Türkiye’ni Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin üç maddesine çekince koymasının ve bunun sürdürmesinin nedeninin, Kürt çocuklarının haklarını gasp etmekten kaynaklandığını belirten Çocuk Hakları Komisyonu Dönem Sözcüsü İsa Örken, artık bundan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989’da benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi, 2 Eylül 1990’da yürürlüğe girdi. Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni 14 Ekim 1990'da imzaladı. 27 Ocak 1995’te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe koydu. Sözleşmeyle her ne kadar çocuk haklarının korunması amaçlanıp taraf devletlerin bu hakların yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları gerekse de Türkiye bunun gereğini yapmıyor. Türkiye, sözleşmede yer alan 17, 29 ve 30'uncu maddelere çekince koydu. 

Türkiye çekince koyduğu söz konusu maddeler şöyle:

 * 17. madde: Çocuğun sağlığı ve esenliğinin gelişimi için bilgi ve belge edinmesi sağlanırken, azınlık grubuna ya da yerli ahaliye üye oluşuna göre dil gereksinimi dikkate alınır. 

 * 29. madde: Eğitimde fırsat eşitliği asıldır. Okul disiplini sağlanacaksa bu çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır olmalıdır. Çağdaş eğitim yöntemleri ile bilimsel ve teknik bilgiler sunulmalıdır. 

 * 30. madde: Azınlık ya da yerli halka üye çocuğa ait olduğu topluluğun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ile kendi dilini kullanma hakkına sahiptir.


Kürtlere karşı çekinceler

İnsan Hakları Derneği (iHD) Çocuk Hakları Komisyonu Dönem Sözcüsü İsa Örken, Türkiye'nin bu maddelere aslında Kürt çocukları için çekince koyduğunu belirterek, "Bunun içerisine Ermeniler, Rumlar ve diğer azınlıklar da yer alıyor. Diğer azınlıkların kendi okulları olduğu için özel bir statü var. Kürtler ise ne azınlık olarak ne de asli olarak kabul ediliyor. O yüzden iki taraftan da Kürt çocukları daha çok mağdur ediliyor. Kendi anadillerinden eğitim görmeyerek, diğer çocuklarla aynı yarışa sokuluyor. 17, 29 ve 30'uncu maddeye çekince koymuş. Ancak 2'nci maddeye baktığımız da bu sözleşmeyi kabul eden bütün devletlerin bütün ülkelerin aslında ayrım yapmaksızın yaklaşmaları gerektiğini görüyoruz" dedi.

 

Yaşam hakları bile alınıyor

 Çocukların en temel hakkı olan yaşam haklarının ellerinden alındığını ifade eden Örken, "Kürdistan'da devletin savaş araçlarıyla çocuklar öldürülüyor. Panzerlerle çocukların ezilmesine şahit oluyoruz. Yine bunun yanı sıra Türkiye'de yaşayan çocukların da haklarının olmadığını görüyoruz. Aileler, çocukları bir gelecek ve proje olarak görüyor. Çocuklar da herhangi bir insan gibi aynı haklara sahiptirler. Bunun da ötesinde çocukların pozitif haklarının olması gerekiyor. Çünkü onlar savunmasız insanlardır" diye konuştu. 

 

Çekincesiz ihlal

 Örken, çekince olmamasına rağmen en fazla sözleşmedeki 19'uncu maddenin ihlal edildiğini vurguladı. 19 madde ise "Çocuk her türlü sömürü, kötü muamele, şiddet ve ihmale karşı korunur" diyor. Örken, "Bir kere çocuklar devletin eliyle öldürülüyor. Çocuklar işçi olarak çalıştırılıyor,  okullara gönderilmiyor. Burada büyük bir sömürü var" diye kaydetti. 

Türkiye’nin maddeler üzerindeki çekinceleri kaldırması gerektiğinin altını çizen Örken, "Sözleşmenin tamamını kabul edip, çekinceleri kaldırıp, bunu doğru düzgün bir şekilde uygulaması gerekiyor. Bunu bütün ülkelerin yapması gerekiyor" dedi.



2 bin 828 çocuk cezaevlerinde

Cezaevlerindeki çocuklarla ilgili rapor hazırlayan CİSST ve TCPS, Adalet Bakanlığı verilerine dayanarak ülkede toplam 2 bin 828 çocuğun tutuklu olduğunu belirterek, işkence ve kötü muameleye ilişkin olarak en fazla şikayetin Sincan Çocuk Hapishanesi’nden geldiğini kaydetti.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ve Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (TCPS), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla cezaevlerindeki çocuklarla ilgili hazırladığı raporu yaptığı yazılı açıklamayla kamuoyuna açıkladı. Rapor, tutuklu çocuklara ilişkin hak ihlali iddiaları, bilgi ve denetim mekanizmalarına yapılan başvurular ile akıbetlerini kapsıyor. Raporda geçen 7 Nisan 2017 bazlı verilere göre, 12-18 yaş aralığında bin 715’i erkek, 63’ü kız olmak üzere bin 778 tutuklu bulunuyor. 994’ü erkek, 28’i kız olmak üzere bin 22 hükümlü çocuğun bulunduğu raporda, toplam 2 bin 828 çocuk tutuklunun olduğu açıklandı. 

 

Ceza alan 12 bin 423’e ulaştı

 Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı istatistiklerin, genellikle erkek-kadın ve tutuklu-hükümlü gibi sınıflandırmalara dayalı olarak yayınlandığı belirtilen raporda, “İstatistiklerin, sadece bu bağlamlarda paylaşılıyor olması, hapishanelerde bulunan yabancı, engelli, LGBTİ, azınlık gibi çocuk mahpus gruplarının ve ihtiyaçlarının görünmez olmasına sebep olabilmektedir. Ayrıca bu istatistikler anlık durumu göstermekte hapishanelerdeki nüfus sirkülasyonunu gösterememektedir. Bu nüfus sirkülasyonu, yıl içinde toplam hapis cezası alan çocukların sayısından gözlemlenebilmektedir. Adli Sicil ve İstatistik Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre sadece Çocuk ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri’nde, hakkında hapis cezası kararı verilen çocukların sayısı iki katına çıkarak önemli bir artış göstermiştir” denildi. Raporda, ceza alan çocukların sayısı 2009 yılında 5 bin 728 iken, bu rakamım 2016 yılında 12 bin 423 ulaştığı aktarıldı.

 

Sadece bir kişiye ceza verildi

 2010-2015 arasında ceza infaz kurumları ve eğitim evlerinde bulunan tutuklu çocuklar tarafından yapılan işkence ve kötü muamele vakalarında adı geçen 31 personel hakkında şikayet olduğu aktarılan raporda, “33’ü ise resen başlatılan 64 soruşturma açılmıştır. 64 soruşturma kapsamında da 484 personelle ilgili işlem başlatılmış; yalnızca 1 kişi hapis cezası almıştır” denildi. 

Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre ise 2015 ile 12 Eylül 2017’ye kadar 18 başvurunun yapıldığı ve bu başvurulardan, birinin akran şiddeti, diğerlerinin cezaevi görevlileri tarafından işkence ve kötü muameleye ilişkin iddiaları içeren başvurular olduğu ifade edilen raporda, şöyle denildi: "18 başvurudan 10’unun akıbetinin cezasızlık ile sonuçlandığı görülmekte, 2017’deki başvuruların akıbetleri veya soruşturmalar devam ediyorsa, soruşturmaların hangi aşamada olduğu bilgisi bulunmamaktadır. Bu rapor kapsamında ise Kasım 2015 - Haziran 2017 arasında 133 çocuğun şikayetine erişilebilmiştir. 133 çocuğun 203 şikayeti arasında 111’inin işkence ve kötü muamele ile ilgili olduğu görülmüştür. Bu şikayetler 15 hapishaneye dair bulunmakta olup, en fazla şikayet Sincan Çocuk Hapishanesi’nden gelmiştir.” 



Yoksul çocuklar cemaatlere teslim

Eğitimde fırsat eşitliğinin olmadığını hatırlatan Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, "AKP son dönemde, yoksul ve emekçi ailelerin çocuklarını protokol yaptığı vakıf, dernek ve cemaatlere teslim etmiştir" dedi. 

Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, çocukların eğitim, sağlık ve kamusal hizmetlerden eşit bir şekilde yararlanmadığını vurguladı. Karagöz, "Çocuklarımız bu ülkede çocukluklarını yaşayamıyor. Bunu birkaç örnekte verirsek büyük metropollerin sokaklarında çöp toplayan onlarca çocuk görebiliyoruz. Çocuklarımızın kütüphanelerde park ve bahçelerde oyun oynayarak zaman geçirmesi gerekirken; merdiven altı işletmelerde çocuk yaşta çocuk işçiliğini yaptığını görüyoruz. Kız çocuklarımızın çocuk yaşta evlendirildiklerini görüyoruz. Yoksul emekçi ailelerin çocuklarını, AKP son dönemde vakıf, dernek ve cemaatlerle yaptığı protokollerle onlara teslim etmiştir" diye konuştu. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ensar Vakfı, Birlik Vakfı ve İHH ile 86 protokol imzalandığını hatırlatan Karagöz, AKP'nin siyasal ve ideolojik ihtiyaçlarını çocuklar üzerinden kamusal bir alanla hayata geçirdiğini aktardı. Karagöz, "Bizler bu durum ve tutumu çocuklarımız açısından sağlıklı olmadığını ifade ediyoruz. Bu tutumu kesinlikle reddediyoruz. Çocuklarımız ve okullarımız siyasi iktidarın projesinin bir parçası olmamalı" ifadelerini kullandı. 

Açık ve net bir şekilde eğitimde fırsat eşitliğinin olmadığını kaydeden Karagöz, şöyle dedi: "Eğitim nitelikli, bilimsel, parasız, ulaşılabilinir, laik ve anadilde olmalıdır."


135 bin çocuk suça sürüklendi

İHD'nin yayımladığı çocuk raporuna göre, yıl içerisinde 'suça sürüklenen çocuk' sayısı 135 bin 517.

İnsan Hakları Derneği (İHD), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü vesilesiyle çocuklara ilişkin raporunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerinden de yararlanılan raporda, 2017 verilerine göre nüfusun 22 milyon 891’inin çocuklardan oluştuğuna işaret edildi. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon mülteci çocuğun bulunduğu aktarılan raporda, Türkiye’de toplam 7 çocuk cezaevi bulunduğu ve bin 825’i hükümlü olmak üzere 2 bin 828 çocuğun cezaevlerinde bulunduğunun altı çizildi. 


600 bebek de cezaevinde

 “Çocuklar kreş ve anaokulu yerine cezaevinde büyüyorlar” değerlendirmesine yer verilen raporda, 0-6 yaş aralığındaki 629 çocuğun anneleriyle birlikte cezaevlerinde kaldığına ve bu çocukların 482’sinin 0-3 yaş aralığındaki bebeklerden oluştuğu vurgulandı. 


333 bin çocuk karakolluk

TÜİK verilerine göre 2016 yılında polis karakolu veya jandarma karakolu gibi devlet güçlerine gelen veya getirilen çocuk sayısının 2015’e göre yüzde 10 artış gösterdiği kaydedilen raporda, 333 bin 435 bin çocuğun karakolluk olduğunun altı çizildi. Bu konuda kimi veriler ise şöyle sıralandı:

 * Çocuklarla ilgili 114 bin 752 ceza dava açılmıştır.


27 bin çocuğa hapis cezası

* Ceza mahkemelerine 12-14  ve 15-17 yaş gruplarında 246 bin çocuk getirilmiştir. Bu davalardan 87 bin çocuk hakkında mahkumiyete hükmedilmiş, 27 bin çocuk için hapis cezası verilmiştir. Diğer mahkumiyetler başka cezai yaptırımlara çevrilmiştir.

 * Davaların 65 bini karara bağlanmış; 49 bini bir sonraki yıla devretmiştir.

 * Çocuk ağır ceza mahkemelerinde 8 bin 924 dava açılmış ve bunların 4 bin 961’i karara bağlanmış 3 bin 963’ü bir sonraki yıla devretmiştir. Çocuklarla ilgili davalar ortalama 250 gün sürmektedir. Yıl içerisinde gelen davalarda “suça sürüklenen çocuk” sayısı 135 bin 517 olarak raporlanmıştır.

 

Yüz binlerce çocuk işçi

Çocuk emeğinin sömürülmesine de yer verilen raporda, Türkiye’de ekonomik faaliyette çalışan 6-17 yaş grubundaki çocukların istihdam oranının yüzde 5,9 olduğu ve toplamda 890 bin çocuk işçi bulunduğu belirtildi. Raporda, ayrıca çalışan çocukların 49,8’inin okula devam ettiğini ancak bunlardan 50,2’sinin okuyamadığı aktarıldı. 


Kentlerin yıkılması ve çocuklar

En fazla hak ihlalinin silahlı çatışmalardan dolayı yaşandığına dikkat çekilen raporda, TİHV’in 17 Ağustos 2017 tarihli "2 yılda ilan edilen sokağa çıkma yasakları" başlıklı raporunda 11 il ve en az 45 ilçede en az 252 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildiği belirtilerek, şöyle denildi: “Bu rapora göre en az 1 milyon 809 bin kişi bu yasaklardan etkilenmiştir. Bu yasaklar halen birçok köyde uygulanmaya devam etmektedir. 


On binlerce çocuk evsiz kaldı

Bu yasaklar süresi içinde kent içerisindeki ağır silahlı çatışma hali ve devamındaki bina yıkımları sonucu 10 binlerce konut ve yine 10 binlerce işyeri ile çok sayıda kamu binaları zarar gördüğünden yaklaşık 500 bin insanın yaşayacak evi kalmamıştır. Doğal olarak 10 binlerce çocuk evsiz ve okulsuz kalmıştır.


300 bin çocuk eğitime erişemedi

 Çatışma ortamında etkilenen çocukların yaşadığı travmaların giderilmesi konusunda ne tür Psiko-Sosyal çalışmanın yapıldığı ve kaç çocuğun yararlandığı bilinmemektedir. Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamaya göre, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde ‘yaklaşık 300 bin çocuk eğitime erişemedi.’ 2016-2017 eğitim yılında da büyük oranda bu sorunun devam ettiği bilgisi açıklamada yer almıştır.” 

 

20 çocuk katledildi

 Raporda, bu yasaklarla birlikte okullarda cereyan eden milliyetçi tutumlar ile Kürtçe yasaklarına da işaret edilerek, çatışmalı ortamın çocukların yaşamlarını yitirmesine neden olduğu vurgulandı. Sadece bu yıl içerisinde mayın ve sahipsiz bombaların patlaması sonucu 6 çocuğun, güvenlik birimlerinin silah kullanma yetkisini aşması sonucu 6 çocuğun ve ayrıca panzerlerin insanları ezmesi sonucu 8 çocuğun hayatını kaybettiği kaydedildi. 

 

İHD’nin topladığı veriler

 İHD, imkanları dahilinde derlediği kimi ihlal verileri de şöyle sıraladı: 

* Resmi hata ve ihmal sonucu 23 çocuk hayatını kaybetti. 

* 17 çocuk intihar girişimde bulundu, 12’si hayatını kaybetti; 5 çocuk kuşkulu bir şekilde öldü.

 * 136 çocuk toplumsal alanda, 24 çocuk ev içerisinde, 7 çocuk da okulda darp ve cebire maruz kaldı.

* 308 çocuğun toplumsal alanda, evde ve okulda cinsel istismara maruz kaldığı basına yansıyan haberlerden elde edildi.

 * Eğitim Sen tarafından "Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu"na göre 2017 yılının ilk 5 ayında 182 çocuk, okullarda ve çocukların devam ettiği eğitim ve barınma yerlerinde cinsel istismara uğradı.

* Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre 2016’da çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlar kapsamında 21 bin 189 karar verildi. Karar çıkan davalarda sanıkların yüzde 58,8 mahkum oldu.

 * 2017 içerisinde İHD’ye yapılan başvuru ve basın taramalarında elde edilen bilgilere göre: 100 çocuk toplumsal olaylar sırasında gözaltına alındı.

* 2016 yılı TÜİK verilerine göre yaklaşık 600 bin evliliğin yüzde 4.6’sı çocuk evliliklerden oluştuğu, doğum istatistiklerine göre ise çocuk yaşta doğum yapanların oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir.


İSTANBUL