
Sosyal Hizmetler Dairesi’nin Çocuk Şube Müdürü Hikmet Altun ile bu kurum çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk.
Sosyal Hizmetler Dairesi’nin Çocuk Şubesi olarak çocuklara hangi imkanlar sağlıyorsunuz?
Merkezimiz 2008 yılında kuruldu, 2009 yılında da faaliyete geçti. Ekonomik durumu iyi olmayan, kurslara gidemeyen, sosyal aktivitelere katılamayan çocuklara hem eğitim hem de atölye çalışmalarıyla yardımcı olmaya çalışıyoruz. Şu an dört sınıfımız, sanat, dans, heykel ve drama atölyeleri ile bir oyun odamız var. Atölyelerimizle çocukların sosyal, kültürel, kişisel olarak gelişmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunların yanısıra ders desteği yani bir nevi dershane şeklinde yardım sunuyoruz. Çocuklarımızın okulda tam anlamadığı konular konusunda çözüm ve cevap getirme amaçlı hocalarımız bulunuyor. Bir de çocuk kreşimiz var. Bu kreşimizde tamamen eğitimli, Kürtçe konuşan öğretmen/pedagoglar görevli.
Önümüzdeki yıllar için projeleriniz neler?
Matematik dersimize ek olarak matematik atölyesini kurmaya çalışıyoruz. Yani materyallerle görsel olarak çocuklara matematiği öğretmek, bunun yanısıra fen bilgisi, tarih ve coğrafya önümüzde olan temel hedefler arasında. En önemli hedefimiz ise önümüzdeki yıl çocukların -en azından her sınıfa Kürtçe dersi verilmek üzere- kendi anadilini akademik olarak öğrenmesi, yazabilmesi. Şu an bu projemizin hazırlığını yapmaktayız.
Şimdi şubemize bağlı bir ‘çamaşır evleri’ var. Burası da çocuk oyun odalarıdır. Burada daha okula başlamamış, 3-6 yaş grubu arasındaki çocuklarımıza eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerin yaklaşık 70’ini Kürtçe vermekteyiz. Amacımız çok yakında bu eğitimleri tümden Kürtçe verebilmektir.
Sosyal Hizmetler Dairesi projeleri sadece çocuklar için mi?
Sosyal Hizmetler Dairesi’nde sadece çocuk eğitimi verilmiyor. Bu proje kapsamında birçok eğitim ve alan birimi var. Çocuk, kadın ve sanat şubesi gibi. Böyle bir eğitim projesi Türkiye’de sadece dört kentte var. Bunlar Amed, Erzurum, Urfa ve Antep’tir. Bizim projelerimiz bir binada hayata geçerken, diğer kentlerdeki projeler dağınık. Mesela, çocuk merkezi bir ormanlık köşesinde, kadın merkezi dağın başında. Bizim projelerimizin bir binada hayat bulması önemli bir avantaj sağlıyor.
Çocuklara yönelik başka ne gibi projeleriniz var?
Çocuk Şube Müdürlüğü olarak yılda bir kez yaz kampı düzenliyoruz. Kamp yerimiz Elazığ’ın Gezin beldesindedir. Periyodik olarak düzenlediğimiz kampa 819 çocuk götürüyoruz. Yaz kampını haftalara bölüyoruz ve her hafta 90 çocuk kampımıza katılıyor. Ara günleri sayarsak yaz kampımız yaklaşık 11 hafta sürmekte. Böylelikle çocuklarımıza tatil yapma imkanı sağlamış oluyoruz. Çocuklarımız kampta da eğitim ve atölye çalışmalarına katılıyorlar. Kamp dönüşünde çocuklarla fikir alışverişinde bulunuyoruz. Ve inanın bugüne kadar hiçbir çocuğumuz ‘ben sıkıldım, eve gitmek istiyorum’ demedi. Giderken gözleri sevinçten parlıyor. Dönüşte de yaptıklarını arkadaşlarına anlatıyor. Bu güzel ve keyifli bir tatil geçirdiklerinin en güzel belgesidir sanırım.
Projeniz devletin sunduğu sisteme bir alternatif mi?
Evet doğru. Eğitimde var olan asimilasyon sistemine karşı alternatif bir sistem. Demokratik düzeyde gerçekleşen bir eğitim.
Şu anda buraya kaç çocuk geliyor? En çok hangi ders veya faaliyet bölümleri beğeni topluyor?
Buraya gelen ve kayıtlı olan 750 civarında çocuk var. Fakat burası okul sistemi gibi sert ve düzene bağlı değil. Bundan dolayı çocuk isterse bir gün gelir ikinci gün gelmez. Zorunlu bir katılım şartımız yok. Ancak buna rağmen her gün ortalama, çoğunluğu kız öğrenci olmak üzere 250 civarında çocuk merkezimize geliyor. Merkezimiz çocuğun sosyal gelişimine katkı sunduğu için aile itiraz etmiyor. Çocuklarımızla merkezimizle ilgili sorular soruyoruz. Çocuklarımız bu sorulara en çok “keşke benim okulumda da böylesi bir merkez olsa” cevabını veriyor.
Gerçekten de birçok okulda böylesi bir donanım ve imkan yok. Burada bilgisayarlar, sinema salonu var. Çocuklarımız çok rahat, kendilerini iyi hissediyorlar. Amed’de devlete bağlı çocuk ve gençlik merkezleri var. Zaman zaman bizden bazı çocuklarımız oraya gidiyorlar fakat kısa süre içerisinde geri geliyorlar. “Neden geri geldiniz?” sorumuza ise “orada hiçbir şey yok, sadece soru çözüyorlar ve sinema var.” Yani bizim verdiğimiz hizmet sadece ders anlamında değil, çocuğun her türlü gelişimini sağlayacak kültürel, eğitimsel ve sosyal ile toplumsal oyunlar, projelerdir. Bu da hem çocuğun ufkunu açıyor, hem de biz görevlilere daha zevkli ve verimli bir eğitim zamanı sağlıyor. Çocuk hakları, insan hakları dersimiz en çok ilgi gören dersler arasında. Bu dersimizi hemen hemen her sınıfa veriyoruz.
Birçok yerde devlet eliyle veya cemaatlerin açtığı merkezler var.
O bahsettiğiniz okullarda bilinçli şekilde çocukları kendi ‘benliğinden’ uzaklaştırıyorlar. Bizim amacımız ise alternatif merkezleri çoğaltmak ve çocuklarımızı kaybetmemektir. Bu konuda başta velilerimize büyük sorumluluklar düşüyor. Velilere çağrımız, çocuklarına sahip çıksınlar. Onlara kendi kültürlerini, dillerini, kimliklerini yakından sunsunlar.
RIZA AYDOÐDU / NİHAL BAYRAM/AMED