kudurdu!
Sosyal medyada başlayan Kürt düşmanı kampanyaya AKP’nin havuz medyası da dahil oldu. Yeni Şafak, Sabah, Yeni Akit, Ensonhaber gibi onlarca yandaş medya organı, sadece “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe Öğretmen’i “terörist”, Türkiye’nin en çok izlenen ‘talk show’ sunucusu Beyazıt Öztürk’ü ise “terör destekçisi” yaptı! Haberler, akıl almaz bir nefretle kuruluyordu.
Giderek dozajı artırılan Kürt düşmanı çılgınlığa Doğan Medya da dahil olmakta gecikmedi. Kanal D’den yapılan yazılı açıklamada Ayşe Çelik, “kendini öğretmen olarak tanıtan ve provokasyon yapan kişi” olarak tanımlandı. Beyazıt Öztürk’ün “istisnasız bu ülkede herkesin sevdiği, programında asla siyasete yer vermeyen, toplumun her kesimini kucaklayan” biri olarak tanıtıldığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “23 yıllık yayın tarihinde ülkemizin değerlerine ve menfaatlerine bakışı çok belirgin olup terörün her türlüsüne karşı Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü ilke edinmiş Kanal D olarak hem böylesi bir provokasyonun hedefi olmanın hem de akla hayale gelmeyecek senaryolarla yıpratılma gayretinin üzülerek farkındayız.”
‘Doğan TV devletin yanındadır’
Kanal D, bununla da yetinmedi. Kürt katliamları konusundaki saflarını da şu sözlerle netleştirdi: “Doğan TV ve Kanal D, ilk günden bugüne devletin yanında yer almıştır.”
Türk medyasındaki Kürt düşmanı çılgınlık hiçbir ahlaki ölçütü önemsemeden devam ederken, Ayşe Öğretmen içinse adeta fişleme dosyaları açılıyor. Sabah Gazetesi, “Ayşe Çelik” isimli tüm öğretmenleri mercek altına alıyor; diğer gazeteler, Ayşe Çelik’in “akla hayale sığmaz sözleri”(!) için bir an önce bulunması ve hesap vermesi gerektiğini kocaman puntolarla yazıp duruyor.
Beyazıt Öztürk bile kovulabilir!
Yaşananlar, Kürt düşmanlığının toplumsal ve siyasal alanda nasıl bir çılgınlığa dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Sadece bir kadın televizyon programına katılıp “Çocuklar öldürülüyor, sessiz kalmayın” diyor ve akabinde bir medya grubu biatını tekrarlamak zorunda bırakılıyor, linç ayinleri tertip ediliyor, toplum “avlanmaya” sevk ediliyor, on binlerce küfür havada uçuşuyor, Beyazıt Öztürk gibi bir isim bile Kürt sorunuyla ilgili işinden kovulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
Bu kötülük nasıl temizlenecek?
Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşunun yuhalandığı, Suruç’ta katledilenlere binlerce kişinin “Oh olsun” dediği, DAİŞ‘in “bir grup tepkili insan” olarak toplumsal ölçekte kabul ettirilmeye çalışıldığı, çocukların, anaların katledilmesinin bile toplumsal kabule dayandığı bir atmosfer var, Türkiye’nin önemli bir kesiminde. Ayşe Öğretmen’in vicdani çıkışı ardından yaşananlar da bu atmosferi ortaya koyan bir örneğe dönüştü. Şimdi herkesin kafasındaki soru şu: Bu örgütlü ve buz gibi kötülük, nasıl sökülüp atılacak? Siyasi iktidar devrildi diyelim, zihinler nasıl sağlığına kavuşturulacak? 1933’ün Almanya’sına benzer toplumsal atmosfer, yine ancak büyük bir yıkımla mı temizlenebilecek?
ERDEM AYDIN